Yemen Seyahati ( M.583)
Peygamberimiz Aleyhisselâm 17 yaşında da, diğer amcaları Zübeyr ve Abbas'ın yanında Yemen ticaret Kaafilesine katılarak bu ülkeye gidip geldi. Bu yolculukta da kendisinde büyük haller görüldü. Araplar arasında şan ve şerefi iyice yükseldi.
Hılfülfudul Cemiyeti ve Andlaşması (M. 591 )
Cahilliyet devrinde Arap kabileleri arasında kan dâvaları, iç savaşlar eksik olmazdı. Yalnız dört haram ay olan Receb, Zilkade, Zilhicce ve Muharrem'de savaşmak haram kabul edilirdi. Eğer bu aylarda da, savaş yapılırsa, buna Ficar Savaşları adı verilirdi.
Kureyşliler ile Havazin kabilesi arasında çıkan ve dört yıl süren böyle bir Ficar Harbine, Peygamberimiz Aleyhisselâm da 20 yaşında iken amcalarıyla beraber katılmıştır. Kureyş'in haklı olduğu bu savaşta, Efendimiz (A.S) hiç kimsenin kanını dökmemiş, bir ok bile atmamıştı. Ancak, düşmanı oklarını toplayıp amcalarına vermişti.
Peygamberimiz Aleyhisselâm 20 yaşında iken, Mekke'de yerli ve yabancı herkesin can ve mal emniyetinin korunması, asayişin sağlanması, adaletin işlemesi gibi hususlara sahip çıkan "Hılfulfudul = Fadılların Yemini" adıyla anılan cemiyette bulunmuş, amcalarıyla beraber kurucuları arasında yer almıştır.
Şam Seyahati (M. 595)
Efendimiz, amcalarının yanında ticaret hayatını öğrenmiş ve bu işle uğraşmaya başlamıştı. Eskiden beri kavmi arasında akıl, zekâ, kabiliyet ve doğruluğu ile biliniyordu. Bu sebeple herkese emniyet ve güven verdiği için kendisine "Emîn" lâkabı verilmişti.
Kureyş'in zengin kadınlarından, yüksek ahlâkı ve yardımseverliği ile tanınmış dul bir hanım olan Hatice, bazı kimselere sermaye ve yardımda bulunarak ortak ticaret yapardı. İlk kocasının ölümünden sonra, kendisi ile evlenmek isteyenler hayli fazla olduğu halde, hiçbirini kabul etmemişti. Peygamberimiz Aleyhisselâmın doğruluk ve dürüstlüğünü duymuş, kendisine sermaye vererek kölesi Meysere ile beraber Şam'a büyük bir ticaret kervanı kaldırmıştı.
Peygamberimiz Aleyhisselâm bu seyahatinde Şam'a varmadı. Rahib Bahira'nın ölümünden sonra yerine geçen Rahib Nastura, O'ndaki alâmetleri sezerek bir zarar gelmemesi için, mallarını Busra'da sattırdı. Üç ay süren bu yolculuktan çok büyük bir kârla Mekke'ye dönen Peygamberimiz Aleyhisselâm, Hatice'nin dikkatini çekti. Çünkü O'nun doğruluğu sayesinde, o zamana kadar görülmemiş bir kâr elde etmişti.