ONSEKÎZÎNCÎ BÖLÜM
RASULULLAHIN BİNDİGİ
HAYVANLAR
Rasulullahın Atları
Rasulullah'ın Devesi
Rasulullahın Katırı
Rasulullahın Eşeği
Rasulullahın Hayvanına
Vurulan Eğer
Rasulullah Hayvana
Binerken Ne Derdi
Rasulullah'ın Yürüyüşü
ONSEKÎZÎNCÎ BÖLÜM
RASULULLAHIN BİNDİGİ HAYVANLAR
Rasulullahın Atları
1125)
Enes şöyle demiştir:
"Rasulullah'm (s.a.v.),
kadınlardan sonra, atlardan daha çok sevdiği bir şey yoktu."
1126)
Ebu Hureyre şöyle demiştir:
"Rasulullah'm (s.a.v.) en sevdiği
atlar, doru renkli, burnunda beyazlık olan, iyi koşan, uysal,
ayağının sağ tarafında beyaz benler bulunan atlardı."
1127)
îbn Abbas şunu söyledi: "Rasulullah'm (s.a.v.) "el-Mürteciz"
denilen bir atı vardı.
Musannif (yazar) şöyle demiştir:
Rasulullah'ın (s.a.v.) sahip olduğu ilk at, "es-Sekb" denilen
attı. el-Murteciz de O'na aitti. O, bir bedeviden satın aldığı
ve buna Huzeyme İbn Sabit'in de şahit olduğu attı. "el-Lizaz"
demlen at, "et-Tırf denilen at, "el-Verd" denilen at, "en-Nahif
denilen at (ki bazıları "el-Lahîf' derler) da O'na aitti.
Bazı alimler, Rasulullah'm
(s.a.v.) atlarından birisini, "el-Ya'sub" diye isimlendirirler.
Rasulullah'ın Devesi
1128)
Enes şunu anlattı:
Rasulullah'm (s.a.v.) devesinin
adı "el-Adba" idi. Hiçbir deve onu geçemiyordu. Fakat bir
bedevi, bir iş devesiyle gelip onu geçti. Bu, müslümanlarm
zoruna gitti. Rasulullah (s.a.v.):
- "Neyiniz var?" diye sordu.
Onlar:
- el-Adba yarışta kaybetti,
dediler. Bunun üzerine Rasulullah:
- "Allah'ın kanunudur. Dünyada
yükselen hiçbir şey yoktur ki, Allah onu aşağı indirmesin"
buyurdu.
1129)
îbn Ömer şöyle dedi:
"Rasulullah (s.a.v.), fetih günü
Mekke'ye devesi Kasva'nın üzerinde girdi."
1130)
Muaz şöyle dedi:
"Kırmızı bir devenin üzerinde
Rasulullah'ın terkisindeydim."
1131)
Hişam İbn Urve'nin babası şunu anlattı:
Rasulullah (s.a.v.) çıkıp Osman'ı,
hasta olan kızının yanında bıraktığında, Usame'yi de
bıraktığında onlar ansızın tekbir sesi duydular. Bu esnada Zeyd
İbn Harise, Rasulullah'm (s.a.v.) devesi el-Ced'a üzerinde
geldi. Zeyd: Falanca öldürüldü. Falanca esir edildi diye
konuşuyordu.
el-Kasva'nın, o el-Adb ve el-Ced'a
olduğunu bil.
1132)
Said Îbnu'l-Museyyeb şöyle dedi: "Onun kulağının ucunda kesiklik
vardı." el-Ced'a: Kulağı koparılan demektir. eî-Maksuwe
kulağının bir kısmı kesilen demektir.
1133)
Bize, şeyhimiz İbn Nasr, Sa'leb'den şunu anlattı:
Bunlar Rasulullah'm (s.a.v.) bir
devesinin isimleriydi: O deve, ne Ced'a (kulağı kopuk), ne de
Maksuvve (kulağının bir kısmı kesik) idi.
Rasulullahın Katırı
1134)
el-Abbas Ibn Abdilmuttalib şunu anlattı:
Huneyn savaşında Rasulullah'm
(s.a.v.) yanındaydım. O'mın yanında, benimle Ebu Sufyan
İbn'ul-Haris Ibn Abdilınuttalib'den başka hiç kimse kalmamıştı.
Rasulullah (s.a.v.) ise Ferve İbn Nufase'nin hediye ettiği beyaz
katırının üzerindeydi.
1135)
el-Asbağ İbn Nubate şunu anlattı:
Ali (îbn Ebi Talib), Nehrevan
halkıyla savaştığında, Rasulullah'm (s.a.v.) boz katırına
binmişti.
Musannif şöyle demiştir:
Onun katırına, eş-Şehba
deniliyordu. Düldül de deniliyordu.
Rasulullahın Eşeği
1136)
Muaz şöyle demiştir:
"Ufeyr denilen bir eşeğin
üzerinde, Rasulullah'm (s.a.v.) terkisin-deydim."
1137)
Enes İbn Malik şöyle dedi:
"Rasulullah'ı (s.a.v.), üzerinde
semer bulunan bir eşeğin üzerinde gördüm."
1138)
Enes şöyle dedi:
"Peygamber'i (s.a.v.) Hayber
savaşından ve Benî Nadir'le yapılan savaşta, semer vurulmuş ve
hurma lifi ipinden yapılmış bir yular geçirilmiş bir eşeğin
üzerinde gördüm."
Rasulullahın Hayvanına Vurulan Eğer
1139)
Ebu Abdirrahman el-Fihri şunu anlattı:
Çok sıcak bir yaz günü, Huneyn
savaşında Rasulullah'm (s.a.v.) yanında bulundum. Rasuîullah
(s.a.v.):
- "Bilal! Benim atımı eğerle"
dedi.
Bilal, pek de ahım şahım olmayan,
keçeden yapılmış ince bir eğer çıkardı.
Rasulullah Hayvana Binerken Ne Derdi?
1140)
Ali İbn Rabia şöyle derdi:
'
Rasulullah'a (s.a.v.), binmesi
için bir hayvanın getirildiğini gördüm. Rasulullah (s.a.v.)
ayağını üzengiye koyunca:
- "Bismillah" dedi. Hayvanın
üzerine yerleşince de:
- "Bunu bizim emrimize veren
Allah'a hamdolsun. Biz ona güç yetiremezdik. Şüphesiz biz
Rabbhniz'e döneceğiz" dedi.
Sonra üç defa Allah'a hamdetti. Üç
defa da tekbir getirip:
"Seni her türlü noksanlık ve
kusurdan tenzih ederim. Senden başka ilah yoktur. Ben kendime
zulmettim, beni bağışla" dedi.
Daha sonra da güldü. Ben de:
-Neden güldün ya Rasulellah? dedim. Rasulullah (s.a.v.) şöyle
cevap verdi:
- "Kul: Beni bağışla dediğinde,
Rab, kulundan hoşlanıyor ve: Kulum günahları ancak benim
bağışlayabileciğimi biliyor, diyor."
Rasulullah'ın Yürüyüşü
1141)
Hişam anlattı:
Usame'ye, Veda haccmda
Rasulullah'm (s.a.v.) yürüyüşü hakkında soruldu. O da:
"O'nun yürüyüşü anaktı (hayvanın
bırakılarak kendi haline git-mesiydi). Meydan bulduğunda
koştururdu."