ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
RASULULLAH'IN HICRETIYLE
İLGİLİ BÖLÜMLER
Rasulullahın Mağaraya Gidişi
Mağarada Meydana Gelen
Olaylar
Medineye Giderken,
Rasulullahın Başından Geçenler
Ummu Ma'bed Hadisi
Ebu Bekrin Medine'ye
Giderken Rasulullah'ın Kim Olduğunu Belirtmemesi
Rasulullah’ın Medine'ye
Giderken Bureyde El-Eslemi'yle Karşılaşması, Bureyde'nin Adıyla
İyi Yorumlarda Bulunması
Medine Halkının Rasulullah'ı
Karşılaması Ve Rasulullahın Oraya Girişi
Rasulullah'ın Medine'ye
Geldiği Gün.
Rasulullah'ın Medine'ye
Girdiğinde Konakladığı Yer
Medinelilerin Rasulullahın
Gelişine Sevinmeleri
Medine'ye Gelince
Rasulullahın Abdullah İbn Selamla Görüşmesi
Medine'nin Fazileti
Peygamber Mescidinin
Yapılışı
Peygamber Mescidinin
Üstünlüğü (Fazileti)
Rasulullah'ın Eviyle Minberi
Arasındaki Yer
Rasulullah'ın Evleri Ve
Hanımlarının Odaları
Rasulullah'ın Ashabına
Medine'yi Sevdirmesi İçin Yaptığı Dua.
Rasulullah'ın Beytulmakdis'e
Doğru Namaz Kılması Ve Kıblenin Değiştirilmesi
Kıblenin Değiştirildiği
Vakit
Ramazan Orucunun Farz
Kılınması
Rasulullah’ın Medine'de
Korunması
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
RASULULLAH'IN HICRETIYLE İLGİLİ BÖLÜMLER
Rasulullahın Mağaraya Gidişi
315)
Hz. Aişe (r. a.) anlattı:
Biz, öğle vaktinin sıcağında Ebu
Bekr'in evinde (evimizde) otururken birisi Ebu Bekr'e:
-İşte bu Rasulullah (s.a.v.) bize,
hiç gelmediği bir saatte başı örtülü olarak geliyor, dedi. Ebu
Bekr:
-Anam, babam ona feda olsun. Onun
bu saatte gelmesi, ancak bir meseleden dolayıdır, dedi.
Rasulullah geldi. İçeri girmek
için izin istedi. İzin verildi ve içeri girdi. Ebu Bekr'e:
-Yanındakileri dışarı çıkar, dedi.
Ebu Bekr:
-Ya Rasulallah! Onlar senin ailen
ve mahremindir, dedi.
Bunun üzerine Rasulullah (s.a.v.):
- "Benim buradan çıkmama izin
verildi" dedi. Ebu Bekr:
-Ya Rasulellah! Babam sana feda
olsun! Sana arkadaşlık etmem de var mı? dedi. Rasulullah
(s.a.v.):
-Evet, var, dedi. Ebu Bekr:
-Şu iki deveden birisini al, dedi.
Rasulullah (s.a.v.):
-"Ancak bedelini Ödeyerek alırım"
dedi.
Rasulullah'la (s.a.v.) Ebu Bekr'in
yolculuk esnasında ihtiyaç duyacakları şeyleri çabucak
hazırladık. Onlar için bir torbaya azık koyduk. Esma Bint Ebi
Bekr kemerinden bir parça koparıp onunla tor-banm ağzını
bağladı. Bu yüzden Esma "iki kemerli" diye adlandırıldı.
Daha sonra Rasulullah'la Ebu Bekr,
Sevr dağındaki bir mağaraya ulaştılar. Orada üç gece kaldılar.
Abdullah İbn Ebi Bekr (Ebu Bekr'in oğlu Abdullah) geceleyin
onların yanlarında kalıyordu. Abdullah çok anlayışlı ve
becerikli bir gençti. Seher vakti onların yanından ayrılır,
geceleyin Mekke'de kalmış gibi, sabahleyin Kureyşlilerin
yanında olurdu.
Rasulullah'la (s.a.v.) Ebu Bekr'e
karşı hazırlanan hile ve tuzaklardan duyduklarını hemen beller,
karanlık çökünce gelir onlara haber verirdi.
Ebu Bekr'in azatlı kölesi Amir İbn
Fuheyre o civarda bol sütlü, sağmal koyun otlatır, akşamdan bir
müddet geçince Rasulullah'la Ebu Bekr'e getirirdi. Onlar da
(sağıp) taze süt içerek gecelerlerdi. O süt kendi sağmal
koyunlarının sütüydü. Nihayet, gecenin sonunda Amir İbn Fuheyre
(mağaranın Önüne gelir) sağmal koyuna seslenirdi. (Alır yaymağa
götürürdü). Her üç gece bunu yapmıştı.
Rasulullah'la Ebu Bekr, ed-DÜ
oğullarından birisini kiralamışlardı. O, hâlâ Kureyş
kafirlerinin dini üzereydi. Fakat onun doğruluğuna itimat ederek
develerini ona teslim etmişler, üç gece sonra develeriyle
birlikte Sevr mağarasında buluşmak üzere sözleşmişlerdi.
316)
Bize Aişe'den rivayet edildi:
Rasulullah çıkmak (hicret etmek)
istediğinde Ebu Bekr'e geldi. Ebu Bekr'in evinin arkasındaki bir
pencere deliğinden çıkıp Sevr dağına gittiler.
317)
El-Vakidî, şeyhlerinden şunu rivayet etti: Rasulullah (s.a.v.)
Ebu Bekr'in evinde gece oluncaya kadar kaldı. Çıkışları, safer
ayının bitmesine üç gece kala olmuştu.
Mağarada Meydana Gelen Olaylar
318) Ebu Bekr, Enes'e şunu
anlattı: Mağaradayken Rasulullah'a:
- Onlardan birisi, ayaklarına
bakacak olsa mutlaka bizi görecek, dedim.
Bunun üzerine Rasulullah (s.a.v.):
- "Ebu Bekr! Üçüncüsü Allah plan
iki kişiyi sen ne zannediyorsun" buyurdu.
319) Enes anlattı: Mağaraya
vardıkları gece, Ebu Bekr:
-Ya Rasulellah! Bırak, ben senden
önce gireyim. Orada (birşey} varsa, senden önce bana gelsin,
dedi. Rasulullah (s.a.v.):
-"Gir bakalım" dedi.
Ebu Bekr mağaraya girdi. Eliyle
yoklamağa başladı. Bir delik olduğunu farkedince, elbisesini
yırtıp deliği tıkadı. Bunu o kıyafetin ta-mamıyle yapmıştı. Bir
delik (yılan deliği) kalınca oraya da Ökçesini koymuştu.
Daha sonra Rasulullah (s.a.v.)
mağaraya inmişti. Sabah olunca, Rasulullah' (s.a.v.) ona:
- "Ebu Bekr! Elbisen nerede?"
dedi.
Ebu Bekr yaptığım ona anlattı.
Peygamber (s.a.v.) ellerini kaldırıp:
- "Allah'ım! Kıyamet gününde, Ebu
Bekr'i benim yanımda benim derecemde yap" dedi. Allah Teala
ona: Senin duanı kabul ettim, diye vahyetti.
320) Ömer Îbnu'l-Hattab'm şöyle
dediği rivayet edilmiştir:
-Vallahi, Ebu Bekr'in o gece ve o
günü Ömer'in âl'inden (Ömer'in bütün ailesinden) daha
hayırlıdır.
Sana, onun o gece ve gününü
anlatmamı ister misin? Ben de:
- Müminlerin emiri! Bana anlat,
dedim. Ömer:
- Gecesi şudur: Rasulullah
(s.a.v.) Mekke halkından gizli olarak çıktığında gece gitti.
Ebu Bekr de ona uydu. O, bazen Rasulullah'm ö-nünde bazan
arkasında, bazan sağında, bazan da solunda yürüyordu. Rasulullah
(s.a.v.) ona:
- "Ebu Bekr! Bu ne hal böyle? Bu
hareketinin ne demek olduğunu anlayamıyorum" dedi. Ebu Bekr:
- Ya Rasulellah! Gözetlendiğini
hatırlıyorum. Önünde yürüyorum. Arandığını hatırladıkça da
arkanda yürüyorum. Sağından ve solundan gelecekleri
düşünüyorum da bir türlü sana zarar gelmeyeceğinden emin
olamıyorum, dedi.
Rasulullah (s.a.v.) o geĞe
parmaklarının ucuna basarak yürümüş ve sonunda ayakları
ağrımıştı. Ebu Bekr, Rasulullah'm ayaklarının rahatsızlandığını
görünce onu sırtına aldı. Taşımakta güçlük çekti ama mağaraya
kadar götürdü ve orada sırtından indirdi. Ebu Bekr:
- Seni hak dinle gönderen Allah'a
yemin olsun! Oraya ben girmeden sen girmemelisin. Eğer orada
birşey (zarar, musibet) varsa, senden önce bana gelsin, dedi ve
önce o girdi. Hiçbir şey göremeyince, Rasulul-lah'ı taşıyıp
oraya soktu.
Mağarada içinde çeşitli yılanların
bulunduğu delikler vardı. Ebu Bekr, o deliklerden bir yılanın
çıkıp da Rasulullah'a zarar vermesinden korktu. Deliklerden
birine ayağını tıkadı. Yılanlar ona dokunmağa ve onu sokmağa
başladılar. Ebu Bekr'den yaşlar akarken, Rasulullah da:
- "Ebu Bekr! Üzülme, Allah
bizimledir" diyordu.
Allah Ebu Bekr'e sükunetini ye
metanetini indirdi. İşte bu, onun gecesidir.
321)
El-Vakidî, şeyhlerinden anlattı: Kureyşliler, Rasulullah'ı çok
sıkı bir şekilde aradıktan sonra mağaranın kapısına geldiler ve:
-Üzerinde, Muhammed'in doğumundan
öncesine ait bir örümcek (ağı) var, deyip çekti gittiler.
322)
Esma Bint Ebi Bekr anlattı:
Biz durumu (Rasulullah'la "Ebu
Bekr'in nerede olduklarını) bilmiyorduk. Derken, Mekke'nin
aşağısından Araplar gibi şarkı söyleyen bir cin geldi. Halk onun
peşine düşmüştü. Sesini duyuyorlar ama kendini göremiyorlardı.
Sonunda şiiri söyleyerek Mekke'nin yukarısından çıkıp gitti:
İnsanların Rabbi olan Allah, Ummu
Ma'bed'in çadırlarında kalan iki arkadaşa en iyi karşılığı
vermiştir.
İnşaallah bu kıssa yakında
anlatılacak.
Medineye Giderken, Rasulullahın Başından Geçenler
323)
Ebu'l-Hasen el-Bera şöyle dedi:
Rasulullah (s.a.v.) mağaradan,
Rabiulevvel ayının başında, perşembe gecesi çıktı.
324)
Muhammed Ibn Sa'd: Rasulullah'm mağaradan, Rabiulevvel ayının
dördünde, pazartesi gecesi çıktığını söylemiştir.
Ben de şöyle derim: Rasulullab
(s.a.v.) mağarada üç gün kaldı. Yanında Ebu Bekr, Amir tbn
Fuheyre ve halâ kendi kavminin dininde olan, kılavuzları
Abdullah İbn Uraykıt el-Leysi olduğu halde yola çıktı. Kılavuz,
onları sahil yolundan götürdü.
325)
El-Bera îbn Azib anlattı:
Ebu Bekr, Azib'ten bir eğer satın
alıp:
- Bera'ya, onu evime götürmesini
söyle, dedi. Azib:
-Hayır! Sen hicrette Rasulullah'la
birlikte yola çıktığınızda nasıl yaptığım anlatman şartıyle,
dedi.
Ebu Bekr şöyle anlattı:
Geceleyin yola çıktık ve öğleye
kadar yola devam ettik. Gölgesine sığınabileceğim bir yer var mı
diye göz gezdirirken bir kaya gördüm. Onun yanına gittim. Hâlâ
gölgesi vardı. Kayanın gölgesinde, Rasulullah için bir yeri
düzelttikten sonra bir post serdim ve:
-Ya Rasuîellah! Sen yat, uyu!
dedim ve Rasulullah yatıp uyudu.
Sonra, arayan birisi var mı diye
bakınmağa başladım. Bir davar çobanı gördüm.
-Sen, kimin çobanısın çocuk? diye
sordum.
-Kureyşlilerden birisinin diye
cevap verdi.
Adamın adını söyleyince kim
olduğunu tanıdım. Çobana:
-Davarında süt var mı? dedim
-Evet, diye cevap verdi.
-Benim için süt sağar mısın?
dedim.
Ona bir koyun tutmasını söyledim.
Daha sonra da koyunun me-mesindeki tozu toprağı temizlemesini
söyledim. Arkasından, ellerinin tozunu toprağını temizlemesini
söyledim. Yanımda, ağzında bir bez parçası olan bir tulum vardı.
Çoban bana biraz süt sağdı. Sütü çanağa döktüm. Nihayet sütün
alt kısmı soğudu. Sonra Rasulullah'm (s.a.v.) yanma geldim.
-İç, ya Rasulellah! dedim.
Rasulullah sütü içince benim de içim rahatladı. Daha sonra:
-Artık yolculuk vakti geldi,
dedim.
Biz yola koyulduk. Müşrikler de
bizi arıyorlardı. Bize onlardan sadece atının üzerindeki Suraka
İbn Malik İbn Cu'şum yetişebildi. Ben:
-Ya Rasulellah! Bu bizi arıyor.
Bize yetişti, dedim. Rasulullah (s.a.v.):
- "Üzülme! Allah bizimledir" dedi.
Suraka bize yaklaşıp aramızda bir,
iki veya üç mızrak boyu mesafe kalınca:
-Ya Rasulellah! Bu bizi arıyor.
Bize yetişti, dedim ve ağladım.
- "Niye ağlıyorsun? dedi.
- Vallahi, ben kendim için
ağlamıyorum. Senin için ağlıyorum, dedim.
Rasulullah (s.a.v.) Suraka
hakkında şu bedduayı yaptı:
- "Allah'ım! Ona karşı dilediğin
şeyle, bize kafi ol."
Düz arazide atının ayakları
karnına kadar yere gömüldü. Kendisi de atın üzerinden yere
yuvarlandı. Suraka:
-Muhammedi Anladım ki bu senin
işindir. Dua et de, Allah beni, şu içinde bulunduğum durumdan,
kurtarsın. Vallahi, aramak için arkamdan gelenleri şaşırtıp
sizin halinizi gizleyeceğim, dedi. İşte bu benim ok torbam.
Ondan bir ok al. Sen falan falan yerde, develerimin ve
davarlarımın yanına uğrayacaksın, onlardan neye ihtiyacın varsa,
al, dedi. Rasulullah (s.a.v,):
- "Benim onlara ihtiyacım yok"
dedi. Onun ve atının kurtulması için Allah'a dua etti. Suraka
arkadaşlarının yanma dönmek üzere hareket etti.
326)
Abdurrahman İbn Malik el-Mudlucî'den rivayet edildi. (Babasının
söylediğine göre) Suraka'yı şunları anlatırken dinlemiş:
Kureyş kafirlerinin elçileri,
Rasulullah'la (s.a.v.) Ebu Bekr'den her birini öldüren veya esir
eden kimseye mükafat olarak birer diyet (yüzer deve)
verileceğini duyurmağa geldiler.
Ben kavmimin (Mudlic oğullarının)
meclislerinden birinde otururken, onlardan birisi gelip
tepemize dikildi ve:
-Suraka! Ben biraz önce sahile
doğru giden karartılar gördüm. Sanırım o karaltılar Muhammed'le
arkadaşlarıdır, dedi.
Onların, Muhammed'le ashabı
olduğunu anladım. Aı^a: Senin gördüğün karaltılar, onlar değil.
Fakat sen falan falanı gördün (kaybettiklerini aramak üzere)
onlar gözümüzün önünden geçip gittiler, dedim. Toplantı yerinde
bir süre oyalandıktan sonra kalkıp evime girdim.
Cariyeme atımı çıkarmasını ve
tepenin arkasında beklemesini emrettim. Mızrağımı aldım ve evin
arka tarafından çıkardım. Mızrağın alt tarafını, yerde
sürükleyerek üst tarafını da, aşağıya doğru tutarak atımın
yanına vardım. Ona bindim. Bir an Önce yaklaştırması için atı
dört nala kaldırdım. Sonunda ona yaklaştım. At tökezledi. Ben de
atın üzerinden yere yuvarlandım. Kalktım. Elimi fal oku
torbasına uzattım. Ondan fal oklarını çıkardım. Şunlara, zarar
verir miyim? Yoksa vermez miyim? diye onlarla fal çektim.
Hoşlanmadığım (zarar veremeyeceğim) ok çıktı. Atıma bindim fal
oklarına inanmadım. Rasulullah'm okuduğunu duyacak kadar
yaklaştım. Rasulullah (s.a.v.) arkasına dönüp bakmıyor, Ebu
Bekr ise sık sık bakıyordu. Atımın iki ön ayağı yere gömüldü.
Öyle ki dizlerine kadar
gömülmüştü. Ben de attan yere yuvarlandım. Atı kalkmağa
zorladım. Kalkmağa çalıştı ama ayaklarını gömüldüğü yerden
çıkaramadı. Hayvanın bir ayağı doğrulur doğrulmaz, yere gömülen
ön ayaklarının izlerinden göğe doğru, duman gibi bir toz bulutu
yükselip dağıldı. Fal oklarını çektim. Hoşlanmadığım ok çıktı.
Onlara: El-eman diye seslendim. Onlar durdular, atıma bindim.
Onların böyle korunduğunu görünce,
Rasulullah'm (s.a.v.) işininin (İslam'ın) üstün geleceğine
kanaat getirdim. Ona:
-Kavmin senin başına diyet (yüz
deve) koydu, dedim.
Onlara Kureyşlilerin ne yapmak
istediklerini haber verdim. Yol azığını ve eşyalarımı onlara
takdim ettim. Benim hiçbir şeyimi almadılar ve benden hiçbir
(şey) istemediler. Sadece şunu söyledi: Bizim durumumuzu gizle.
Ondan benim için bir emanname
yazmasını istedim. Amir Ibn Fuheyre'ye yazmasını emretti. O da
bir deri parçasına yazdı. Sonra Rasulullah gitti.
327)
Ez-Zuhri şöyle dedi:
Bana Urve İbnu'z-Zubeyr şunu haber
verdi:
Rasulullah (s.a.v.) Şam'dan
dönmekte olan bir müslüman tacirler kafilesi arasında ez-Zubeyr'le
karşılaştı. Ez-Zubeyr, Rasulullah'a ve Ebu Bekr'e beyaz
elbiseler giydirdi.
Ummu
Ma'bed Hadisi
328)
Ebu Ma'bed el-Huza'î anlatmaktadır. Rasulullah (s.a.v.) Ebu Bekr,
Amir Ibn Fuheyre ve kılavuzları Abdullah îbn Uraykıt Mekke'den
Medine'ye hicret ederken Ummu Ma'bed el-Huza'ıyye'nin çadırına
uğradılar. Ummu Ma'bed, akıllı, iffetli ve güçlü bir kadındı.
Çadırın önüne oturur, yolcuların yiyecek ve içecek ihtiyaçlarını
sağlardı.
Onlar, Ummu Ma'bed'den hurma ve et
satın almak istediler. Ummu Ma'bed1 de bu istediklerinden
hiçbirini bulamadılar. Çünkü a-zığı bitenler ve kuraklıktan
dolayı hiçbir şeyi olmayanlar onda hiç birşey bırakmamışlardı.
Ummu Ma'bed:
-Vallahi, yanımızda birşey
olsaydı, ikram etmekten çekinmezdim, dedi.
Rasulullah (s.a.v.) çadırın
yanında duran bir koyun gördü ve:
- Ummu Ma'bed! Şu koyun nedir?
dedi. Ummu Ma'bed:
- O, bitkinlik ve dermansızlıktan
dolayı sürüden geri kalmış bir koyundur, dedi. Rasulullah
(s.a.v.):
- Onun sütü var mı? diye sordu.
Ummu Ma'bed:
- O bundan tamamıyle mahrumdur.
Rasulullah (s.a.v.):
- Onu sağmama müsaade eder misin?
dedi. Ummu Ma'bed:
-Evet! Babam, anam sana feda
olsun. Eğer onda, süt bulabileceğini sanıyorsan, dedi.
Rasulullah (s.a.v.) koyunu
getirtti. Memesini sıvazladı. Allah'ın adını andıktan sonra:
- "Allah'ım! Ona, koyununu
bereketli kıl" diye dua etti.
Koyunun memesi sütle dolup taştı.
Beş on kişiyi kandıracak kadar büyüklükte bir kap getirtti.
İçine süt sağdı, kabı ağzına kadar doldurdu,
Ummu Ma'bed'e verdi, o kanıncaya
kadar içti. Arkadaşlarına verdi, onlar da kana kana içtiler. En
son Rasulullah (s.a.v.) içti. Hepsi susadıktan sonra tekrar
içtiler ve süte kandılar.
Rasulullah (s.a.v.) tekrar süt
sağıp doldurdu ve onu Ummu Ma'bed'de bıraktı. Onun yanından
ayrıldılar.
Az sonra Ummu Ma'bed'in kocası Ebu
Ma'bed zayıflıklarından yürüyemeyen, beyinleri az, kemiklerinin
içinde ilik kalmamış zayıf koyunları sürerek geldi. Sütü
görünce şaşırdı ve:
- Bu süt size nerden geldi?
Koyunlar kısır ve uzaktalar. Çadırda süt yağılır hayvan yok,
dedi. Ummu Ma'bed:
- Hayır Vallahi, bize mübarek bir
kişi uğradı. Şöyle şöyle söyledi, dedi. Ebu Ma'bed:
-Vallahi, onun, Kureyşlilerin
aradıkları adamları olduğunu zannediyorum. Ummu Ma'bed! Onu
bana tarif etsene, dedi. Ummu Ma'bed:
- Öyle birisini gördüm ki
güzelliği besbelliydi, yüzü parlaktı. Güzel huyluydu. Ne karnı
büyük, ne de başı küçüktü. Çok güzeldi. Gözleri siyahtı,
kirpikleri çoktu. Sesi nazik, gözünün akı çok, siyahı da çok
siyahtı. Doğuştan sürmeliydi. Kaşlarının ucu ince ve çatık
kaşlıydı. Saçları koyu siyahtı. Boynu uzun ve yüksekti. Sakalı
sıktı. Sustuğunda kendisinde bir vakar ve ağırbaşlılık vardı.
Sözleri sanki dizilmiş birer inci gibi ağzından tatlı tatlı
akmaktaydı. Sözü açık ve hak ile batıl arasını ayırıcı olup ne
acizlik sayılacak derecede az, ne de boş gereksiz sayılacak
derecede çoktu. Uzaktan bakılınca, insanların en heybetlisiydi.
Yakınma gelince, herkesten taha tatlı ve çekiciydi. Kendisi orta
boylu olup boyu ne hoşa gitmeyecek derecede uzun, ne de kısaydı.
Sanki o, bir fidandı, iki fidan arasında bitmiş, parlaklığı ve
yeşilliği, onlara üstün gelmişti. Onun yanında arkadaşları
vardı, o bir şey söylediği zaman onlar dinlerler, onun verdiği
emri yerine getirmek için koşuşurlardı. Asık suratlı değil
güleçti. Bunak da değildir, dedi.
Ebu Ma'bed:
-Vallahi, bu kişi, Mekke'deki işi
bize anlatılan Kureyşlilerin a-damıdır. Eğer ben ona
rastlasaydım, ona arkadaş olmak isterdim. Yine de bir yolunu
bulursam, bunu yapacağım, dedi.
Mekke'de gökle yer arasında bir
ses yükseldi. Halk onu duyuyor ama söyleyen kişiyi
göremiyorlardı. Şu beyitleri söylüyordu:
insanların Rabbi olan Allah, Ummu
Ma'bed'in çadırında kalan iki arakadaşa en iyi mükafatı verdi.
O ikisi, iyilikle konup iyilikle
kalktılar. Muhammed'in yol arkadaşı olan kimse felah buldu.
Ey Al-i Kusayy (Kusayy ailesi)!
Onda bulunan, karşılığı verilemeyen hareketler ve şeref
sebebiyle Allah sizi terketmedi.
Kız kardeşinize koyununu ve kabını
sorun. Eğer siz koyunu sorarsanız o, şuna şehadet eder:
O, ona, kısır bir koyun getirtti.
Koyunun memesi ona halis ve köpüklü süt verdi.
O, onu (sütü), gelip gidenlerin
bol süt içmeleri için onun (Ummu Mabed'in) yanında rehin olarak
bıraktı.
Onlar peygamberlerini
kaybetmişlerdi. Ummu Ma'bed'in çadırında (bulmaya) çalıştılar.
Hassan îbn Sabit şu şiiriyle cevap
verdi:
Artık peygamberleri aralarında
olmayan kavim hüsrana uğramıştır. Gece ve gündüz ona giden
kimse mübarek kılınmıştır.
O, bir kavmin yanından ayrıldı da
akılları gitti. O, başka bir kavmin yanma, yeni bir nurla
yerleşti. Bir kavmin, bilmedikleri için sefih-leşen
sapıklarıyla, doğru yolda olan birisine uyarak hidayete erenleri
bir olur mu?
Etrafındaki insanların görmediği
şeyleri gören ve her yerde Allah'ın Kitabını okuyan bir
peygamberdir o.
O, bir gün, Gaib olanın sözünü
söylerse, o söz bugün veya yarın erkenden tasdik edilir.
Onunla sohbetinden dolayı,
dedesinin saadeti, Ebu Bekr'e hayırlı mübarek olsun! Allah kimi
mübarek kılarsa, o mübarek olur.
Ka'b oğullarına ufak tefeklerinin
mevkisi ve müslümanlar için onların bir gözetleme yerinde
oturmaları hayırlı mübarek olsun.
329)
Ummu Ma'bed anlatmıştır:
Bizim yanımıza iki deve üzerinde
dört kişi geldi. Benim yanıma indiler. Rasulullah'a (s.a.v.)
onun için kesmek istediğim bir koyunu getirdim. Onun sağmal,
sütlü olduğunu gördü. Koyunu onun yanma yaklaştırdım. Memesini
sıvazladıktan sonra:
-Bunu kesme, dedi.
Onu götürdüm. Bir başkasını
getirip kesti ve etini onlar için pişirdim. Rasulullah (s.a.v.)
kendisi ve arkadaşları ondan yediler. Yolda yiyecekleri kadar da
torbalarına koydum. Etten bize de veya etin büyük kısmı bize
kaldı.
Rasulullah'm memesini sıvazladığı
koyun, Hz. Ömer zamanındaki (Hicretin 18. yılma) Ramade yılı
(bir kuraklık yılının adı) denen yıla kadar kaldı. Kuraklıktan,
yeryüzünde az ve çok birşey kalmamışken biz ondan, sabah akşam
süt sağardık.
Ebu
Bekrin Medine'ye Giderken Rasulullah'ın Kim Olduğunu
Belirtmemesi
330)
Enes anlatmıştır:
Rasulullah (s.a.v.) hicret
ederken, Ebu Bekr onun terkisine binmişti. Ebu Bekr Şam'a gidip
geldiği için tanınıyordu. Bazı kimselerle karşılaşıyorlar ve
onlar:
-Ebu Bekr! Şu önündeki zat kimdir?
diyorlardı. Ebu Bekr de tev-riyeli
bir şekilde;
- Bana hayır yolunu gösteren bir
yol gösterici, diyordu.
Medine'ye yaklaşınca, Ensar'dan
müslüman olanlara, Ebu U-mame'yle arkadaşlarına haber gönderdi.
Onlar:
-Emniyetle ve itaat edilmiş, kabul
edilmiş olarak girin, dediler. (Rasulullah'la Ebu Bekr
girdiler.)
Enes şöyle demişttir:
O güne kadar Rasulullah'la Ebu
Bekr'in Medine'ye girdikleri günden daha parlak ve daha güzel
bir gün görmemiştim.
Onu vefatına da şahit olmuştum. O
güne kadar Rasulullah'm (s.a.v.) vefat ettiği günden daha
karanlık ve daha çirkin bir gün görmemiştim.
Rasulullah’ın Medine'ye Giderken Bureyde El-Eslemi'yle
Karşılaşması, Bureyde'nin Adıyla İyi Yorumlarda Bulunması
331)
Abdullah İbn Bureyde babasından aktarmaktadır.
Peygamber (s.a.v.) uğurlu, uğursuz
yorumu yapmazdı. O sadece iyiye yorardı. Kureyşliler, Medine'ye
giderken Allah'ın peygamberini yakalayıp kendilerine getirene
yüz deve mükafat koymuşlardı.
Bureyde, Sehm oğulları kabilesine
mensup olan ailesinden yetmiş kişi içinde hayvanına bindi.
Allah'ın Rasuluyle görüştü. Rasulullah (s.a.v.) ona:
- "Sen kimsin?" dedi. Bureyde:
- Ben Bureyde'yim.
Bunun üzerine Rasulullah Ebu Bekr
es-Sıddîk'e:
- "Ebu Bekr! İşimiz kolay ve
düzgün oldu, dedi. Rasulullah daha sonra: "Sen kimdensin?" diye
sordu.
Bureyde:
- Eslem'den, dedi. Rasulullah
(s.a.v.) Ebu Bekr'e:
- "Selametteyiz, zarar görmedik"
dedi.
Rasulullah yine: "Kimlerdensin,
Eslem'in hangi kolundan" dedi. Bureyde:
- Sehm oğullarından, dedi.
Rasulullah bu defa da:
- "Senin okun çıktı (Sen
şanslısın) (Ebu Bekr!) dedi. Bureyde, Rasulullah'a (s.a.v.):
- Sen kimsin? dedi. Rasulullah da
- "Ben, Allah'ın Rasulü Muhammed
İbn Abdillah'ım" dedi. Bureyde:
-Allah'tan başka ilah olmadığına,
Muhammed'in de onun kulu ve elçisi olduğuna şehadet ederim,
dedi.
Bureyde 'yle yanındakilerin hepsi
müslüman oldular. Sabah olunca, Rasulullah (s.a.v.):
- "Sancağın olmadıkça Medine'ye
giremezsin" dedi. O da sarığını çözüp bir mızrağa bağladı ve
Rasulullah'm önünde yürüdü. Rasulullah'a:
-Ey Allah'ın Peygamberi! Benim
evime ineceksin, dedi. Peygamber (s.a.v.):
- "Şu deveme (nereye çökeceği)
emredilmiştir" dedi. Bureyde şöyle demiştir:
-Sehm oğullarını, boyun eğerek
zorlamaksızın (savaşsız) müslüman eden Allah'a hamdolsun.
Medine Halkının Rasulullah'ı Karşılaması Ve Rasulullahın Oraya
Girişi
332)
Hz. Aişe (r. a.) anlattı:
Müslümanlar, Rasulullah'm
Mekke'den çıktığını duyduklarında her gün Öğle sıcağı basıncaya
kadar beklemek üzere Harre denilen yere giderlerdi.
Bir gün uzun süre bekledikten
sonra evlerine dönünce yahudiler-den birisi, bir işi için
kulelerinden birine çıkıp bakarken Rasulullah'la ashabının
beyazlara bürünmüş halde ve serapları yara yara gelmekte
olduklarını gördü.
Yahudi yüksek sesle:
-Ey Arap topluluğu! îşte
beklediğiniz büyük kişi! demekten kendini alamadı.
Müslümanlar hemen silaha
sarıldılar. Rasulullah'ı Harre'de karşıladılar. Medine'nin sağ
tarafına doğru yöneldiler ve Amr İbn Avf o-ğullanna indiler.
Ebu Bekr ayakta duruyor,
Rasulullah da susuyordu.
Rasulullah'ın Medine'ye Geldiği Gün
333)
Ez-Zuhri anlattı:
Rasulullah (s.a.v.) oniki Rabîu'l-evvel,
pazartesi günü Medine'ye geldi.
334)
Haneş es-San'anî, İbn Abbas'tan şunu rivayet etti:
Rasulullah
(s.a.v.) pazartesi günü doğdu. Pazartesi günü peygamber
oldu. Hacer-i Esved'i pazartesi günü kaldırıp yerine koydu.
Mekke'den Medine'ye hicret ederken pazartesi günü yola çıktı.
Medine'ye pazartesi günü geldi. Pazartesi günü vefat etti.
Rasulullah'ın Medine'ye Girdiğinde Konakladığı Yer
335)
Ebu Bekr es-Sıddîk anlatmıştır:
Rasulullah (s.a.v.) benimle
birlikte yola çıktı. Medine'ye geldiğimizde halk karşıladı.
Develerine binerek yollara döküldüler. Hizmetçiler ve çocuklar
yolları doldurarak şöyle diyorlardı: Allahu ekber, Rasulullah
geldi, Muhammed geldi.
Medineliler Rasulullah'ı evlerinde
ağırlama konusunda birbirleriyle münakaşa ediyorlardı.
Rasulullah (s.a.v.) bunun üzerine:
"Ben bu gece Abdulmuttalib'in
dayıları olan Neccar oğullarına i-neceğim, bunu onlara ikram
edeceğim" dedi.
Ertesi gün olunca kendisine
emredilen yere gitti. Ben de derim ki:
Neccar oğullarının, Rasulullah'ın
(s.a.v.) dayıları olmaları şöyledir: Haşim, Adiyy Ibnu'n-Neccar
oğullarından bir kadınla evlenmişti. O kadın, Abdulmuttalib'i
doğurdu.
Az önce Aişe'nin rivayet ettiği
hadiste, Rasulullah (s.a.v.) Küba halkından da Amr îbn Avf
oğullarına indi.
336)
Ibn İshak anlattı:
Rasulullah (s.a.v.) Amr İbn Avf
oğullarının kardeşi Kulsüm îbnu'l Hidm'e inmişti. Şu da rivayet
edildi: Rasulullah (s.a.v.) Sa'd İbn Hay-seme'ye indi. Çünkü
Sa'd bekardı, ailesi yoktu.
Rasulullah (s.a.v.) Küba'da Amr
İbn Avf oğullarında pazartesi, salı, çarşama ve perşembe günü
kaldı. Onların mescidini yaptı ve Cuma günü oradan ayrıldı.
Onların arasında on günden fazla
kaldığı da söylenmiştir.
Sonra devesine bindi. Yularını
salıverdi. Devenin önünden geçtiği Ensaf evlerinin sahiplerinden
Rasulullah'ı yanlarında kalmaya davet etmeyen kimse yoktu. Onlar
şöyle diyorlardı:
-Ya Rasulellah! Sayıca çokluğa,
mal ve silahça hazırlığa buyur. Rasulullah da onlara:
- "Devenin yularını serbest
bırakın. Çünkü ona (nereye çökeceği) emredilmiştir" diyordu.
Nihayet Rasulullah (s.a.v.)
bugünkü Mescidin bulunduğu yere vardı. Deve, mescid'in kapısı
önünde çöktü. Burası, o sırada hurma kurutma yeri idi.
Rasulullah deveden inmedi. Deve kalkıp biraz yürüdü. Sonra ilk
çöktüğü yere dönüp yeniden çöktü. Boynunu yere koydu. Rasulullah
(s.a.v.) deveden indi ve Ebu Eyyub, Rasulullah'm eşyalarını alıp
götürdü.
' Böylece Rasulullah (s.a.v.)
Ebu Eyyub'a inmiş oldu. Mescidini ve odalarını yapıncaya kadar
orada kaldı.
337)
El-Vakidî şeyhlerinden aktardı:
Rasulullah (s.a.v.) gelince, Amr
îbn Avf oğullarında kaldı. Cuma günü güneş yükselince, hayvanını
getirtti ve ona bindi. Halk da sağında ve solunda olmak üzere
onunla birlikteydi. Ensar karşısına dikilip o geçerken:
Ey Allah'ın peygamberi! Kuvvete ve
korunmağa gel, diyorlardı. Rasulullah da onlar için hayır dua
ediyor ve şöyle diyordu:
- "Ona (deveye) nereye çökeceği
emredilmiştir." Deve Rasululiah'ın mescidinin yanına çöktü.
Ebu Eyyub geldi. Rasulullah'ın
yükünü indirdi. Onu evine götürdü. Peygamber (s.a.v.):
- "Kişi yüküyle (eşyasıyla)
beraberdir" buyurdu.
Es'ad îbn Zurare gelip devesinin
yularından tuttu. Hayvan onda kaldı:
Malik Îbnu'n-Neccar oğullarından
nöbetleşe Rasulullah'ın kapısına üç dört yerden yemek
taşınmadığı bir gece yoktu. Bu, yedi ay kaldığı Ebu Eyyub'un
evinden ayrılıp kendi evine taşımncaya kadar devam etti.
Rasulullah (s.a.v.) Zeyd İbn
Harise'yle Ebu Rafî'i Mekke'ye gönderdi. O ikisine beşyüz
dirhemle iki deve verdi. Onlar, Rasulullah'ın kızları Fatıma'yla
Ümmu Kulsum'u, hanımı Sevde'yi ve Usame Ibn Zeyd'i getirdiler.
Abdullah İbn Ebî Bekr, aralarında
Aişe'nin de bulunduğu Ebu Bekr'in ailesini onlarla birliktç
getirdi.
Medine'ye geldiklerinde onları
Cariye Îbnu'n-Nu'man'm evine yerleştirdi.
338)
Muhammed İbn Habib el-Haşimî anlattı:
Rasulullah
(s.a.v.) geldiğinde, Küba'da Kulsum'e indi. Sa'd İbn Hayseme'nin
evinde de (müslümanlarla) konuşuyordu. Sa'd İbn Hay-seme'nin
evine "Bekârlar evi" denilirdi. Cuma günü, Medine'ye gitmek
üzere Küba'dan devesine bindi. Salim oğullarında Cuma namazı
kıldı. Bu, O'nun İslamda kıldığı ilk cuma idi.
Medinelilerin Rasulullahın Gelişine Sevinmeleri
339)
Enes anlatmıştır:
Rasulullah (s.a.v.) Medine'ye
geldiğinde, Habeşliler sevinçlerinden mızraklarıyla oyun
oynuyorlardı.
340)
Enes şöyle demiştir:
Peygamber (s.a.v.) Ensar'm küçük
kızlarının yanından geçerken onlar şöyle terennüm ediyorlardı:
"Biz Neccar oğullarının
kızlarıyız. Muhammed ne hoş komşudur." Rasulullah (s.a.v.):
- "Sizi sevdiğimi Allah biliyor"
buyurdu.
341)
Hz. Aişe şöyle dedi:
Rasulullah (s.a.v.) Medine'ye
gelince, kadınlar ve çocuklar şöyle diyorlardı:
"Veda yokuşundan, bize dolunay
doğdu.
Allah'a yalvaran oldukça şükretme
gerekir halimize."
Medine'ye Gelince Rasulullahın Abdullah İbn Selamla Görüşmesi
342)
Abdullah îbn Selam anlattı:
Peygamber (s.a.v.) Medine'ye
gelince, halk onun basma üşüştü. Ben de onların arasmdaydım.
Rasulullah'ın (s.a.v.) yüzünü görünce anladım ki; O'nun yüzü,
yalancı yüzü değildir. O'nun şöyle dediğini duydum:
- "Ey insanlar! Selamı yayın!
Akrabalık haklarım gözetin. Yemek yedirin. Halk uyurken siz
namaz kılın ki selametle cennete giresiniz."
Medine'nin Fazileti
343)
Enes şunu rivayet etti: Rasulullah'ın (s.a.v.) şöyle dediğini
duydum:
"Allah'ım! Dünya bereketlerinden
Mekke'ye verdiğinin iki katını Medine'ye ver."
344)
Müslim'in ferd hadisleri arasında şu vardır:
Said, Peygamberin (s.a.v.) şöyle
dediğini rivayet etmiştir:
"Bir kimse Medine'nin
sıkıntılarına katlansın da, ben ona, kıyamet gününde şefaatçi
olmayayım."
345)
İbn Ömer şunu anlattı: Rasulullah (s.a.v.):
"Kim, Medine'de ölebilirse, orada
ölsün, Medine'de ölen kimseye kıyamet günü şefaatçi olurum"
buyurdu.
346)
İbn Ömer şöyle dedi: Rasulullah (s.a.v.) buyurdu:
"Ramazan ayında Medine'de oruç
tutmak, Medine dışında bin ay oruç tutmak gibidir. Medine'de
cuma namazı kılmak, Medine dışında bin namaz kılmak gibidir."
347)
Ebu Sabit, Rasulullahın (s.a.v.) şöyle dediğini rivayet
etmiştir: "Medine'nin tozu cüzzama şifadır."
348)
Ebu Hüreyre şunu söyledi: Rasulullah (s.a.v.):
"Medine, İslam'ın kubbesi, imanın
kalbi ve helalle haram arasında olan şeydir" buyurdu.
Peygamber Mescidinin Yapılışı
349)
Hz. Aişe anlatmaktadır:
Rasulullah (s.a.v.) Amr îbn Avf
oğullarında on geceden fazla kaldı ve takva üzere yapılan
mescidi yaptı. Rasulullah orada namaz kıldı. Sonra devesine
bindi. Halk da onunla birlikte yürüyordu. Deve, Medine'deki
Rasulullah mescidinin yanında çöktü. Daha önce bazı müslü-manlar
orada namaz kılıyorlardı. Devenin çöktüğü yer, Sehl ve Süheyl
adlarında, Es'ad İbn Zurare'nin himayesindeki iki yetim çocuğun
hurma kurutma yeriydi. Deve oraya çöktüğünde, Rasulullah
(s.a.v.).
- "înşaallah, menzilimiz
burasıdır" demişti. Rasulullah 's.a.v.) iki çocuğu çağırdı.
Mescid yapmak için hurma kurutma yerini onlardan satın almak
istedi. Onlar:
-Ya Rasulellah! Biz onu sana
bağışlarız dediler. Daha sonra orayı mescid yaptı. înşaat
esnasında, onlarla birlikte kerpiç taşıyor ve şöyle diyordu:
Taşıdığımız şu yük, ey Rabbimiz!
Hayber'in yükünden daha hayırlı, daha temiz. Allah'ım! Hayır,
ancak ahiret hayrı! Muhacirlerle Ensar'a acı.
350)
Enes anlattı:
Rasulullah (s.a.v.) (Medine'ye)
geldi. Kendilerine Amr tbn Avf denilen mahallede konakladı.
Peygamber (s.a.v.) onların
arasında ondört gece kaldı. Daha sonra Neccar oğullarına haber
gönderdi. Onlar kılıçlarını kuşanarak geldiler. Devesinin
üzerinde Rasulullah'ı, terkisinde Ebu Bekr'i ve etrafında Neccar
oğullarının ileri gelenlerini hâlâ görür gibiyim. Nihayet yükünü
Ebu Eyyub'un avlusuna indirdi. Rasulullah nerede namaz vakti
gelirse orada namaz kılmayı severdi.
Koyun ağıllarında bile namaz
kılardı. Sonradan mescidin yapılmasını emretti. Neccar
oğullarına haber gönderdi. Onlara:
- "Neccar oğulları! Şu bahçenizin
değerini bana söyleyin" dedi. Onlar:
-Vallahi, olmaz. Biz onun
kıymetini ancak Allah'tan isteriz, dediler. Enes şöyle der:
Bu bahçe hakkında size şu
söyleceklerim var: Onun içinde müşriklere ait kabirlerle bir
viranelik bir de hurmalık vardı. Peygamber (s.a.v.)
müşriklerin kabirlerinin başka yere nakledilmesini, viraneliğin
düzlenmesini, hurma ağaçlarının da kesilmesini emretti ve bunlar
yerine getirildi. Hurmaları, mescid'in kıble tarafına
dizdiler. Kapının iki tarafını taştan ördüler. Ashab recez
söyleyerek taş taşıyordu. Peygamber (s.a.v.) onlarla birlikte
şunu söylüyordu:
, "Allah'ım! Hayır, ancak ahiret
hayrı! Muhacirlerle Ensar'a acı!"
351)
İbn Ömer anlattı:
Rasulullah (s.a.v.) zamanında
mescid kerpiçle yapılmıştı. Tavanı hurma dalmdandı. Direkleri
hurma kereste sindendi. Ebu Bekr ona hiçbir şey ilave etmedi.
Ömer ise ilavede bulundu. Onu, Rasulullah'ın zamanında olduğu
gibi kerpiçle ve hurma kerestesiyle, enini boyunu artırarak
genişletti. Osman onu değiştirip birçok ilavede bulundu.
Duvarım yontma, nakışlı taşlarla ve kireç harçla yaptırdı.
Direklerini de yontma, nakışlı taşlardan tavanını da sac ağacı
ile yaptı.
Peygamber Mescidinin Üstünlüğü (Fazileti)
352)
Ebu Hureyre, Hz. Peygamberin şöyle dediğim söyledi:
"Ancak şu üç mescide gidilir.
Mescid-i haram, benim mescidim ve Mescid-i aksa. Benim
mescidimde kılınan namaz, mescid-i haram hariç diğer mescidlerde
kılman bin namazdan daha üstündür.
353)
Cubeyr İbn Mut'ım şöyle dedi: Rasulullah (s.a.v.):
"Benim şu mescidimde kılman namaz
Mescid'i haram hariç, diğer mescitlerde kılman bin namazdan daha
üstündür" buyurdu."
İbn Akıl şöyle demiştir: "Benim
mescidimde kılman namaz" ifadesi, sonradan mescide yapılan
ilaveye değil, onun zamanındaki mescid olan kısma işarettir.
354)
Ebu Saîd şöyle anlattı:
İki kişi, ilk günden itibaren
takva üzere kurulan mescidin hangisi olduğu hakkında
tartıştılar.
Birisi: Küba mescididir, dedi.
Diğeri de: Rasulullah'm (s.a.v.) mescidi, dedi. Bunun üzerine
Rasulullah (s.a.v.):
- "O, benim mescidimdir" dedi.
Rasulullah'ın Eviyle Minberi Arasındaki Yer
355)
Abdullah İbn Zeyd, Rasulullah'm (s.a.v.) şöyle dediğini rivayet
etmiştir:
"Evimle minberimin arası
cennetbahçelerinden bir bahçedir."
356)
Ebu Hureyre'yle Ebu Sa'id, Rasulullah'm (s.a.v.) şu sözünü
rivayet ettiler:
"Evimle minberimin arası cennet
bahçelerinden bir bahçedir. Minberim de havzımın üzerindedir."
357)
Cabir İbn Abdillah, Rasulullah'm şöyle dediğini rivayet etti:
"Odamla minberimin arası, cennet bahçelerinden bir bahçedir.
Minberim, cennetin yüksek bahçelerinin birisi
üzerindedir. Minberle Aişe'nin odasının arası cennet
bahçelerinden biridir."
Rasulullah'ın Evleri Ve Hanımlarının Odaları
358)
Muhammed İbn Umer anlattı:
Malik İbn Ebî'r-Reca'ya*
Peygamberin (s.a.v.) hanımlarının *o-daları neredeydi? diye
sordum.
O, bana babasından, o da
annesinden rivayet etti: Onların hepsi, sol taraftaydı. İmamın
bulunduğu tarafa doğru namaz kıldığında, minber yönündedir. Bu,
onun en uzak olan taraf] ydı.
Zeyneb Bint Huzeyme vefat edince,
onun odasına Ummu Seleme'yi yerleştirdi.
Muhammed İbn Umer şöyle dedi:
Harise İbnu'n-Nu'man'ın, Mescid'in
yakınında ve etrafında evleri vardı. Rasulullah (s.a.v.) her
yeni hanım alışında Harise onun için evinden vazgeçiyordu.
Sonunda onun bütün evleri, Rasulullah'la hanımlarının oldu.
359)
İbn Sa'd anlattı:
Şevde odasının Aişe'ye verilmesini
vasiyet etmiştir.
Safîyye Bint Huyey'in velileri
onun evini Muaviye'den yüzseksen-bin dirheme satın aldılar.
Muaviye, Aişe'den odasını yüzseksenbine satın aldı. Seksenbin
de denilmiştir. Ona, hayatı boyunca oturması şartını koydu. Ona
mal (para) gönderildi. O da daha yerinden kalkmadan paralan
fakirlere dağıttı.
Şöyle de denilmiştir:
Odasını Aişe'den İbnu'z-Zubeyr
almış, ona mal yüklü beş deve gönderdi. Ona yaşadığı sürece
orada kalması şartını koydu. Aişe malı hemen dağıttı. Aişe'ye: o
paradan bir dirhem saklasaydın? denildi. Bunun üzerine Aişe:
Bana hatırlats aydınız öyle yapardım, dedi.
Hafsa evini bıraktı. İbn Ömer, ona
mirasçı oldu. Ondan hiçbir karşılık almaksızın, mescide dahil
etti.
360)
İbn Sa'd anlattı: Abdullah İbn Yezid el-Huzeli şöyle demiştir:
El-Velîd İbn Abdilnıelik'in
zamanında Medine emiri olan Ömer İbn Abdulaziz'in Rasulullah'm
hanımlarına ait evleri yıkıp Mescid'e i-lave ettiğini gördüm.
Onlar, kerpiçle yapılmışlardı. Bu evlerin hurma ağacından
direklerle bölünmüş odaları vardı. Ben odalarıyla birlikte dokuz
ev saydım. Ummu Seleme'nin evinin ve odasının kerpiçten
yapılmış olduğunu gördüm.
361)
İbn Şihab şöyle anlattı:
Rasulullah (s.a.v.)
Dumetelcendel'de savaştığı sırada Ummu Seleme kerpiçle odasını
yaptı. Rasulullah (s.a.v.) gelince:
- Bu bina ne böyle? dedi. Ummu
Seleme:
- İnsanların gözlerini
engellemek istedim, dedi. Rasulullah
(s.a.v.):
- "Müslüman kişinin malının
harcandığı en kötü şey bina yapmaktır" dedi.
362)
Ata el-Horasanî şöyle anlattı:
Rasulullah'm hanımlarının hurma
ağaçlarından yapılmış döşemelerden ve kapılarının üzerinde
siyah kıldan çullar bulunan odalarını gördüm. El-Velid'in
mektubu okunurken oradaydım. Mektupta, Rasulullah'm
hanımlarının odalarının Mescide katılması emrediliyordu. O günkü
kadar, çok kimsenin ağladığı birgün görmedim!
O gün, Said İbnu'l-Museyyeb'in
şöyle dediğini duydum:
Vallahi,
Medine halkından bazı insanların ortaya çıkıp olan oluncaya
kadar, odaları olduğu gibi bırakmalarını çok istedim. Bu,
insanların övünmelerine en iyi engeldir!
Rasulullah'ın Ashabına Medine'yi Sevdirmesi İçin Yaptığı Dua
363)
Hz. Aişe şöyle anlattı:
Peygamber (s.a.v.) Medine'ye veba
salgını olduğu bir sırada geldi. Ebu Bekr hastalandı. O sıtmaya
yakalandığında şu beyti söylüyordu:
(Yesrib diyarında) her kişi ailesi
içinde mesut olarak sabahlamış-ken, bir de ölüm ansızın yakalar,
akşama diri bırakmaz.
Bilal de sıtmaya yakalandığında şu
beyitleri söylüyordu:
Şunu bilmek isterim ki; Mekke
vadisinde izhir ve celîl otları sararak bir gece olsun geceler
miyim? Bir gün gelip de Mecenne sularının başına varır mıyım?
Mekke'nin Şame ve Tufeyl dağları acaba bir kere daha bana
görünürler mi?
Allah'ım! Utbe îbn Rabia'ya, Şeybe
îbn Rabia'ya ve Umeyye İbn Halefe lanet et (rahmet etme). Nasıl
ki onlar zulmedip bizi ana yurdumuzdan çıkardılar.
Rasulullah (s.a.v.) bunları görüp
duyduktan sonra:
"Allah'ım! Mekke'yi bize
sevdirdiğin gibi Medine'yi de sevdir. Veya onu daha fazla
sevdir. Allah'ım! onu (havasını) sağlam ve selim kıl. Sıtmasını
da (Mekke'deki) Cuhfe'ye naklet" diye dua etti.
Rasulullah'ın Beytulmakdis'e Doğru Namaz Kılması Ve Kıblenin
Değiştirilmesi
364)
El-Bera şöyle dedi:
Biz Rasulullah'la (s.a.v.)
birlikte onaltı veya onyedi ay Beytul-makdis'e doğru namaz
kıldık. Daha sonra Ka'be'ye çevrildik.
Kıblenin Değiştirildiği Vakit
365)
Muhammed îbn Habib el-Haşimî anlattı:
Rasulullah, Selîme oğulları
mahallesinde, Bişr İbn Bera îbn Ma'rur'un annesini ziyarete
gitmişti. Bu, Şaban'ın ortasında, salı günü olmuştu.
Rasulullah'la (s.a.v.) ashabı öğle yemeğini yediler. Öğle vakti
girdi. Orada ashabıyle öğlenin iki rekatını Şam'a doğru kıldı.
Namaz içinde Ka'be'ye yönelmesi emredildi. Arkasındaki cemaat da
döndü. Namazı tamamladı ve o mescide "iki kıbleli mescid"
denildi.
366)
El-Vakıdî şöyle demiştir:
Bu (kıble değişikliği) onyedinci
ayın başında, Receb'in ortalarına doğru, pazartesi günü olmuştu.
367)
Es-Suddi de şöyle demiştir: Onsekizinci ayın başında
değiştirildi.
Ramazan Orucunun Farz Kılınması
368)
Ebu Said el-Hudri şunu söyledi:
Kıble, Ka'be'ye doğru
değiştirildikten bir ay sonra Ramazan'da oruç tutmak farz
kılındı. Rasulullah'a (s.a.v.) malın zekatını vermek farz
kılınmadan önce sadaka-i fıtır emredildi.
Rasulullah’ın Medine'de Korunması
369)
Hz. Aişe anlatmıştır:
Bir gece Rasulullah'm uykusu
kaçtı. Bunun üzerine o şöyle dua etti:
- "Allah'ım geceleyin beni
koruyacak, ashabımdan iyi bir kimse ver bana" derken silah sesi
duydum. Rasulullah (s.a.v.):
- "Kim o?" dedi. Sa'd İbn Ebi
Vakkas:
- Benim ya Rasulellah! Seni
korumağa geldim, dedi. Hz. Aişe anlatmağa devam eder:
Rasulullah fs.a.v.) uyudu. Öyle ki
onun hırıltısını duydum. Hz. Aişe'den gelen başka bir rivayette:
"Allah seni insanlardan
koruyacaktır" ayeti nazil oldu..
Rasulullah (s.a.v.) başım deri çadırdan çıkarıp:
- "Ey cemaat!
Gidin, Allah Teala beni korumuştur" dedi.