Kutlu Doğum 2008 - Hz.Muhammed Mustafa (s.a.v) Hayatı, Peygamberliği Sünnet ve Hadisler

Hz.Muhammed Mustafa (s.a.v) Kimdir, Hayatı, Peygamberliği, Sosyal Hayatı, Sünnet ve Hadis
kimdir hayati Peygamberliği Sosyal Hayatı Sünnet Hadis

Kutlu Doğum Haftası İçin E-Kart Gönderimi

kimdir hayati Peygamberliği Sosyal Hayatı Sünnet Hadis

 

ONDÖRDÜNCÜ BÖLÜM

V- RASULULLAHIN KORKMASI, TAZARRUU (YALVARIP YAKARMASI), ÜZÜLMESİ, DÜŞÜNMESİ, TAKVASI, EMELİNİN KISALIĞI, İSTİĞFARI VE TÖVBESİ

Rasulullahın Korkması Ve Tazarruu (Yalvarıp Yakarması)

Rasulullahın Bulut Ve Rüzgardan Rahatsız Olması

Rasulullah'ın Gök Gürültüsünü Duyduğunda, Şimşek Ve Yıldırımı Gördüğünde Okuduğu Dua

Rasulullah'ın Korkması Ve Düşünmesi

Rasulullah'ın Ağlaması

Rasulullahın Takvası

Rasulullahın Emelinin Kısalığı

Rasullulah'ın Tövbe Ve İstiğfarı

 

 

ONDÖRDÜNCÜ BÖLÜM

 

V- RASULULLAHIN KORKMASI, TAZARRUU (YALVARIP YAKARMASI), ÜZÜLMESİ, DÜŞÜNMESİ, TAKVASI, EMELİNİN KISALIĞI, İSTİĞFARI VE TÖVBESİ

 

Rasulullahın Korkması Ve Tazarruu (Yalvarıp Yakarması)

 

1003) Ebu Hureyre şunu anlattı: Rasulullah şöyle buyurdu:

- "Hiçbirinizi ameli, Cennet'e sokmayacak." Bunun üzerine:

- Seni de mi ya Rasulellah! dediler. Rasulullah (s.a.v.):

-  "(Evet) Beni dei Meğer ki, Allah kendinden bir rahmet ve fadl (lütuf, iyilik) ile beni örtmüş ola" dedi.[1]

1004) Ebu Hureyre şöyle dedi: Rasuhıllah (s.a.v.):

- "Sizden hiç kimse yoktur ki, kendisini ameli kurtarsın" buyurdu. Sahabiler:

- Seni de mi ya Rasulellah! dedi.

- "(Evet) Beni de! Meğer ki, Allah kendisinden bir mağfiret ve rah­metle beni sarmış ola" buyurdu ve elini başının üzerine koydu.[2]

1005) Mutarrif îbn Abdillah'ın babası şöyle dedi:

"Rasulullah'ı namaz kılarken gördüm. Göğsünden, tencere veya kazanın kaynarken çıkardığı sese benzer bir ses duyuluyordu."[3]

1006) Hz. Aişe şunu anlattı:

Rasulullah'ın (s.a.v.) benim yanımda kaldığı bir gece, onu paçavraya benzer bir halde secde ederken gördüm. O'nun şöyle dediğini duydum:

"Karaltım ve hayalim (bile) sana secde etti. Kalbim sana inandı. Rabbim! İşte bunlar, benim ellerim ve onlarla kendi aleyhime işlediğim (suç ve günahlar). Ey Azîm (büyük) olan! Her büyükten umulur. Büyük günahı affet."

Daha sonra şöyle dedi:

"Cebrail bana, duyduğun bu kelimeleri söylememi emretti. Secde ederken onları söyle. Çünkü bu kelimeleri söyleyen secdeden başını kaldırır kaldırmaz bağışlanır."[4]

1007) Hz. Aişe şunu anlattı:

Rasulullah (s.a.v.) bir işe ruhsat verdi de, insanlardan bazıları on­dan çekindiler. Peygamber (s.a.v.) bunu duydu ve kızdı. Kızgınlığı yü­zünden belli oldu. Daha sonra şöyle buyurdu:

- "Bazı kimselere ne oluyor? Bana ruhsat verilen şeyden yüz çevi­riyorlar. Vallahi, ben onların Allah'ı en iyi bileni ve ondan en çok kor­kanıyım."[5]

 

Rasulullahın Bulut Ve Rüzgardan Rahatsız Olması

 

1008) Hz. Aişe şöyle anlattı:

Rasulullah (s.a.v.), bir bulut veya rüzgar gördüğünde bu. yüzünden anlaşılırdı. Ben ona şöyle dedim:

-Ya Rasulellahî insanlar, bulutu gördüklerinde onda yağmur vardır ümidiyle seviniyorlar. Halbuki bunu sen gördüğün zaman, yüzünde bir hoşnutsuzluk görüyorum. Bunun üzerine Rasülullah:

- "Aişe! Bunda bir azap bulunmadığına bana kim teminat verebilir? Gerçekten bir millete rüzgarla azab edilmiştir. Bir millet azabı görüp: Bu gördüğünüz, bize yağmur yağdıracak bir buluttur demişti" buyurdu.[6]

 

Rasulullah'ın Gök Gürültüsünü Duyduğunda, Şimşek Ve Yıldırımı Gördüğünde Okuduğu Dua

 

1009) Salim Ibn Abdillah'ın babası şunu söyledi:

Peygamber (s.a.v.), gök gürültüsünü duyduğunda ve şimşek çaktı­ğım gördüğünde şöyle derdi:

"Allah'ım! Bizi gazabınla öldürme ve azabınla helak etme. Bize bundan Önce afiyet ver."[7]

 

Rasulullah'ın Korkması Ve Düşünmesi

 

1010) el-Hasen İbn Ali, dayısı Hind'in şu sözünü söyledi:

"Rasülullah (s.a.v.), daima düşünceliydi. Aşırı neşe ve sevinmesi yoktu."[8]

 

Rasulullah'ın Ağlaması

 

Musannif (yazar) şöyîe dedi: Rasulullah'ın (s.a.v.) şefkatini anlatır­ken onun, ümmeti için istekte bulunup ağladığını, Alîah'm da ona: "Üm­metin hakkında seni memnun edeceğim" diye vahyettiğini belirtmiştik.

1011) Abdullah İbn Mes'ud şöyle dedi: Rasuiullah (s.a.v.):

- "Bana Kur'an oku" dedi. Ben de:                                    

-Ya Rasuîeîiah! Kur'an sana indirildiği halde onu sana ben mi o-kuyayım? dedim. Rasuiullah (s.a.v.):

- "Evet. Ben onu başkasından dinlemeyi severim" dedi. Nisa suresini okumağa başladım ve:

"Her türlü ümmetten bir şahit getirdiğimiz ve seni de onla­ra şahit olarak gösterdiğimiz zaman durumları nasıl olacak"[9] ayetine geldiğimde:

- "Yeter" dedi. Baktım ki, Easulullah (s.a.v.) ağlıyordu.[10]

1012) Mutarrif in babası şöyle dedi:

"Namaz kılarken Peygamber'i gördüm. Ağlamaktan dolayı içinden, tencerenin kaynama sesine benzer bir ses geliyordu."[11]

1013) Ata anlattı:

Ben, Abdullah îbn Ömer ve Ubeyd îbn Umeyr Hz. Aişe'nin yanma girdik. îbn Ömer şöyle sordu:

-Rasulullah'tan (s.a.v.) gördüklerinin en hayret verici olanını bana anlat. Hz. Aişe ağladı. Sonra:

-O'nun her işi hayret vericiydi. Benim gece nöbetimde yanıma gel­di. Yorganın altında yanıma girip derisi derime dokunduğunda:

- "Aişe! Rabbime itaat etmeme izin verir misin?" dedi. Ben de: -Ben senin yakınlığım ve sevgini isterim, dedim.

Kalkıp evdeki bir su tulumunu aldı. Fazla su dökmedi. Daha sonra kalkıp Kur an okudu. Sonra da ağladı. Gözyaşlarının önünü ıslattığın: gördüm. Sonra sağ .tarafına yaslandı. Sağ elini yanağının altına koydu. Sonra yine ağladı. Öyle ki, gözyaşlarının yeri ıslattığını gördüm.

Bilâl, namaz vaktini duyurmak üzere ona geldi. Onun ağladığını görünce:

-Ya Rasulellah! Allah senin önceki ve sonraki günahlarını affetmiş olduğu halde sen de mi ağlıyorsun? dedi. Rasuhıllah (s.a.v.):

- "Şükreden bir kul olmayayım un?' dedi. Daha sonra şunu ilave etti:

-  "Allah, gece hakkında: "Göklerin ve yerin yaratılışında, gece iîe gündüzün birbiri ardınca gelip gidişinde akl-ı selim sa­hipleri için gerçekten açık ibretler vardır"[12] ayetini indirmiş­ken ben niye ağlamayayım?"

Ayrıca şöyle dedi:

- "Bunu okuyup da düşünmeyenlere yazıklar olsun "[13]

1014) AH (r.a.) şunu anlattı:

"Ben, içimizden, sadece birisinin ayakta olduğunu gördüm. O da, sabaha kadar, bîr ağacın altında namaz kılan ve ağlayan Rasulullah'tı." O gece, Bedir gecesiydi.

1015) Ebu Hureyre şunu anlattı:

"Bir gece, Rasulullah'la (s.a.v.) birlikte yolculuk yaptım. O:

- "Bismillahirrahmanirrahim" dedi. Yere yıkümcaya kadar ağladı. O'nu yirmi defa okudu. Her defasında yere yıkılmcaya kadar ağlıyordu. Sonunda bana şöyle dedi:

-  "Rahman ve Rahım'in acımadığı kimse hüsrana uğramıştır. (İs­tediğine nail olamamıştır)."[14]

1016) Seleme el-Mahzumî şöyle anlattı:

Zeyd Ibn Harise şehit edilince, Rasulullah (s.a.v.) onun ailesine gitti. Zeyd'in kızmm yüzünde ağlama belirtileri görünce, Rasulullah (s.a.v.) da ağladı. Ashabından bazıları O'na:

-Bu nedir ya Rasulellah! dediler. Rasulullah (s.a.v.):

- "Buj sevgilinin sevgiliye özlemidir" dedi. [15]

1017) Enes şöyle dedi:

Biz, Rasulullah'la (s.a.v.) birlikte, can vermekte olan İbrahim'in yanına girdik. Rasulullah'm (s.a.v.) gözleri yaş dökmeğe başladı ve şöyle dedi:

- "Göz ağîar, kalp üzülür. Biz, ancak Rabb'imizi hoşnut edecek şeyi söyleriz (üzüntümüzü öyle gösteririz), İbrahim! Biz, senin ayrılmandan dolayı çok üzgünüz."[16]

1018) Usame İbn Zeyd şunu anlattı: Rasulullah'm kızı (Zeynep):

-  Oğlum ölmek üzere diye Rasulullah'a (s.a.v.) haber gönderdi. Rasuîulîah da (s.a.v.) ona şu cevabı gönderdi:

- "Aldığı da, verdiği de Allah'a aittir. Her şeyin, ilm-i ilahide belirli bir süresi vardır." Bu defa kızı, Rasulullah'a (s.a.v.) and vererek yanma mutlaka gelmesi için haber gönderdi. Beraberinde bazı kişiler olduğu halde Rasulullah (s.a.v.) kalktı. Çocuk Rasulullah'ın (s.a.v.) kucağına verildi. Artık o, son anlarını yaşıyordu. Rasulullah'uı (s.a.v.) gözleri yaş döküyordu. Sa'd İbn Ubade:

-Ya Rasulellah! Bu nedir? Niye ağlıyorsun? dedi. Rasululiah:

- "Bu Allah'ın kullarının gönüllerine koyduğu rahmetidir. Allah, bu rahmeti kullarından şefkatli olanlara ihsan eder" buyurdu.[17]

1019) Abdullah İbn Ömer şunu anlattı:

Sa'd îbn Ubade hastalandı. Rasulullah (s.a.v.) onun yanma geldi, tçeri girince, onu, ailesi ve ziyaretçileri arasında buldu:

-"Öldü mü?" dedi.

-Hayır, dediler. Rasulullah (s.a.v.) ağladı.

1020) Hz. Aişe şöyle dedi:

Osman îbn Maz'un vefat edince, Peygamber (s.a.v.) yüzündeki ör­tüyü açıp alnından öptü. Sonra uzun süre ağladı. Daha sonra o tabutun üzerine kondu. Peygamber (s.a.v.):

- "Ne mutlu sana, Osman! Dünya sana karışmadı, sen de dünyaya karışmadın" dedi.

1021)  Meysere îbn Ma'bed şunu anlattı: Bir adam Peygamber'e (s.a.v.) gelip:

-Ya RasuleUah! Biz cahiliye devri adamları ve puta tapıcıîardık. Ço­cukları öldürürdük. Benim bir kızım vardı. Öna seslendiğimde sevinirdi. Bir gün onu çağırdım. "Beni takip etti. Gittim, gittim. Uzakta olmayan, ai­leme ait bir kuyuya geldim. Kj zımm elinden tuttum ve onu kuyunun içine attım. Ondan duyduğum son söz: Babacığını! Babacığım! oldu.

Bunun üzerine Rasuîullah gözyaşları akıncaya kadar ağladı. Rasulullah'ın (s.a.v.) yanında oturanlardan birisi ona: -Rasulullah'ı (s.a.v.) üzdün, dedi. Rasulullah (s.a.v.):

- "Bırak! O, kendisini ilgilendiren şeyi soruyor" dedi ve şunu ilave etti: "Konuşmanı bana tekrar et."

Adam ona tekrar anlattı. Gözyaşları sakalını ıslatmcaya kadar ağladı. Sonra:

- "Allah, cahil iyede işlenenlerin (günahım) kaldırdı. Ameline yeni-den başla" dedi. [18]

1022) Sabit îbn Şerh şunu söyledi:

Şu Rasulullah'm (s.a.v.) du alarmdandı:

"Allah'ım! Bana, hiç durmadan ağlayan ve yaş döken, yaslar kan haline, dişler kor haline gelmeden önce haşyetinden korkan gözler ver."[19]

 

Rasulullahın Takvası

 

1023) Enes şunu söyledi:

Rasulullah (s.a.v.) bir hurmaya rastladı da şöyle dedi:

"Bunun sadaka hurması olmasından korkmasaydıra, onu alır yer­dim."[20]

1024) Amr İbn Şuayb'm dedesi şöyle dedi:

Rasulullah (s.a.v.) uyuyordu. Yan tarafında bir hurma buldu ve onu alıp yedi. Gecenin sonunda bağırıp çağırmağa başladı. Bundan do­layı bazı hanımları korktular. Rasulullah (s.a.v.):

- "Ben yan tarafımda bir hurma buldum. Onu yedim. Ama sadaka hurması olmasından korktum" dedi.[21]

 

Rasulullahın Emelinin Kısalığı

 

1025) Ebu Said el-Hudrî şöyle anlattı:

Usame îbn Zeyd, yüz dinara bir aylığına bir hizmetçi satın aldı. Bunun üzerine Rasulullah'm (s.a.v.) şöyle dediğini duydum.

- "Usame'nin bir aylığına birşey satın almasına şaşırmıyor musu­nuz?"

"Usame uzun emellidir. Canım elinde olan Allah'a yemin ederim ki ben, gözlerimi açar açmaz kabzediîinceye kadar, göz kapaklarınım birleş-meyeceğini zannederim. Gözümü kaldırınca kabzediîinceye kadar onu koyamayacağımı zannederim. Ağzıma bir lokma aldığımda, Ölümden do­layı tıkanıp kaldığım için boğazımdan geçiremeyeceğimi zannederim."

Rasulullah (s.a.v.) daha sonra şunu ilave etti:

- "Adem oğullan! Eğer düşünüyorsanız, kendinizi ölülerden sayın. Canım elinde olana yemin olsun! Size vaadedilen şey mutlaka gelecektir."[22]

1026) Ibn Abbas şunu anlattı:

Rasulullah (s.a.v.) suyu harcıyor ve toprak sürünüyordu. Ben;

-Ya Rasuleilah! Su senin yakınındadır, diyordum. O da şöyle cevap veriyordu:

"Kimbilir? Belki ona ulaşamayacağım."[23]

 

Rasullulah1n Tövbe Ve İstiğfarı

 

1027) İbn Ömer, Rasulullah'm şu sözünü duyduğunu söyledi:

"Ey insanlar! Rabb'inize tövbe edin. Çünkü ben O'na, günde yüz defa tövbe ediyorum."[24]

1028)  İbn Ömer şöyle dedi:

Biz Rasulullah'm (s.a.v.) bir mecliste yüz defa:                         

"Rabbiğfîrlî ve tub aleyye. Inneke ente't-tevvabu'r-rahîm: Rabb'im! Beni bağışla ve benim tövbemi kabul et. Sen tövbeyi kabul edensin ve çok merhametlisin" dediğini saydık.[25]

1029) Hz. Aişe şöyle dedi: Rasulullah (s.a.v.) kuşluk namazı kılıp:

"Allahumme'ğfir lî ve tub aleyye. înneke ente't-tevvabur-rahîm" dedi. Hatta bunu yüze tamamladı. [26]

1030) Ebu Musa şöyle dedi: Rasulullah (s.a.v.):

"Ben, günde yüz defa Allah'tan mağfiret (af) diliyorum ve O'na tövbe ediyorum" buyurdu.[27]

1031) Said îbn Ebi Burde'nin dedesi şunu söyledi:

Biz otururken Rasulullah (s.a.v.) yanımıza gelip şöyle dedi:

"Yüz defa, Allah'a istiğfarda bulunmadığım hiçbir sabah vakti geçmemiştir." [28]



--------------------------------------------------------------------------------

[1] Buharı, Sahih, VII/157; Müslim, Sahih, sıfatu'l-munafikin, bab: 17; İmam Ahmed, Musned, M/264. Bakınız: Taberanî, Mu'cemu'l-Kebİr, VII/369, Mecmau'z-Zevaİd, X/357; Sü-nenu'l-Kubra, IH/377, İthafu's-Sadeti'l-Muttakîn, IX/96, 97.

[2] Beyhakî, Sünenu'l-Kubra, 111/18; Ebu Nuaym, Hılyetu'l-Evliya, VII/129.

[3] Bakınız: Sunenu Ebu Davud, kitabu's-salah, bab: 157; Sunenu'n-Nesaî, kıta-bu's-sehv, bab: 18; Ahmed Îbn Hanbeİ, Musned, İV/25, 26.

[4] Ukaylî, Zuafa, 1/116; Zebıdî, İthafu's-Sadeti'l-Muttakîn, IH/75, İV/482, V/96; Hey-semî, Mecmau'z-Zevaid, 11/128; Suyutî, Durru'l-Mensur, VI/27;el-Hİndî, Kenzu'l-Ummal,ll/198.

Yazar, farklı lafızla, el-llelu'i-Mutenahiye adlı eserinde (917 nolu hadis olarak) getirmiş ve şöyle demiştir: "Bu sahih olmayan bir hadistir, ibn Adiyy: Süleyman İbn Ebi Kerime'nin hadisleri, münker hadislerdir" demiştir.

[5] Müslim, Sahih, kİtabu'l-fedail, bab: 35.

Abdurrahman İbnü’l-Cevzi, Ashâbın Dilinden Peygamberimizin Hayatı, Uysal Kitabevi: 443-444.

[6] Buharı, Sahih, l/l 67; Musiim, Sahih, kitabu'l-istiska, 16; Ebu Davud, Sünenr 5098; İmam Ahmed, Musned, VI/66; Bağavî, Şsrnu's-Sunne, İV/388; Buhar?, Edebu'l-Mufred, 251; ibn Kesir, Tefsir, VIt/270; ei-Bidaye ve'n-Nihaye, 1/130.

Abdurrahman İbnü’l-Cevzi, Ashâbın Dilinden Peygamberimizin Hayatı, Uysal Kitabevi: 444-445.

[7] Tirmizî, Sünen, 3450; İmam Ahmet;, Musned, 11/10; Beyhakî, Sünonu'İ-Kubra, ili/362; Hakim, Müstedrak, İV/28S; Ibnu's-Sınni, Ameiu'l-yevm ve'Neyle, 29P; Dulabi, el-Kuna ve'l-Esma, il/117; ibn Ebi Şeybe, Musannef, X/216; Bağavî, Şerhu's-Sunne.

Abdurrahman İbnü’l-Cevzi, Ashâbın Dilinden Peygamberimizin Hayatı, Uysal Kitabevi: 445.

[8] Beyhakî, Dölaüu'n-Nub.jvve, I/287; Tirmizî, Şemail, 113; İbn Asakir, Tarih, I/330. İbn Ebi Haİe'nin hadisinden bir bölüm. Daha önce geçmişti.

Abdurrahman İbnü’l-Cevzi, Ashâbın Dilinden Peygamberimizin Hayatı, Uysal Kitabevi: 445.

[9] NisaSurssi,4l.

[10] Buharı, Sahih, VI/57, 241, 243; Müslim, Sahih, Vftabu salati'l-nıusafirin, hadis. 247, 248; Tirmızî, Sünen, 3025; ibn Mace, Sünen, 4194; 'mam Ahmed, Musned, I/380; Beyhakı, 3ünenü'l-KubraıX/231;lbnuıl-MubarekIZuhdı 36; Tirmizî, Şemail, 159,165.

[11] Daha önce kaynakları geçti.

[12] Al-i imran Suresi, 190.

[13] Suyutî, DiTPJ'l-Monsur, Vl/27, 11/111: Zebidî, İthafu's-Sadeti'l-Muıtakîn, lX/47, 119, X/163 (Zebidî şunları söylemiştir: Irakî şöyle demiştir: Bunu, Etu'ş-Şeyh İbn^riıbban Ahlaku Resulıüah (s.r.v.) kitabında İbnu'l-Cevzî'nın tarikinden rivayet etmiştir. Onda İbn Ge­ri ab vardır. Onun adı Yahya İbn Ebi Hsyye'dır. Cumhur onu zayıf görmüştür. İbn Hıbban Sa-hih'ınde, Abduteeıik İbn Süleyman'ın Ata'dan rivayetinden şu soz olmadan nakletmiştir: "Onun hangi düftümu hayret veric1 değildi." Bu U've'nin Aişs'den Hadisin sonunu kısaltaıak yaptığı rivayetten Müslim'de mevcut'ur." Şöyle de demiştir: "Bunu, Abd İbn Humeyd, İbnu'l- Munzİr, İbn Murdeveyh ve İbn Ebi'd-Dunya "et-Tefekkur" de İhrac etmiştir." ibn Hıbban, Sa-hih'indeki ve ibn Asakir'inki, bunların hepsi, Ata tarikiyiedir."

[14] Zebidî, İthafu's-SadetH-Muttakîn, İV/505 (Zebîdî şöyle demiştir: Irakî çunları söylemiştir: Bunu, Ebu Zerr el-Herevî, zayıf bir isnadîa Ebu Hureyre'nin hadisinden Mu'cern'inde rivayet etmiştir. Ben de derim ki; Sanki o, kendisinin Ebu'ş-Şeyh el-lsbehani'nin tarikinde Ahlaku'n-Nebi kitabında, Ravh İbn Musafif'den, o, Muhammed İbn el-Melaİ'den, o da babasından.... tarikiyle ihrac ettiğine İşaret etmektedir." Sonra şöyle demiştir "Ravha Buharı ve başkalarını Ebu Beşer künyesini vermiştir. Levin onu Ebu'l-Muaîtıl diye künyelen-dirmiştir. O, metruklardan birisidir. İbnu'l-Mubarek, Ahmed ve İbn Main onu t e rketm işlerdir. İbn Hıbban şöyle demiştir: Ondan rivayet helal değildir."

[15] İbn Sa'd, Tabakatül-Kübra, 111/32; İbn Asakir, Tarih.. V/462.

[16] Buharı, Sahih, 11/105: Bağavî, Şerbu's-Sunne, V7429; İbn Sa'd, Tabakatü'l-Kübra, I/289; Nevevî, Ezkâr, 134.

[17] Buharî, Sahih, li/100, VII/152; Nesaî, Sünen, kiîabu'l-cenaız, bab. 21, İmam Ahmed, Musned, V/204, Beyhakî, Sunenu'l-Kubra, İV/65- Abdurrezzak, Musannef, 6670; Bağavî, Şerhu's-Sunne, V/426; Buharı, Edebu'İ-Mufred, 512.

[18] Darımî Sünen, İ/4.

[19] Elimdeki kaynaklatın hiçbirinde buna rastlamadım.

Abdurrahman İbnü’l-Cevzi, Ashâbın Dilinden Peygamberimizin Hayatı, Uysal Kitabevi: 445-449.

[20] İmam Ahrned, Musned, İÜ/184; Beyhakî, Sünenu'l-Kubra, VI/195; Ebu Nuaym, Hılyetu'l-Evliya, V/21, Buharı, Sahih, İli/164; Ebu Davud, kitabu'z-zekat, bab: 30; Abdurrez-zak, Musannef, hadis: 18642.

[21] Hakim, Müstedrek, 11/14; İmam Ahmed, Musned, 11/183, 193; İbn Sa'd, Taba-katül-Kübra, 1/107.

Abdurrahman İbnü’l-Cevzi, Ashâbın Dilinden Peygamberimizin Hayatı, Uysal Kitabevi: 449.

[22] İbn Asakir, Tarih, M/399; Ebu Nuaym, Hılyetu'l-Evliya, VI/91; Munzirî, Terğib, İV/242; Zebidî, İthafu's-Sadeti'l-Muttakîn, X/238; Suyutî, Durru'i-Mensur, HI/47.

[23] İmam Ahmed, Musned, 1/288; İbn Hacer, Metalibu'l-Aliye, 169. (Bu hadisin ma­nası hakkında iyi düşünülmelidir. Bu şekliyle bu hadis sahih görünmemektedir. ^Mütercimin notu).

Abdurrahman İbnü’l-Cevzi, Ashâbın Dilinden Peygamberimizin Hayatı, Uysal Kitabevi: 449-450.

[24] Bağavî, Şerhu's-Sunne, V/71; Zebîdî, İthafu's-Sadeti'l-Muttakîn, VI H/506, 517.

[25] Beyhakî, Sünenü'l-Kübra, H/58; İbnu's-Sınnî, Amelu'l-yevmi ve'l-leyle, 364, 442; Ebu Nuaym, Hılyetu'l-Evlİya, V/12; Tirmizî, Şemail, 45; Zebidî, Hhafu's-Sadeti'l-Muttakîn, IH/ 304, İV/491; Suyutî, Durru'l-Mensur, 1/16, VI/63.

[26] Kaynakları yukarıdaki dipnotta geçti.

[27] İbn Mace, Sünen> 3815; İbn Ebi Şeybe, Musannet, X/297, Xill/461; İbn Kesir, el-Bidaye ve'n-Nihaye, VI/69; Tefsir, İV/160.

[28] İbn Ebi Şeybe, Musannef, Xlll/462; Ebu Nuaym, Tarihu isbehan, î/60; Suyutî, Durru'l-Mensur, VI/63; Ukaylî, Zu'afa, İV/175; Zehebî, Mizanul-İfıdal, 8706.

Abdurrahman İbnü’l-Cevzi, Ashâbın Dilinden Peygamberimizin Hayatı, Uysal Kitabevi: 450.
 

 
 Ana Sayfa | Destek | İletişim
Copyright © KutluDogum.Org
Design&Code İBG
Siteyi En İdeal Internet Explorer 7 & Firefox ile 1024*768 Formatında Görüntüleyebilirsiniz.