ONDÖRDÜNCÜ BÖLÜM
V- RASULULLAHIN KORKMASI,
TAZARRUU (YALVARIP YAKARMASI), ÜZÜLMESİ, DÜŞÜNMESİ, TAKVASI,
EMELİNİN KISALIĞI, İSTİĞFARI VE TÖVBESİ
Rasulullahın Korkması Ve
Tazarruu (Yalvarıp Yakarması)
Rasulullahın Bulut Ve
Rüzgardan Rahatsız Olması
Rasulullah'ın Gök
Gürültüsünü Duyduğunda, Şimşek Ve Yıldırımı Gördüğünde Okuduğu
Dua
Rasulullah'ın Korkması Ve
Düşünmesi
Rasulullah'ın Ağlaması
Rasulullahın Takvası
Rasulullahın Emelinin
Kısalığı
Rasullulah'ın Tövbe Ve
İstiğfarı
ONDÖRDÜNCÜ BÖLÜM
V-
RASULULLAHIN KORKMASI, TAZARRUU (YALVARIP YAKARMASI), ÜZÜLMESİ,
DÜŞÜNMESİ, TAKVASI, EMELİNİN KISALIĞI, İSTİĞFARI VE TÖVBESİ
Rasulullahın Korkması Ve Tazarruu (Yalvarıp Yakarması)
1003)
Ebu Hureyre şunu anlattı: Rasulullah şöyle buyurdu:
- "Hiçbirinizi ameli, Cennet'e
sokmayacak." Bunun üzerine:
- Seni de mi ya Rasulellah!
dediler. Rasulullah (s.a.v.):
- "(Evet) Beni dei Meğer ki,
Allah kendinden bir rahmet ve fadl (lütuf, iyilik) ile beni
örtmüş ola" dedi.
1004)
Ebu Hureyre şöyle dedi: Rasuhıllah (s.a.v.):
- "Sizden hiç kimse yoktur ki,
kendisini ameli kurtarsın" buyurdu. Sahabiler:
- Seni de mi ya Rasulellah! dedi.
- "(Evet) Beni de! Meğer ki, Allah
kendisinden bir mağfiret ve rahmetle beni sarmış ola" buyurdu
ve elini başının üzerine koydu.
1005)
Mutarrif îbn Abdillah'ın babası şöyle dedi:
"Rasulullah'ı namaz kılarken
gördüm. Göğsünden, tencere veya kazanın kaynarken çıkardığı sese
benzer bir ses duyuluyordu."
1006)
Hz. Aişe şunu anlattı:
Rasulullah'ın (s.a.v.) benim
yanımda kaldığı bir gece, onu paçavraya benzer bir halde secde
ederken gördüm. O'nun şöyle dediğini duydum:
"Karaltım ve hayalim (bile) sana
secde etti. Kalbim sana inandı. Rabbim! İşte bunlar, benim
ellerim ve onlarla kendi aleyhime işlediğim (suç ve günahlar).
Ey Azîm (büyük) olan! Her büyükten umulur. Büyük günahı affet."
Daha sonra şöyle dedi:
"Cebrail bana, duyduğun bu
kelimeleri söylememi emretti. Secde ederken onları söyle. Çünkü
bu kelimeleri söyleyen secdeden başını kaldırır kaldırmaz
bağışlanır."
1007)
Hz. Aişe şunu anlattı:
Rasulullah (s.a.v.) bir işe ruhsat
verdi de, insanlardan bazıları ondan çekindiler. Peygamber
(s.a.v.) bunu duydu ve kızdı. Kızgınlığı yüzünden belli oldu.
Daha sonra şöyle buyurdu:
- "Bazı kimselere ne oluyor? Bana
ruhsat verilen şeyden yüz çeviriyorlar. Vallahi, ben onların
Allah'ı en iyi bileni ve ondan en çok korkanıyım."
Rasulullahın Bulut Ve Rüzgardan Rahatsız Olması
1008)
Hz. Aişe şöyle anlattı:
Rasulullah (s.a.v.), bir bulut
veya rüzgar gördüğünde bu. yüzünden anlaşılırdı. Ben ona şöyle
dedim:
-Ya Rasulellahî insanlar, bulutu
gördüklerinde onda yağmur vardır ümidiyle seviniyorlar. Halbuki
bunu sen gördüğün zaman, yüzünde bir hoşnutsuzluk görüyorum.
Bunun üzerine Rasülullah:
- "Aişe! Bunda bir azap
bulunmadığına bana kim teminat verebilir? Gerçekten bir millete
rüzgarla azab edilmiştir. Bir millet azabı görüp: Bu gördüğünüz,
bize yağmur yağdıracak bir buluttur demişti" buyurdu.
Rasulullah'ın Gök Gürültüsünü Duyduğunda, Şimşek Ve Yıldırımı
Gördüğünde Okuduğu Dua
1009)
Salim Ibn Abdillah'ın babası şunu söyledi:
Peygamber (s.a.v.), gök
gürültüsünü duyduğunda ve şimşek çaktığım gördüğünde şöyle
derdi:
"Allah'ım! Bizi gazabınla öldürme
ve azabınla helak etme. Bize bundan Önce afiyet ver."
Rasulullah'ın Korkması Ve Düşünmesi
1010)
el-Hasen İbn Ali, dayısı Hind'in şu sözünü söyledi:
"Rasülullah (s.a.v.), daima
düşünceliydi. Aşırı neşe ve sevinmesi yoktu."
Rasulullah'ın
Ağlaması
Musannif (yazar) şöyîe dedi:
Rasulullah'ın (s.a.v.) şefkatini anlatırken onun, ümmeti için
istekte bulunup ağladığını, Alîah'm da ona: "Ümmetin hakkında
seni memnun edeceğim" diye vahyettiğini belirtmiştik.
1011)
Abdullah İbn Mes'ud şöyle dedi: Rasuiullah (s.a.v.):
- "Bana Kur'an oku" dedi. Ben
de:
-Ya Rasuîeîiah! Kur'an sana
indirildiği halde onu sana ben mi o-kuyayım? dedim. Rasuiullah
(s.a.v.):
- "Evet. Ben onu başkasından
dinlemeyi severim" dedi. Nisa suresini okumağa başladım ve:
"Her türlü ümmetten bir şahit
getirdiğimiz ve seni de onlara şahit olarak gösterdiğimiz zaman
durumları nasıl olacak"
ayetine geldiğimde:
- "Yeter" dedi. Baktım ki,
Easulullah (s.a.v.) ağlıyordu.
1012)
Mutarrif in babası şöyle dedi:
"Namaz kılarken Peygamber'i
gördüm. Ağlamaktan dolayı içinden, tencerenin kaynama sesine
benzer bir ses geliyordu."
1013)
Ata anlattı:
Ben, Abdullah îbn Ömer ve Ubeyd
îbn Umeyr Hz. Aişe'nin yanma girdik. îbn Ömer şöyle sordu:
-Rasulullah'tan (s.a.v.)
gördüklerinin en hayret verici olanını bana anlat. Hz. Aişe
ağladı. Sonra:
-O'nun her işi hayret vericiydi.
Benim gece nöbetimde yanıma geldi. Yorganın altında yanıma
girip derisi derime dokunduğunda:
- "Aişe! Rabbime itaat etmeme izin
verir misin?" dedi. Ben de: -Ben senin yakınlığım ve sevgini
isterim, dedim.
Kalkıp evdeki bir su tulumunu
aldı. Fazla su dökmedi. Daha sonra kalkıp Kur an okudu. Sonra da
ağladı. Gözyaşlarının önünü ıslattığın: gördüm. Sonra sağ
.tarafına yaslandı. Sağ elini yanağının altına koydu. Sonra yine
ağladı. Öyle ki, gözyaşlarının yeri ıslattığını gördüm.
Bilâl, namaz vaktini duyurmak
üzere ona geldi. Onun ağladığını görünce:
-Ya Rasulellah! Allah senin önceki
ve sonraki günahlarını affetmiş olduğu halde sen de mi
ağlıyorsun? dedi. Rasuhıllah (s.a.v.):
- "Şükreden bir kul olmayayım un?'
dedi. Daha sonra şunu ilave etti:
- "Allah, gece hakkında:
"Göklerin ve yerin yaratılışında, gece iîe gündüzün birbiri
ardınca gelip gidişinde akl-ı selim sahipleri için gerçekten
açık ibretler vardır"
ayetini indirmişken ben niye ağlamayayım?"
Ayrıca şöyle dedi:
- "Bunu okuyup da düşünmeyenlere
yazıklar olsun "
1014)
AH (r.a.) şunu anlattı:
"Ben, içimizden, sadece birisinin
ayakta olduğunu gördüm. O da, sabaha kadar, bîr ağacın altında
namaz kılan ve ağlayan Rasulullah'tı." O gece, Bedir gecesiydi.
1015)
Ebu Hureyre şunu anlattı:
"Bir gece, Rasulullah'la (s.a.v.)
birlikte yolculuk yaptım. O:
- "Bismillahirrahmanirrahim" dedi.
Yere yıkümcaya kadar ağladı. O'nu yirmi defa okudu. Her
defasında yere yıkılmcaya kadar ağlıyordu. Sonunda bana şöyle
dedi:
- "Rahman ve Rahım'in acımadığı
kimse hüsrana uğramıştır. (İstediğine nail olamamıştır)."
1016)
Seleme el-Mahzumî şöyle anlattı:
Zeyd Ibn Harise şehit edilince,
Rasulullah (s.a.v.) onun ailesine gitti. Zeyd'in kızmm yüzünde
ağlama belirtileri görünce, Rasulullah (s.a.v.) da ağladı.
Ashabından bazıları O'na:
-Bu nedir ya Rasulellah! dediler.
Rasulullah (s.a.v.):
- "Buj sevgilinin sevgiliye
özlemidir" dedi.
1017)
Enes şöyle dedi:
Biz, Rasulullah'la (s.a.v.)
birlikte, can vermekte olan İbrahim'in yanına girdik.
Rasulullah'm (s.a.v.) gözleri yaş dökmeğe başladı ve şöyle dedi:
- "Göz ağîar, kalp üzülür. Biz,
ancak Rabb'imizi hoşnut edecek şeyi söyleriz (üzüntümüzü öyle
gösteririz), İbrahim! Biz, senin ayrılmandan dolayı çok
üzgünüz."
1018)
Usame İbn Zeyd şunu anlattı: Rasulullah'm kızı (Zeynep):
- Oğlum ölmek üzere diye
Rasulullah'a (s.a.v.) haber gönderdi. Rasuîulîah da (s.a.v.) ona
şu cevabı gönderdi:
- "Aldığı da, verdiği de Allah'a
aittir. Her şeyin, ilm-i ilahide belirli bir süresi vardır." Bu
defa kızı, Rasulullah'a (s.a.v.) and vererek yanma mutlaka
gelmesi için haber gönderdi. Beraberinde bazı kişiler olduğu
halde Rasulullah (s.a.v.) kalktı. Çocuk Rasulullah'ın (s.a.v.)
kucağına verildi. Artık o, son anlarını yaşıyordu. Rasulullah'uı
(s.a.v.) gözleri yaş döküyordu. Sa'd İbn Ubade:
-Ya Rasulellah! Bu nedir? Niye
ağlıyorsun? dedi. Rasululiah:
- "Bu Allah'ın kullarının
gönüllerine koyduğu rahmetidir. Allah, bu rahmeti kullarından
şefkatli olanlara ihsan eder" buyurdu.
1019)
Abdullah İbn Ömer şunu anlattı:
Sa'd îbn Ubade hastalandı.
Rasulullah (s.a.v.) onun yanma geldi, tçeri girince, onu, ailesi
ve ziyaretçileri arasında buldu:
-"Öldü mü?" dedi.
-Hayır, dediler. Rasulullah
(s.a.v.) ağladı.
1020)
Hz. Aişe şöyle dedi:
Osman îbn Maz'un vefat edince,
Peygamber (s.a.v.) yüzündeki örtüyü açıp alnından öptü. Sonra
uzun süre ağladı. Daha sonra o tabutun üzerine kondu. Peygamber
(s.a.v.):
- "Ne mutlu sana, Osman! Dünya
sana karışmadı, sen de dünyaya karışmadın" dedi.
1021)
Meysere îbn Ma'bed şunu anlattı: Bir adam Peygamber'e (s.a.v.)
gelip:
-Ya RasuleUah! Biz cahiliye devri
adamları ve puta tapıcıîardık. Çocukları öldürürdük. Benim bir
kızım vardı. Öna seslendiğimde sevinirdi. Bir gün onu çağırdım.
"Beni takip etti. Gittim, gittim. Uzakta olmayan, aileme ait
bir kuyuya geldim. Kj zımm elinden tuttum ve onu kuyunun içine
attım. Ondan duyduğum son söz: Babacığını! Babacığım! oldu.
Bunun üzerine Rasuîullah
gözyaşları akıncaya kadar ağladı. Rasulullah'ın (s.a.v.) yanında
oturanlardan birisi ona: -Rasulullah'ı (s.a.v.) üzdün, dedi.
Rasulullah (s.a.v.):
- "Bırak! O, kendisini
ilgilendiren şeyi soruyor" dedi ve şunu ilave etti: "Konuşmanı
bana tekrar et."
Adam ona tekrar anlattı.
Gözyaşları sakalını ıslatmcaya kadar ağladı. Sonra:
- "Allah, cahil iyede işlenenlerin
(günahım) kaldırdı. Ameline yeni-den başla" dedi.
1022)
Sabit îbn Şerh şunu söyledi:
Şu Rasulullah'm (s.a.v.) du
alarmdandı:
"Allah'ım! Bana, hiç durmadan
ağlayan ve yaş döken, yaslar kan haline, dişler kor haline
gelmeden önce haşyetinden korkan gözler ver."
Rasulullahın Takvası
1023)
Enes şunu söyledi:
Rasulullah (s.a.v.) bir hurmaya
rastladı da şöyle dedi:
"Bunun sadaka hurması olmasından
korkmasaydıra, onu alır yerdim."
1024)
Amr İbn Şuayb'm dedesi şöyle dedi:
Rasulullah (s.a.v.) uyuyordu. Yan
tarafında bir hurma buldu ve onu alıp yedi. Gecenin sonunda
bağırıp çağırmağa başladı. Bundan dolayı bazı hanımları
korktular. Rasulullah (s.a.v.):
- "Ben yan tarafımda bir hurma
buldum. Onu yedim. Ama sadaka hurması olmasından korktum" dedi.
Rasulullahın Emelinin Kısalığı
1025)
Ebu Said el-Hudrî şöyle anlattı:
Usame îbn Zeyd, yüz dinara bir
aylığına bir hizmetçi satın aldı. Bunun üzerine Rasulullah'm
(s.a.v.) şöyle dediğini duydum.
- "Usame'nin bir aylığına birşey
satın almasına şaşırmıyor musunuz?"
"Usame uzun emellidir. Canım
elinde olan Allah'a yemin ederim ki ben, gözlerimi açar açmaz
kabzediîinceye kadar, göz kapaklarınım birleş-meyeceğini
zannederim. Gözümü kaldırınca kabzediîinceye kadar onu
koyamayacağımı zannederim. Ağzıma bir lokma aldığımda, Ölümden
dolayı tıkanıp kaldığım için boğazımdan geçiremeyeceğimi
zannederim."
Rasulullah (s.a.v.) daha sonra
şunu ilave etti:
- "Adem oğullan! Eğer
düşünüyorsanız, kendinizi ölülerden sayın. Canım elinde olana
yemin olsun! Size vaadedilen şey mutlaka gelecektir."
1026)
Ibn Abbas şunu anlattı:
Rasulullah (s.a.v.) suyu harcıyor
ve toprak sürünüyordu. Ben;
-Ya Rasuleilah! Su senin
yakınındadır, diyordum. O da şöyle cevap veriyordu:
"Kimbilir? Belki ona
ulaşamayacağım."
Rasullulah1n Tövbe Ve İstiğfarı
1027)
İbn Ömer, Rasulullah'm şu sözünü duyduğunu söyledi:
"Ey insanlar! Rabb'inize tövbe
edin. Çünkü ben O'na, günde yüz defa tövbe ediyorum."
1028)
İbn Ömer şöyle dedi:
Biz Rasulullah'm (s.a.v.) bir
mecliste yüz defa:
"Rabbiğfîrlî ve tub aleyye. Inneke
ente't-tevvabu'r-rahîm: Rabb'im! Beni bağışla ve benim tövbemi
kabul et. Sen tövbeyi kabul edensin ve çok merhametlisin"
dediğini saydık.
1029)
Hz. Aişe şöyle dedi: Rasulullah (s.a.v.) kuşluk namazı kılıp:
"Allahumme'ğfir lî ve tub aleyye.
înneke ente't-tevvabur-rahîm" dedi. Hatta bunu yüze tamamladı.
1030)
Ebu Musa şöyle dedi: Rasulullah (s.a.v.):
"Ben, günde yüz defa Allah'tan
mağfiret (af) diliyorum ve O'na tövbe ediyorum" buyurdu.
1031)
Said îbn Ebi Burde'nin dedesi şunu söyledi:
Biz otururken Rasulullah (s.a.v.)
yanımıza gelip şöyle dedi:
"Yüz defa, Allah'a istiğfarda
bulunmadığım hiçbir sabah vakti geçmemiştir."
[1] Buharı, Sahih, VII/157; Müslim, Sahih, sıfatu'l-munafikin,
bab: 17; İmam Ahmed, Musned, M/264. Bakınız: Taberanî, Mu'cemu'l-Kebİr,
VII/369, Mecmau'z-Zevaİd, X/357; Sü-nenu'l-Kubra, IH/377,
İthafu's-Sadeti'l-Muttakîn, IX/96, 97.
[2] Beyhakî, Sünenu'l-Kubra, 111/18; Ebu Nuaym, Hılyetu'l-Evliya,
VII/129.
[3] Bakınız: Sunenu Ebu Davud, kitabu's-salah, bab: 157;
Sunenu'n-Nesaî, kıta-bu's-sehv, bab: 18; Ahmed Îbn Hanbeİ,
Musned, İV/25, 26.
[4] Ukaylî, Zuafa, 1/116; Zebıdî, İthafu's-Sadeti'l-Muttakîn,
IH/75, İV/482, V/96; Hey-semî, Mecmau'z-Zevaid, 11/128; Suyutî,
Durru'l-Mensur, VI/27;el-Hİndî, Kenzu'l-Ummal,ll/198.
Yazar, farklı lafızla, el-llelu'i-Mutenahiye adlı eserinde (917
nolu hadis olarak) getirmiş ve şöyle demiştir: "Bu sahih olmayan
bir hadistir, ibn Adiyy: Süleyman İbn Ebi Kerime'nin hadisleri,
münker hadislerdir" demiştir.
[5] Müslim, Sahih, kİtabu'l-fedail, bab: 35.
Abdurrahman İbnü’l-Cevzi, Ashâbın Dilinden Peygamberimizin
Hayatı, Uysal Kitabevi: 443-444.
[6] Buharı, Sahih, l/l 67; Musiim, Sahih, kitabu'l-istiska, 16;
Ebu Davud, Sünenr 5098; İmam Ahmed, Musned, VI/66; Bağavî,
Şsrnu's-Sunne, İV/388; Buhar?, Edebu'l-Mufred, 251; ibn Kesir,
Tefsir, VIt/270; ei-Bidaye ve'n-Nihaye, 1/130.
Abdurrahman İbnü’l-Cevzi, Ashâbın Dilinden Peygamberimizin
Hayatı, Uysal Kitabevi: 444-445.
[7] Tirmizî, Sünen, 3450; İmam Ahmet;, Musned, 11/10; Beyhakî,
Sünonu'İ-Kubra, ili/362; Hakim, Müstedrak, İV/28S; Ibnu's-Sınni,
Ameiu'l-yevm ve'Neyle, 29P; Dulabi, el-Kuna ve'l-Esma, il/117;
ibn Ebi Şeybe, Musannef, X/216; Bağavî, Şerhu's-Sunne.
Abdurrahman İbnü’l-Cevzi, Ashâbın Dilinden Peygamberimizin
Hayatı, Uysal Kitabevi: 445.
[8] Beyhakî, Dölaüu'n-Nub.jvve, I/287; Tirmizî, Şemail, 113; İbn
Asakir, Tarih, I/330. İbn Ebi Haİe'nin hadisinden bir bölüm.
Daha önce geçmişti.
Abdurrahman İbnü’l-Cevzi, Ashâbın Dilinden Peygamberimizin
Hayatı, Uysal Kitabevi: 445.
[9] NisaSurssi,4l.
[10] Buharı, Sahih, VI/57, 241, 243; Müslim, Sahih, Vftabu
salati'l-nıusafirin, hadis. 247, 248; Tirmızî, Sünen, 3025; ibn
Mace, Sünen, 4194; 'mam Ahmed, Musned, I/380; Beyhakı, 3ünenü'l-KubraıX/231;lbnuıl-MubarekIZuhdı
36; Tirmizî, Şemail, 159,165.
[11] Daha önce kaynakları geçti.
[12] Al-i imran Suresi, 190.
[13] Suyutî, DiTPJ'l-Monsur, Vl/27, 11/111: Zebidî, İthafu's-Sadeti'l-Muıtakîn,
lX/47, 119, X/163 (Zebidî şunları söylemiştir: Irakî şöyle
demiştir: Bunu, Etu'ş-Şeyh İbn^riıbban Ahlaku Resulıüah (s.r.v.)
kitabında İbnu'l-Cevzî'nın tarikinden rivayet etmiştir. Onda İbn
Geri ab vardır. Onun adı Yahya İbn Ebi Hsyye'dır. Cumhur onu
zayıf görmüştür. İbn Hıbban Sa-hih'ınde, Abduteeıik İbn
Süleyman'ın Ata'dan rivayetinden şu soz olmadan nakletmiştir:
"Onun hangi düftümu hayret veric1 değildi." Bu U've'nin Aişs'den
Hadisin sonunu kısaltaıak yaptığı rivayetten Müslim'de mevcut'ur."
Şöyle de demiştir: "Bunu, Abd İbn Humeyd, İbnu'l- Munzİr, İbn
Murdeveyh ve İbn Ebi'd-Dunya "et-Tefekkur" de İhrac etmiştir."
ibn Hıbban, Sa-hih'indeki ve ibn Asakir'inki, bunların hepsi,
Ata tarikiyiedir."
[14] Zebidî, İthafu's-SadetH-Muttakîn, İV/505 (Zebîdî şöyle
demiştir: Irakî çunları söylemiştir: Bunu, Ebu Zerr el-Herevî,
zayıf bir isnadîa Ebu Hureyre'nin hadisinden Mu'cern'inde
rivayet etmiştir. Ben de derim ki; Sanki o, kendisinin Ebu'ş-Şeyh
el-lsbehani'nin tarikinde Ahlaku'n-Nebi kitabında, Ravh İbn
Musafif'den, o, Muhammed İbn el-Melaİ'den, o da babasından....
tarikiyle ihrac ettiğine İşaret etmektedir." Sonra şöyle
demiştir "Ravha Buharı ve başkalarını Ebu Beşer künyesini
vermiştir. Levin onu Ebu'l-Muaîtıl diye künyelen-dirmiştir. O,
metruklardan birisidir. İbnu'l-Mubarek, Ahmed ve İbn Main onu t
e rketm işlerdir. İbn Hıbban şöyle demiştir: Ondan rivayet helal
değildir."
[15] İbn Sa'd, Tabakatül-Kübra, 111/32; İbn Asakir, Tarih..
V/462.
[16] Buharı, Sahih, 11/105: Bağavî, Şerbu's-Sunne, V7429; İbn
Sa'd, Tabakatü'l-Kübra, I/289; Nevevî, Ezkâr, 134.
[17] Buharî, Sahih, li/100, VII/152; Nesaî, Sünen, kiîabu'l-cenaız,
bab. 21, İmam Ahmed, Musned, V/204, Beyhakî, Sunenu'l-Kubra,
İV/65- Abdurrezzak, Musannef, 6670; Bağavî, Şerhu's-Sunne,
V/426; Buharı, Edebu'İ-Mufred, 512.
[18] Darımî Sünen, İ/4.
[19] Elimdeki kaynaklatın hiçbirinde buna rastlamadım.
Abdurrahman İbnü’l-Cevzi, Ashâbın Dilinden Peygamberimizin
Hayatı, Uysal Kitabevi: 445-449.
[20] İmam Ahrned, Musned, İÜ/184; Beyhakî, Sünenu'l-Kubra, VI/195;
Ebu Nuaym, Hılyetu'l-Evliya, V/21, Buharı, Sahih, İli/164; Ebu
Davud, kitabu'z-zekat, bab: 30; Abdurrez-zak, Musannef, hadis:
18642.
[21] Hakim, Müstedrek, 11/14; İmam Ahmed, Musned, 11/183, 193;
İbn Sa'd, Taba-katül-Kübra, 1/107.
Abdurrahman İbnü’l-Cevzi, Ashâbın Dilinden Peygamberimizin
Hayatı, Uysal Kitabevi: 449.
[22] İbn Asakir, Tarih, M/399; Ebu Nuaym, Hılyetu'l-Evliya, VI/91;
Munzirî, Terğib, İV/242; Zebidî, İthafu's-Sadeti'l-Muttakîn,
X/238; Suyutî, Durru'i-Mensur, HI/47.
[23] İmam Ahmed, Musned, 1/288; İbn Hacer, Metalibu'l-Aliye,
169. (Bu hadisin manası hakkında iyi düşünülmelidir. Bu
şekliyle bu hadis sahih görünmemektedir. ^Mütercimin notu).
Abdurrahman İbnü’l-Cevzi, Ashâbın Dilinden Peygamberimizin
Hayatı, Uysal Kitabevi: 449-450.
[24] Bağavî, Şerhu's-Sunne, V/71; Zebîdî, İthafu's-Sadeti'l-Muttakîn,
VI H/506, 517.
[25] Beyhakî, Sünenü'l-Kübra, H/58; İbnu's-Sınnî, Amelu'l-yevmi
ve'l-leyle, 364, 442; Ebu Nuaym, Hılyetu'l-Evlİya, V/12; Tirmizî,
Şemail, 45; Zebidî, Hhafu's-Sadeti'l-Muttakîn, IH/ 304, İV/491;
Suyutî, Durru'l-Mensur, 1/16, VI/63.
[26] Kaynakları yukarıdaki dipnotta geçti.
[27] İbn Mace, Sünen> 3815; İbn Ebi Şeybe, Musannet, X/297, Xill/461;
İbn Kesir, el-Bidaye ve'n-Nihaye, VI/69; Tefsir, İV/160.
[28] İbn Ebi Şeybe, Musannef, Xlll/462; Ebu Nuaym, Tarihu
isbehan, î/60; Suyutî, Durru'l-Mensur, VI/63; Ukaylî, Zu'afa,
İV/175; Zehebî, Mizanul-İfıdal, 8706.
Abdurrahman İbnü’l-Cevzi, Ashâbın Dilinden Peygamberimizin
Hayatı, Uysal Kitabevi: 450.