YİRMİNCİ BÖLÜM
RASULULLAHIN TEMİZLİK
TAKIMI
Rasulullahın Yüzüğü
Rasulullahın Saçlarını
Kına İle Boyaması
Rasulullahın Tarak
Kullanması
Rasulullahın Saçlarını
Ayırması
Rasulullahın Gülyağı
Kullanması
Rasulullahın Aynası
Rasulullahın Sakalından
Alması
Rasulullahın Bıyıklarını
Kırpması
Rasulullahın (Kılları
Gidermek İçin) Hamam Otu V.S. Kullanması
Rasulııllahın Koku
Sürünmesi Ve Kokuya Karşı Sevgisi
YİRMİNCİ BÖLÜM
RASULULLAHIN TEMİZLİK TAKIMI
Rasulullahın Yüzüğü
1144)
Enes şunu anlattı:
"Bir gün, Rasulullah'ın (s.a.v.)
elinde gümüş bir yüzük gördüm. Halk da gümüş yüzük yaptırıp
parmaklarına taktılar. Bunun üzerine Rasulullah (s.a.v.)
yüzüğünü çıkarıp attı. Halk da yüzüklerini çıkarıp attılar."
1145)
ibn Abbas şöyle dedi:
Peygamber (s.a.v.) bir yüzük aldı
ve onu parmağına taktı, sonra:
"Bu, bugün beni sizinle meşgul
olmaktan alıkoydu. Bu yüzüğü takınca bir ona bakıyorum bir de
size" deyip onu attı.
1146)
Ibn Ömer şöyle dedi:
"Peygamber'in (s.a.v.) bir yüzüğü
vardı. Önün kaşlı tarafını avucunun içine doğru getirirdi."
"Bir gün onu çıkarıp attı. Halk da
yüzüklerini çıkarıp attılar. Daha sonra gümüş bir yüzük edindi.
Onu parmağına takmayıp mühür olarak kullanıyordu."
1147)
Enes İbn Malik şöyle dedi:
Rasulullah (s.a.v.) gümüş bir
yüzük edinip üzerine "Muhammedün Rasulullah" kelimelerini
nakşettirdi. Sonra;
"Ben bir gümüş yüzük yaptırdım ve
ona "Muhammedün Rasulullah" kelimelerini kazdırdım. Siz bunun
üzerine hiç bir şey kazdırmayın" dedi.
1148)
Enes şöyle dedi:
"Rasulullah (s.a.v.) yüzüğünü
gümüşlettirdi. Kaşı da ondandı."
1149)
îbn Ömer şöyle anlattı:
"Rasulullah (s.a.v.) gümüş bir
yüzük edindi. O, kendi elindeydi. Ondan sonra Ebu Bekir'e geçti.
Daha sonra Ömer'e geçti. Ömer'den sonra da Osman'a geçti. Onun
üzerine şöyle nakşedilmişti (kazdırılmış-tı): Muhammedün
Rasulullah."
Müslim şunu ilave etmiştir;
"Daha sonra Osman'a geçti. Sonunda
Osman'dan Eriş kuyusuna düştü."
1150)
Enes îbn Malik şunu anlattı:
"Peygamber'in (s.a.v.) yüzüğü,
gümüştendi. Kaşı habeş taşıydı."
1151)
Enes şunu söyledi:
"Peygamber'in yüzüğüne şöyle
nakşedilmişti: Bir satırda "Mu-hammed", bir satırda, "Rasul",
bir satırda da "Allah."
Rivayetler farklıdır: O, yüzüğü
sağ eline mi yoksa soluna mı takardı?
1152)
Cabir şöyle dedi:
"Peygamber (s.a.v.), yüzüğünü sağ
eline takardı."
Muhammed İbn Abbad, zayıftır. îbn
Meynıun, "Leyse bişey"dir. Buharı şöyle demiştir. Q,
"Zahibu'l-hadis"tir (hadisi kabul etmeyendir).
Sol'a (taktığı) daha doğrudur.
1153)
Enes şöyle demiştir:
"Rasulullah'ın (s.a.v.), bize
hitabederken, sol elindeki yüzüğün parıltısını hâlâ görür
gibiyim."
1154)
Cafer Ibn Muhammed'in babası şöyle dedi:
"Rasulullah'ın (s.a.v.), Ebu
Bekir, Ömer, el-Hasan ve el-Huseyn bunların hepsi yüzüğü sol
ellerine takıyorlardı."
Rasulullahın Saçlarını Kına İle Boyaması
1155)
Osman Ibn Abdillah, İbn Mevhib şöyle dedi;
"Biz Ummu Seleme'nin yanma girdik.
Bize, Rasulullah'm kına ve ketemle (boyamaya yarayan bir ot)
boyanmış saçlarını çıkardı."
1156-
Ebu Rimse şöyle dedi:
"Rasulullah (s.a.v.) saçlarını
kına ve ketemle boyuyordu. Saçları, kürek kemiklerine yahut
omuzlarına varıyordu."
1157)
Aişe şöyle dedi:
"Rasulullah (s.a.v.) kına ve
ketemle saçlarını boyardı." O şöyle derdi:
"Siz değiştirin, çünkü yahudiler
değiştirmiyor.".
Onun sadece kına ile boyadığı rivayet edilmiştir.
1158)
Ebu Rimse şöyle dedi:
"Peygamber'e geldim ve onun
sakalını kma ile boyadığını gördüm."
Sarıya boyadığı da rivayet
edilmiştir.
1159)
Abdullah îbn Cureyc, Abdullah îbn Ömer'e:
- Ebu Abdirrahman! Senin sarıya
boyadığını görüyorum, dedi. Abdullan İbn Ömer de:
-Ben Rasulullah'm (s.a.v.) sarıya
boyadığını gördüm. Onun için sarıya boyamayı severim" cevabını
verdi.
1160)
îbn Ömer şöyle dedi:
"Rasulullah (s.a.v.) sakalını vers
(yemen safranı denilen bir bitki) ve safranla sarıya boyardı."
1161)
Hz. Aişe şöyle dedi:
"Rasulullah'm başındaki ağarmanın
çoğu yan taraflarmdaydı."
"Sakalmdaki kararmanın çoğu
çenenin etrafındaydı. Saçlarmdaki aklar, sanki gümüş iplikler
gibi, saçların siyahları arasında parlardı. Saçlarını sarıya
boyadığında -ki bunu çok yapardı- sanki altın ipliklere
dönüşürlerdi."
Eğer bundaki farklılığın sebebi
sorulursa, biz de: Bazen öyle bo-yuyor, bazen de böyle boyuyordu
diye cevap veririz.
Eğer onun boyamadığı rivayet
edilmiştir denilirse:
1162)
Sabit şöyle demiştir:
Enes'e Rasulullah'm saçını boyayıp
boyamadığı soruldu. O da: "Boyamadı" diye cevap verdi.
1163)
Sa'd'ın mevlâsı (azatlı kölesi) Ziyad şöyle dedi:
Sa'dîbnEbîVakkas'a:
- Rasulullaiı (s.a.v.) saçını
boyadı mı? diye sordum. O da:
- " Hayır! Ona niyet etmedi bile.
Onun ağaran kılları, çenesinin üstünde ve akımdaydı. Onları
saymak istesem sayabilirdim."
1164)
El-Maziniler'in mevlası Beşir şunu söyledi. Cabir îbn
Abdil-lah'a sordum:
- liasulullah (s.a.v.) saçlarım
boyadı mı? Cabir:
- "Hayır; Onun ağaran kıllarının
boyanması gerekmiyordu. Çenesinde ve alnında ağarma vardı.
Onları saymak istesek sayabilirdik."
Cevab şöyledir;
Enes'in rivayet ettiği hadis'in
cevabı iki vecihten olur; Birincisi: Ondan gelen rivayet farklı
farklıdır.
1165)
Enes şöyle demiştir: "Rasulullah'm saçlarını-boyalı olarak
gördüm."
1166)
Muhammed İbn Akil, îbn Ebi Talib şöyle dedi: Enes îbn Malik'e
sordum:
-Rasulullah (s.a.v.) saçını
boyamış mıydı? Enes: -Zannetmiyorum, diye cevap verdi. Ben de;
-Biz de, onun saçlarından içinde
sarılık bulunan bir saç vardı, dedim. Enes:
-Rasulullah (s.a.v.) onlara sarı
birşey dokundurmuştur, diye cevap verdi.
ikincisi: Onun "Zannetmiyorum"
demesi bir zan ifade etmektedir. "Boyamadı" sözü ise bir
olumsuzluğa şehadet etmektedir. îbn Ömer, Ebu Rimse, ezan sahibi
Abdullah îbn Zeyd gibi diğer Sahabiîer kesin olarak onun
boyadığım söylemişlerdir. Olumluluk, olumsuzluğa tercih
edilmiştir. Bu, Enes'in "Boyamadı" sözü kendisine söylediği
anda Ahmed îbn Hanbel'in cevabıdır.
Sa'd'la Cabir'in hadislerine
gelince, Onların ravileri, el-Vakıdî'dir. Ahmed îbn Hanbel onu
yalancı saymıştır. Yahya da; güvenilir değildir, demiştir. Ebu
Zur'a da şöyle demiştir; O hadis uyduruyordu. Sonra, o i-kisinin
şehadetleri olumsuz olanadır. Halbuki olumlu olan tercih edilir.
Rasulullahın Tarak Kullanması
1167)
Enes şöyle dedi:
"Rasulullah (s.a.v.) sakalım ve
saçlarını sık sık su ile (ıslatarak) tarardı."
1168)
Enes şöyle demiştir:
"Rasulullah (s.a.v.), gece
yatacağı yere miskavini, tahau «uyunu ve tarağım koyar,
geceleyin uyanınca, dişlerini misvakler (fırçc ), ab-dest alır
ve tarardı."
Rasulullahın Saçlarını Ayırması
1169)
îbn Abbas şöyle demiştir:
"Ehl-i Kitab saçların? ayırmayıp
tarardı. Müşrikler ise saçlarını ayırırlardı. Rasulullah
kendisine hususi emir gelmeyen konularda Ehl-i Kitab'a uymayı
tercih ederdi. Onun için saçlarını alnının üstüne salıyordu.
Daha sonra saçlarım ayırmaya başlamıştır."
Rasulullahın Gülyağı Kullanması
1170)
Enes şöyle dedi:
"Rasulullah (s.a.v,) başına sık
sık gülyağı sürer ve sakalını tarardı."
Rasulullahın Aynası
1171)
Enes şöyle dedi: Rasulullah (s.a.v.) aynada yüzüne baktığında
şöyle derdi:
"Benim yaradılışımı ve huyumu
güzelleştiren, başkasında kusur olanı bende süs yapan Allah'a
hamdolsun."
1172)
Enes şöyle dedi:
Rasulullah (s.a.v.) aynadan yüzüne
baktığında şöyle derdi:
"Beni düzgün bir şekilde yaratan,
yüzümün şeklini Kerim (yüce değerli) yapan ve onu güzelleştiren,
beni müslûmanlardan kılan Allah'a hamdolsun."
1173)
Hz. Aişe şöyle dedi: Rasulullah (s.a.v,) aynaya baktığında:
"Allah'ım! Beni güzel yarattığın
gibi ahlakımı da güzelleştir" derdi.
1174)
Hz. Aişe şöyle dedi:
"Savaşlar için, Rasulullah'm
gülyağı tarağını, aynasını, iki makasını, sürmedanlığmı ve
misvağını hazırlardım."
1175)
Hz. Aişe şöyle demiştir:
"Rasulullah (s.a.v.), şu yedi şeyi
ne seferde ne hazarda yanından ayırmazdı; gülyağı şişesi, tarak,
ayna, sürmedanlık, misvak, iki makas, saç ayırma kemiği."
Rasulullahın Sakalından Alması
1176)
Amr îbn Şuayb'in dedesi şöyle derdi:
"Rasulullah (s.a.v.), sakalının
boyundan ve yanlarından alırdı."
Rasulullahın Bıyıklarını Kırpması
1177)
îbn Abbas şöyle dedi: "Rasulullah (s.a.v.) bıyığını kırpardı."
1178)
Ebu Abdillah el-Ağarr şöyle anlattı:
"Rasulullah (s.a.v.), cuma
namazına gitmeden önce bıyığını kırpar ve tırnaklarının
uzayanını keserdi."
Rasulullahın (Kılları Gidermek İçin) Hamam Otu V.S. Kullanması
1179)
Ummu Seleme şöyle dedi:
"Rasulullah (s.a.v.) birşey
süründüğünde, avret mahalline kendisi sürerdi."
1180)
Habîb İbn Ebi Sabit şöyle dedi:
"Peygamber (s.a.v.), avret
yerlerine temizlik maddelerini (hamam otu gibi) kendisi sürer ve
kendisi temizlerdi, vücudunun diğer yerlerini ailesi
temizlerdi."
1181)
Ebu Maşer şöyle dedi:
"Temizlik maddesini Peygambere
(s.a.v.) ailesinden biri sürerdi. Avret yerlerine ise Rasulullah
kendisi eliyle sürer ve kendisi temizlerdi."
1182)
Ziyad îbn Kuleyb şöyle dedi:
"Bir adam Rasulullah'a temizlik
maddesini (hamam otunu) sürdü. Karnın yumuşak yerlerine gelince
adam vazgeçip Rasulullah kendisi gürdü."
1183)
Enes İbn Malik şöyle dedi:
"Peygamber (s.a.v.), hamam otu
kullanmazdı, onun kılları uzadığında, onları keserdi."
Bu konuda söylenenler de kına ve
başka şeylerle boyama konusunda söylenenlerin aynısıdır.
Rasulııllahın Koku Sürünmesi Ve Kokuya Karşı Sevgisi
1184)
Enes şöyle dedi: Peygamber (s.a.v.):
"Bana, kadın ve koku sevdirildi.
Gözümün nuru namazda kılındı" buyurmuştur.
1185)
Enes şöyle demiştir:
"Ben, Rasulullah'm kokusundan daha
hoş ne misk ne de anber kokladım."
1186)
Enes şöyle dedi:
"Rasulullah (s.a.v.) insanların en
güzel kokulusuydu. Şimdiye kadar ondan daha hoş kokan ne misk
kokladım ne de anber."
1187)
Cabir İbn Semura şöyle dedi:
"Rasulullah'm (s.a.v.) eline
dokundum. Sanki o, bir kokucunun sepetiydi."
1188)
Enes şöyle dedi:
"Rasulullah'm (s.a.v.) güzel bir
kokusu vardı. Ondan sürünürdü."
1189)
Hz. Aişe şöyle demiştir:
"Rasulullah'm en sevdiği koku, ud
kokuşuydu."
1190)
Muhammed İbn Ali şöyle dedi:
Aişe'ye; Rasulullah (s.a.v.) koku
sürünür muydu? diye sordum. O da şöyle cevap verdi:
- "O, misk ve anber Bürünürdü."
1191)
Enes şöyle rivayet etti;
"Rasulullah'm kendisine takdim
edilen hiç bir kokuyu reddettiğini görmedim,"