YİRMİBİRİNCİ BÖLÜM
RASULULLAH'IN YEMEK
YEYİŞİ VE YEDİĞİ YİYECEKLER
Rasulullahın Sofrası
Rasulullahın Karavanası
Rasulullah1n Yediği Ekmek
Nasıldı
Rasulullah'ın Sebzeyi
Tercih Etmesi
Rasulullahın Sirkeyi
Katık Yapması
Rasulullahın Acur (Hıyar)
Yemesi
Rasulullahın Kabak Yediği
Rasulullah'ın Yağ Ve Keş
Yediği
Rasulullah'en Hays
(Çekirdeksiz Hurma, Sade Yağ, Keş Ve Undan Yapılan Bir Yemek)
Yediği
Rasulullahın Tiridi
Sevdiği
Rasulullahın İki Yiyeceği
Birlikte Yemesi
Rasulullah'ın Et Yediği
Ve Hayvanın Etini Yemeyi Tercih Ettiği Uzuvları
Rasulullah'ın Güneşte
Kurutulmuş Et Yediği
Rasulullahın Kebap Yediği
Rasulullah'ın Tavuk Eti
Yediği
Rasulullahın Toy Kuşunun
Etini Yediği
Rasulullah'ın Tiksindiği
Şeyleri Yememesi
Rasulullah'ın, Kokusu
Rahatsız Eden Yiyeceği Yemediği
Rasulullah'ın Cummar'ı
(Hurma Özünü) Yediği
Rasulullah'ın Tatlı Ve
Balı Sevmesi
Rasulullahın Hurma Yediği
Rasulullahın Taze Üzüm
Yediği
Rasulullahın Olgun Taze
Hurma Yediği
Rasulullah, İlk Taze
Hukma
Rasulullah'ın Habis
(Hurma Ve Sade Yağdan Yapîlan Un Helvası) Yediği
Rasulullahın Yemeği Üç
Parmağıyla Yemesi Ve Onları Yalaması
Rasulullah'ın Yemek
Yerken Önünden Yediği
Rasulullah'ın Açlıktan
Çömelerek Yemek Yemesi
Rasulullah’ın Dayanarak
Yemek Yemediği
Rasulullahın Hiçbir
Yemeği Yermediği
Rasulullahın Sadaka
Yemediği
Rasulullahın Yemeğini
Yediğinde Allah'a Hamdettiğini Ve Elini Yıkadığı
YİRMİBİRİNCİ BÖLÜM
RASULULLAH'IN YEMEK YEYİŞİ VE YEDİĞİ YİYECEKLER
Rasulullahın Sofrası
1192)
El-Hasen Ibn Merhani şunu anlattı: Rasulullah'ın sahabisi
Ferkad'm şöyle dediğini duydum:
"Rasulullah'ı (s.a.v.) gördüm ve
onun sofrasında yemek yedim."
1193)
Enes şöyle dedi:
"Rasulullah (s.a.v.) masada ve
küçük çanaktan yemek yemedi. Kendisine saç ekmeği (pide)
pişirilmedi."
Bunun üzerine Katade'ye:
-Neyin üzerinde yemek yerlerdi?
diye sordum. O da:
-Sufra'nın (yuvarlak den ı
üzerinde, cevabını verdi.
1194)
îbn Abbas şöyle dedi
"Rasulullah (s.a.v.) yere
(toprağın üzerine) oturur ve yerde yemek yerdi."
Rasulullahın Karavanası
1195)
Abdullah Ibn Bişr şöyle dedi: "Rasulullah'ın dört kulplu bir
karavanası vardı."
Rasulullah1n Yediği Ekmek Nasıldı?
1196)
İbn Abbas şöyle dedi:
"Rasulullah arka arkaya bir kaç
geceyi aç olarak geçirirdi. Ailesi de akşam yemeği bulamazdı.
Onların ekmeği çoğunlukla arpa unundan olurdu.".
1197)
Ebu Umame şunu anlattı:
"Rasulullah'm (s.a.v.) Ehl-i
beytinden (ailesinden) arpa ekmeği bile artmazdı."
1198)
Sehl Ibn Sa'd şöyle anlattı:
Sehl'e; Rasulullah (s.a.v.), unu
elenmiş yani beyaz ekmek yedi mi diye sorulduğunda şöyle
dedi:
-Rasulullah (s.a.v.) Allah'a
kavuşuncaya kadar beyaz ekmek görmedi. Bunun üzerine ona:
-Rasulullah (s.a.v.) zamanında
elekleriniz var mıydı? diye soruldu. 0;
-Hayır eleklerimiz yoktu diye
cevap verdi.
- O halde, arpayı ne yapıyordunuz?
denildi. O da:
-Arpa ununu üflercük ve ondan
(kepeğinden) uçan uçardı, sonra onu hamur yapardık, cevabını
verdi.
1199)
Enes şöyle dedi:
''Rasulullah (s.a.v.), masada
yemek yemedi, ölünceye kadar saç ekmeği (pide) de yemedi.
Rasulullah'ın Sebzeyi Tercih Etmesi
1200)
Enes şöyle dedi:
"Rasulullah'm(s.a.v.)ensevdiğiyemeksebzeyemekleriydi."
Rasulullahın Sirkeyi Katık Yapması
1201)
İbn Abbas şöyle dedi:
"Rasulullah'm en sevdiği (sıvı)
katık sirkeydi."
1202)UmmuHani
şöyle anlattı:Rasulullah(s.a.v.) evime geldi ve:
- "Yiyecek birşeyimiz var mı?"
diye sordu. Ben de:
- Hayır! yanhz kuru ekmekle sirke
var, dedim. Bunun üzerine Rasulullah(s.a.v.):
- "Getir sirkesi bulunan bir ev,
katıksız sayılmaz" buyurdu.
Rasulullahın Acur (Hıyar) Yemesi
1203)
Er-Rubeyyi Bint Muavviz ş yle dedi:
Muaz ibn Afra, beni bir sepet hur
a ile gönderdi. Hurma sepetinin üzerinde, tüylü küçük bir acur
vardı, Peygamber (s.a.v.) acuru severdi. Rasulullah'a bunları
getirdiğimde, yanında kendisine Bahreyn'den gelmiş ziynetler
vardı. Bunlardan avuçlayıp elini doldurdu ve onu bana verdi.
Rasulullahın Kabak Yediği
1204)
Enes şöyle anlattı: ,,
"Bir terzi, Rasulullah'ı
hazırladığı yemeğe davet etmişti.
Rasulullah'la (s.a.v.) birlikte o
yemeğe gittim. Rasulullah'a (s.a.v.) arpa unundan yapılmış ekmek
ve içinde, kabak, güneşte kurutulmuş et bulunan bir çorba
getirdi.
Rasulullah'm (s.a.v.) (sevdiği
için) tabağın içinde kabak aradığını gördüm. Ben de o günden
itibaren kabağı daima sever oldum."
1205)
Ebu Talut şöyle dedi:
Enes İbn Malik kabak yerken yanma
gittim. O: Ey bitki sana söylüyorum. Rasululllah (s.a.v.) seni
sevdiği için, bana ne kadar sevimlisin diyordu.
Rasulullah'ın Yağ Ve Keş Yediği
1206)
îbn Abbas şöyle dedi:
Rasulullah'a (s.a.v.) sade yağ,
keş ve kertenkele hediye edildi. Sade yağı ve keşi yedikten
sonra; kertenkeleye:
- "Şimdiye kadar böylesini
yemedim, kim onu yemek isterse yesin" dedi ve kertenkele onun
masasında yenildi.
Rasulullah'en Hays (Çekirdeksiz Hurma, Sade Yağ, Keş Ve Undan
Yapılan Bir Yemek) Yediği
1207)
îbn Abbas şöyle dedi:
"Rasulullah'm en sevdiği yemek
hurmadan yapılan tiritti ki o da haysti."
Rasulullahın Tiridi Sevdiği
1208)
îkrime şöyle dedi:
Said îbn Cubeyr bir yemek yapıp
îbn Abbas'a şu haberi gönderdi: -Sevdiğin dostlarınla birlikte
benim yanıma gel. îbn Abbas'la birlikte gittik. Hizmetçilerine;
-Bize tirit getirin. Çünkü
Rasulullah'ın en sevdiği yemek ekmekten yapılmış tiritti" dedi.
Rasulullahın İki Yiyeceği Birlikte Yemesi
1209)
Sehl îbn Sa'd es-Saidî şöyle dedi:
"Rasulullah (s.a.v.), olgun
hurmayla birlikte kavun yerdi."
1210)
Abdullah îbn Cafer şöyle dedi:
"Rasulullah'ı (s.a.v.) olgun
hurmayla birlikte kavun yerken gördüm."
1211)
Hz. Aişe şunu anlattı;
"Rasulullah'm (s.a.v.) kavunla
olgun hurmayı birlikte yemek hoşuna giderdi.
1212)
Enes şöyle dedi:
1lRasulullah(s.a.v.)îkavunsoleundeyken,olgunhurmal arı sağ
eliyle yerdi. Hurmaları kavunlabirlikte yerdi. O, en sevdiği
meyvaydı."
1213)
Aişe şöyle dedi:
"Peygamber (s.a.v.), kavunu olgun
hurmalarla birlikte, acuru da tuzla birlikte yerdi."
Rasulullah'ın Et Yediği Ve Hayvanın Etini Yemeyi Tercih Ettiği
Uzuvları
1214)
Abdullah İbn Cafer şunu anlattı:
Rasulullah'm (s.a.v.) yanaldaydık.
Ona et getirildi. Oradakiler ona et vermeye başladılar. Bunun
üzerine Rasulullah (s.a.v,):
"Etin en iyisi, sırt etidir" dedi.
1215)
Ebu Hureyre şöyle dedi:
"Rasulullah'a (s.a.v,) et
getirildi. Kol (but) ona verildi. O, Rasulullah'm (s.a.v.)
hoşuna giderdi."
1216)
Ebu Ubeyd şöyle dedi:
, Peygamber (s.a.v,) için bir
tencere yemek pişirdim. Onun, kol hoşuna giderdi. Bu sebeple
ona kolu verdim. Daha sonra;
- "Bana bir kol daha ver" dedi.
Yine verdim sonra tekrar;
- "Bana bir kol daha ver" dedi.
Ben de;
-Ya Rasulallah! Bir koyunun kaç
kolu vardn-? dedim. O da şu cevabı verdi.
- "Canım elinde olan Allah'a
yemin olsun! Eğer susupta isteğimi yerine getirseydin, her
istedikçe kol eti verebilirdin."
1217)
Ebu Hureyre şöyle dedi:
"Rasulullah'm, koyun etinin sadece
kürek kemiğinin üzerindekiler hoşuna giderdi."
Rasulullah'ın Güneşte Kurutulmuş Et Yediği
1218)
Cabir Ibn Abdillah şöyle dedi: "Rasulullah'la(s.a.v.)birlikte
güneşte kurutulmuş et yedik."
Rasulullahın Kebap Yediği
1219)
Abdullah Îbnul-Haris şöyle dedi:
"Rasulullah'la (s.a.v.) birlikte
mescidde kebap yedik."
.
Rasulullah'ın Tavuk Eti Yediği
1220)
Zehdem el-Cermi şöyle anlattı:
Ebu Musa'nın yanındaydık. Yemeğe
buyur etti. Yemekte tavuk eti vardı. Topluluğun arasında Benî
Teymillah'tan birisi vardı. O sofraya yanaşmadı. Ebu Musa ona;
-Yaklaş. Ben, Rasulullah'm
(s.a.v.) tavuk eti yediğini gördüm" dedi.
Rasulullahın Toy Kuşunun Etini Yediği
1221)
Amr îbn Şuayb'ın dtedeoi şöyle dedi:
"Peygamberle (s.a.v.) birlikte toy
kuşunun etini yedim."
Rasulullah'ın Tiksindiği Şeyleri Yememesi
1222)
Halid İbnu'l-Velid'den rivayet edilmiştir:
Halid, Rasulullah'la birlikte
teyzesi Meymune bintü'l-Haris'in yanına girdi. Meymune
Rasulullah'a (s.a.v.) keler eti takdim etti. Rasu-îullah
(s.a.v.) ne olduğunu bilmediği bir şeyi yemezdi. Bazı kadınlar;
-Rasulullah'a (s.a.v.) yediği
şeyin ne olduğunu söylemeyecek misin? dediler.
Meymune ona yemeğin, keler eti
olduğunu söyledi. Bunun üzerine Rasulullah (s.a.v.) onu yemedi.
Halid şöyle der: Rasulullah'a
(s.a.v'):
- Bu haram mı? diye sordum.
Rasulullah (s.a.v.);
- "Hayır ama bu kavmimin
toprağında yoktu. Bana bir tiksinti geliyor" diye cevap verdi.
Ben onu çekerek bir güzel yedim.
Rasulullah da (s.a.v.) bana'bakıyordu.
1223)
Ebu'ş-Şeyh şöyle dedi: Peygamber (s.a.v,) bize geldi ve şöyle
dedi:
- "Ey Muharib topluluğu! Allah
size yardım etsin! Bana bir kadından sağılan sütü içirmeyin."
El-Askeri şöyle demiştir:
Araplara göre, kadınların sütünün
sağılması, ayıplanan bir şeydi. Hatta bu konuda şiir bile
söylemişlerdir.
Onun kadınlara arız olan hayız
v.b. şeylerden dolayı ondan tiksinmiş olması mümkündür.
Buna Said îbn Cubeyr'inrivayet
ettiği şu haber delalet etmektedir.
"Peygamber (s.a.v.) insanların en
latifiydi. O haram kılmmadığı halde, mataranın oluğundan şu
içmez ve necaset yiyen hayvanların etlerinden yemezdi."
1224)
Ez-Zuhri'den şu rivayet edildi.
"Rasulullah (s.a.v.) hiç kâzûre
yemez ve yem verilmedikçe tavuk (eti) yemezdi."
Kâzûre burada, bir şeyi mundar ve
necis hale getiren şey demektir. Sanki o temiz (tahir) yem
yemediği sürece, necaset yiyenlerden sakınıyordu.
Şöyle de denilmektedir: Kâzûre ile
kabih (çirkin) fiil kastedilmiştir. Rasuîullah'ın (s.a.v.) şu
sözü bundandır. "Kim bu kazurattan (kötü fiillerden) bir şey
yaparsa..."
Rasulullah'ın, Kokusu Rahatsız Eden Yiyeceği Yemediği
1225)
Cabir îbn Semura şöyle dedi:
Rasulullah (s.a.v.) bir yemek
yediğinde artanını Ebu Eyyub'a gönderirdi. Bir gün ona içinde
sarımsak bulunan bir tabak getirildi. Rasu-îullah (s.a.v.) onu
Ebu Eyyub'a gönderdi.
Ebu Eyyub:
- Ya Rasulallah! Sarımsak haram
mı? dedi. Rasulullah (s.a.v.):
- "Hayır! Fakat ben onun kokusunu
sevmiyorum" dedi. Ebu Eyyub da:
- Senin sevmediğim ben de sevmem
dedi.
Rasulullah'ın Cummar'ı (Hurma Özünü) Yediği
1226)
Ibn Ömer şöyle dedi:
"Rasulullah'm (s.a.v.) hurma özünü
yediğim gördüm."
Rasulullah'ın Tatlı Ve Balı Sevmesi
1227)
Hz. Aişe şöyle dedi:
"Rasulullah (s.a.v.) tatlı ve balı
severdi."
Rasulullahın Hurma Yediği
1228)
Hz. Aişe şöyle dedi:
"Rasuluİlah (s.a.v.) günde ancak
iki defa yerdi. Fakat birinde yediği mutlaka hurmaydı."
1229)
îbn Abbas şöyle dedi:
"Rasulullah'm (s.a.v.) en sevdiği
hurma, "acveydi" (Medine'nin en kalit ihurmasıydı)."
1230)
Hz. Aişe şöyle dedi:
"Rasulullah fs.a.v.) yemeği
önünden yerdi. Hurma gelince eli gezerdi (seçerdi)."
1231)
Abdullah İbn Busr anlattı:
"Rasululiah (s.a.v.) bize geldi.
Babam ona hurma ve sevik (kavun) getirdi. O, hurmayı yemeğe ve
çekirdeği iki parmağının arasına koyuyor sonra atıyordu."
Buradaki iki parmak şahadet
parmağıyla orta parmağıdır.
Rasulullahın Taze Üzüm Yediği
1232)
îbn Abbas şöyle dedi:
"Rasulullah'm (s.a.v.), salkımı
ağzıyla sıyırarak yaş üzüm yediğini gördüm."
Rasulullahın Olgun Taze Hurma Yediği
1233)
Enes şöyle dedi:
"Rasulullah'a (s.a.v.) olgun taze
hurma takdim ettim. Onları yeyip uçlarım bıraktı."
1234)
Cabir İbn Abdillah şöyle dedi:
"Peygamber (s.a.v.), taze hurma
zamanında, orucunu, olgun, taze hurma ile açmayı severdi. Taze
hurma yoksa, kuru hurma ile açardı. Hurmaları, üç, beş, yedi
şeklinde tek sayı sayılar haline getirirdi."
Rasulullah, İlk Taze Hukma
1235)
Ebu Hureyre şöyle dedi:
Peygamber'e (s.a.v.) turfanda
hurma getirildiğinde;
"Allah'ım! Bize, Medine'mizde,
meyvelerimizde, müddümüzde ve sa'ımızda bereket üstüne bereket
ver" der ve onu orada bulunan çocukların en küçüğüne verirdi."
Rasulullah'ın Habis (Hurma Ve Sade Yağdan 1apîlan Un Helvası)
Yediği
1236)
Abdullah İbn Selam şunu anlattı:
Rasuluilah (s.a.v.), hurma
kurutulan yere gitti. Osman İbn Af-fan'ın üzerinde un, yağ ve
bal yükü olan bir deveyi sürmekte olduğunu gördü. Rasuluilah
(s.a.v.) ona:
- "Deveyi çoktur" dedi. Osman
deveyi çöktürdü. Daha sonra bir çömlek getirdi. Onun içine yağ,
bal ve un koydu. Çömleğin altına ateş yakılmasını emretti. Osman
ateşi yaktı. Rasuluilah (s.a.v.):
- "Pişir" dedi. Piştikten sonra:
- 'Teyin" dedi ve kendisi ondan
yedi. Daha sonra da:
- "Bu İranlıların "Habis"
dedikleri şeydir" dedi.
Rasulullahın Yemeği Üç Parmağıyla Yemesi Ve Onları Yalaması
1237)
Ka'b Ibn Ucre şöyle dedi:
"Rasulullah'm yemeği üç parmağıyla
yani başparmak, şahadet parmağı ve orta parmakla yediğini
gördüm. Sonra onun, orta parmakla yanmdakini, sonra da
başparmağını yaladığım gördüm."
1238)
Ka'b îbn Malik şöyle dedi:
"Peygamber (s.a.v.) üç parmakla
yemek yerdi. Onları yalamadıkça da elini silmezdi."
Rasulullah'ın Yemek Yerken Önünden Yediği
1239)
Abdulhakim şöyle dedi;
Ben çocukken, Abdullah İbn Cafer
benim yemeğin orasından burasından (her yerden) yediğimi gördü
de şöyle söyledi:
"Rasulullah (s.a.v.), yemek yerken
eli, Önünden başka yere geçmezdi."
Rasulullah'ın Açlıktan Çömelerek Yemek Yemesi
1240)
Enes Ibn Malik şöyle dedi:
"Rasulullah'a (s.a.v.) hurma
getirildi. Onun açlıktan çömelerek yemek yediğini gördüm."
Rasulullah’ın Dayanarak Yemek Yemediği
1241)
Ebu Cuheyfe şöyle dedi: Rasulullah (s.a.v.) şöyle demiştir:
"Ben bir yere (birşeye) dayanarak
yemek yemem."
Rasulullahın Hiçbir Yemeği Yermediği
1242)
Ebu Hureyre şöyle dedi:
"Rasulullah (s.a.v.) hiçbir yemeği
hor görmemiş ve yermemiştir. Yemek getirildiğinde, canı
istiyorsa onu yer, canı istemiyorsa, bırakırdı."
1243)
Ali îbn Ebi Talib şöyle demiştir:
"Rasulullah (s.a.v.) en ufak bir
nimeti ne yerer ne de överdi."
Rasulullahın Sadaka Yemediği
1244)
Behz îbn Hakim'in dedesi anlattı: Rasulullah (s.a.v.) şöyle
demiştir:
"Sadaka, Muhammed'e ve Muhammed'in
ailesine helal değildir."
1245)
Selman, Rasulullah'a birşey getirip:
-Bu, sadakadır, dedi. Rasulullah
(s.a.v.) ashabına:
- "Yeyin" deyip kendisi yemedi.
Selman kendisi anlatmaktadır: Başka bir defasında, ona birşey
getirip:
-Senin sadaka yemediğini gördüm.
Bu, hediyedir, dedim. Bunun üzerine, kendiside yedi. Ashabına
yemelerini emretti. Onlar da yediler.
1246)
Ebu Rafı'den rivayet edilmiştir:
Rasulullah (s.a.v.) birisini zekat
(sadaka) toplamaya gönderdi. O kişi Ebu Rafi'i (rasulullah'ın
azatlı kölesi) zekattan pay alabilmesi için yanma almak istedi.
Ebu Rafı bunu Rasulullah'a (s.a.v.) anlattı. Bunun üzerine
Rasulullah (s.a.v.):
- "Sadaka, Muhammed'le Al-i
Muhammed'e haramdır. Bir kavmin mevlası (azatlı kölesi) onların
kendilerindendir (veya onlardandır)" dedi.
1247)
Ebu Hureyre şöyle dedi: Rasulullah'a (s.a.v.) bir yiyecek
getirildiğinde:
- "Bu hediye mi yoksa sadaka mı?"
diye sorar, eğer:
- Sadakadır, denilirse, ashabına:
- "Yeyin" der, kendisi yemezdi,
şayet:
- Hediyedir, denilirse, elini
vurup onlarla birlikte yerdi.
1248)
Ebu'1-Vefa îbn Akil şunları söylemiştir; Sadaka, Rasulullah'a
(s.a.v.) haram kılınmış, hediye ise mubah kılınmıştır. Çünkü
hediye bir tahiyyedir (selamdır) tahiyyeler kendilerinden daha
güzel olanıyla mukabele edilmeyi gerektirir. Nübüvvet evi
(Peygamberin bulunduğu ev) mekarim (cömertlikler) evidir. Onlara
gösterilen rağbetler, çok fazla vermelerindendlr.
Sadaka, meskeneti, (miskinliğin)
bulunmasını gerektiren bir merhamettir. Nübüvvet evi, bundan ve
başka bir elin onların ellerinin üstünde olmasından
korunmuştur.
Rasulullahın Yemeğini Yediğinde Allah'a Hamdettiğini Ve Elini
Yıkadığı
1249)
Ebu Umame şöyle anlattı:
Peygamber (s.a.v.) yemeğini yeyip
sofra kaldırıldığında şu duayı yapardı:
"Ey Rabbimiz! Biz sana, pek çok
içi bereket dolu, red ve terk olunmayan kendisinden müstağni
kalınmayan hamdle hamdederiz."
1250)
Ebu Said el-Hudri şöyle demiştir;
Peygamber (s.a.v.) yemeğini
yedikten sonra şöyle dua ederdi.
"Bize yediren, içiren ve bizi
müslümanlardan kılan Allah'a hamdolsun."
1251)
Ebu Hureyre'yi Rasulullah (s.a.v.) bir yemeğe davet etti.
Birlikte gittik, yemeğini yeyip ellerini yıkayınca şu duayı
yaptı:
"Doyuran ama doyurulmayan, bize
lutufta bulunan ve bizi doğru yola ileten, bize yediren ve
içiren, bizi her türlü güzel imtihandan geçiren Allah'a
hamdolsun. Terk edilmeyecek, reddedilmeyecek, inkar e-dilmeyecek
ve kendisinden müstağni kalınmayacak şekilde Allah'a hamdolsun.
Rabbimiz! yediren,'içiren, çıplaklıktan kurtararak giydiren,
delaletten hidayete götüren, körlükten kurtarıp görmeyi sağlayan
Allah'a hamdolsun. Beni yarattıklarından bir çoğuna üstün kılan
Allah'a hamdolsun. Hamd, alemlerin Rabbi Allah'adır."
1252)
Ebu Eyyub el-Ensari şöyle dedi: Rasulullah (s.a.v.) yeyip
içtiğinde şöyle derdi:
"Bize yediren, içiren, yeyip
içtiğimizi boğazımızdan geçiren ve çıkmasını sağlayan Allah'a
hamdolsun."
--------------------------------------------------------------------------------
[1] Bu konuda bakınız: Sahihu'l-Buhari, kıtabu'l-atı'me, bab: 8;
Musnedu Ahmed, I/255, 322, 329, 340, 347.
[2] Buharî, Sahih, kıtabu'l-at'ime, bab: 23; Tirmizî, Sünen,
kitabu'l-at'ime, bab: 1; Ibn Mace, Sünen, kıtabu'l-at'ime, bab:
20; İmam Ahmed, Musned, 111/130.
[3] Bağavî, Şerhu's-Sunne, 1277; Ebu'ş-Şeyh, Ahlaku'n-Nebi,
64,197; Zebîdî, ithaf u's-Sadeti'l-Muttakîn, V/213, Vll/101, IX/351.
Abdurrahman İbnü’l-Cevzi, Ashâbın Dilinden Peygamberimizin
Hayatı, Uysal Kitabevi: 489.
[4] Ebu'ş-Şeyh, Ahlaku'n-Nebi, 200; İbn Ebi Hatim, İlelul-Hadis,
2683; el-Hindî, Kenzu'l-Ummal, 18182.
Abdurrahman İbnü’l-Cevzi, Ashâbın Dilinden Peygamberimizin
Hayatı, Uysal Kitabevi: 490.
[5] Tirmizî, Sünen, 2360; Ibn Mace, Sünen, 3347; Ahmed, Musned,
I/255, 374; Bağavî, Şerhu's-Sunne, VI/126; İbn Sa'd, Tabakatü'i-Kübra,
1/113; Tirmizî, Şemail, 87; Zebîdî, İthafu's-Sadeti'l-Muttakîn,
VIII/121.
[6] Tirmizî, Sünen, kitabu'z-zuhd, hadis no: 2365. (Tirmizî: Bu,
hasen sahih hadistir demiştir); Şemail, 126; Buharı, afime; İbn
Mace, Sünen, 3375; İmam Ahmed, Musned, V/372; İbn Sa'd,
Tabakatu'l-Kubra, I/408.
[7] Daha önce kaynakları geçti.
Abdurrahman İbnü’l-Cevzi, Ashâbın Dilinden Peygamberimizin
Hayatı, Uysal Kitabevi: 490.
[8] Bakmızı'İthafu's-Sadetı'l-Muttakîn, V/156.
Abdurrahman İbnü’l-Cevzi, Ashâbın Dilinden Peygamberimizin
Hayatı, Uysal Kitabevi: 490.
[9] Ebu‘ş-Şeyh, Ahlaku'n-Nebi, 212; el-Hindî, Kenzu'l-Ummal,
18166; Iraki, Tan-ricu'l-lhya, U/370; Zebîdî, Vll/121 (Zebîdî
şöyle demiştir: Iraki; "Bunun isnadı zayıftır. Ebu Nuaym de et-Tıb'ta
böyle rivayet etmiştir" demiştir.
[10] Tirmizî, Şemail, 89; Sunsn, hadis no: 1842; (Tirmizî şöyle
demiştir: Bu hadis, bu vecihten hasen gariptir).
Abdurrahman İbnü’l-Cevzi, Ashâbın Dilinden Peygamberimizin
Hayatı, Uysal Kitabevi: 491.
[11] Tirmizî, Şemail, 103. Bakınız: Mecmau'z-Zevaid VIII/13;
Melalibu'l-Aliye, 3867; Kenzu'l-Ummal, 18206.
Abdurrahman İbnü’l-Cevzi, Ashâbın Dilinden Peygamberimizin
Hayatı, Uysal Kitabevi: 491.
[12] Tirmizî, Şemail, 163; Sünen, hadis no: 1850; 1851. (Tirmizî:
Bu hasen sahih hadistir. Enes'ten bir başka vecihten de rivayet
edilmiştir).
[13] Abdurrahman İbnü’l-Cevzi, Ashâbın Dilinden Peygamberimizin
Hayatı, Uysal Kitabevi: 491.
[14] İmam Ahmed Musned, I/259; Tarihu'l-Hatib, IH/385, Ebu'ş-Şeyh,
Ahlaku'n-Nebt, 207.
Abdurrahman İbnü’l-Cevzi, Ashâbın Dilinden Peygamberimizin
Hayatı, Uysal Kitabevi: 492.
[15] Ebu'ş-Şeyh, Ahlaku'n-Nebi, 193,201,211. Bakınız: İthafu's-Sadeti'l-Muttakîn,
V/266;VII/120.
Abdurrahman İbnü’l-Cevzi, Ashâbın Dilinden Peygamberimizin
Hayatı, Uysal Kitabevi: 492.
[16] Abdurrahman İbnü’l-Cevzi, Ashâbın Dilinden Peygamberimizin
Hayatı, Uysal Kitabevi: 492.
[17] Ebu Davud, Sünen, kıtabu'l-at'ime, bab: 45; Îİrmizî, Sünen,
1843; İbn Mace, Sünen, 3326; Beyhakî, Sunenu'İ-Kubra, VII/281;
İbn Ebi Şeybe, Musannef; 8; Tirmızî, Şemail, 101; Ebu'ş-Şeyh,
Ahlaku'n-Nebi, 215, 216, 617; Ebu Nuaym, Hılyetu'l-Evlıya, VII/367.
[18] Yukarıdaki dipnota bakınız.
[19] Tarihu'l-Hatib, 111/41; Zebîdî, İthafu's-Sadetil-Muîtakîn,
VII/101; iraki, Tahri-cu'l-ihya, H/368.
[20] Ebu'ş-Şeyh, Ahlaku'n-Nebi, 216; Heysemî, Mecmau'z-Zevaid,
V/38.
[21] 1209 nolu metnin dipnotuna bakınız.
Abdurrahman İbnü’l-Cevzi, Ashâbın Dilinden Peygamberimizin
Hayatı, Uysal Kitabevi: 492-493.
[22] İbn Mace, Sünen, 3308, İmam Ahrned, Musned, I/204, 205;
Hakim, Müsted-rek, İV/111; Ebu'ş-Şeyh, Ahlaku'n-Nebs, 192, 100;
Heysemî, Mecmau'z-Zevaid, IX/170; İbn Hacer, Lİsanu'l-Mizan,
1/1176; Zehebî, Mızanü'l-tîidal, 797; e!~Hindî, Kenzu'l-Ummal,
4097.
[23] Tirmizî, Sünen, kitabu'l-at'ime, hadis no: 1838; ibn Mace,
Sünen, hadis no: 3307, Tirmizî, Şemail, hadis no: 141 (Muhtasaru'ş-Şemaü.)
[24] İmam Ahmed, Musned, ill/484, 485; Tirmizî, Şemail, ' 43 (Bbani,
Muhtasa-ru'ş-Şema'i'de şöyle der: "Sahih bir hadistir. Ravilerı
Setir İbn Huşeb dışında sikadır." Ayrıca onu takviye edici
şahidler getirmiştir.)
[25] Abdurrahman İbnü’l-Cevzi, Ashâbın Dilinden Peygamberimizin
Hayatı, Uysal Kitabevi: 493-494.
[26] imam Ahmed, Musned, IH/327.
Abdurrahman İbnü’l-Cevzi, Ashâbın Dilinden Peygamberimizin
Hayatı, Uysal Kitabevi: 494.
[27] İmam Ahmed, İV/190, 191.
Abdurrahman İbnü’l-Cevzi, Ashâbın Dilinden Peygamberimizin
Hayatı, Uysal Kitabevi: 494.
[28] Buharî, Sahih, kıtabu'z-zebaıh, bab: 26; mağazi, bab: 73;
Müslim, Sahih, kİta-bu'l-eyman, hadis: 9; Darımı, Sünen,
kıtabu'l-at'ime, bab: 27
Abdurrahman İbnü’l-Cevzi, Ashâbın Dilinden Peygamberimizin
Hayatı, Uysal Kitabevi: 494.
[29] Tırmızî, Sünen, hadis no: 1830 (Tirmizî şöyle demiştir:
"garip hadistir"); Ebu Davud, Sünen, kıîabu'l-at'ime, hadis no:
3797; Tırmızî, Şemail, (isnadı zayıftır.)
Abdurrahman İbnü’l-Cevzi, Ashâbın Dilinden Peygamberimizin
Hayatı, Uysal Kitabevi: 494.
[30] Buharı, Sahih, kitabu'l-at'ime, bab: 14; Müslim, Sahih,
kitabu's-sayd, bab: 7; Nesaî, Sünen, kitabus-sayd ve'z-zebaih,
bab: 25, Ebu Davud, Sünen, 3794; ibn Mace, Sünen, 3241; Taberi,
Mu'cemu'l-Kebır, İV/126; Bağavi, Şerhu's-Sunne, X!/237.
[31] İbn Sa'd, Tabakat, VI/28; Heysem?, Mecmau'z-Zevaid, V/83;
el-Hindî, Kenzu'l-Umma!, 41506.
[32] Abdurrahman İbnü’l-Cevzi, Ashâbın Dilinden Peygamberimizin
Hayatı, Uysal Kitabevi: 494-495.
[33] Bakınız Sahıhu'l-Buhari, Kitabu'l-at'ıme, bab: 35; Ahmed,
Musned, V/95, 106, 417; Müslim, Sahih, Maou'l-eşnbe, bab: 31;
Tirmizî, Sünen 1708.
Abdurrahman İbnü’l-Cevzi, Ashâbın Dilinden Peygamberimizin
Hayatı, Uysal Kitabevi: 496.
[34] Abdurrahman İbnü’l-Cevzi, Ashâbın Dilinden Peygamberimizin
Hayatı, Uysal Kitabevi: 496.
[35] Buharı, Sahih, Vll/140, IX/33; Ebu Davud, Sünen, kıt abu11
-esri be, bab: 11; Tirmizî, Sünen, hadis no 1831; Şemail, 85;
Darımı, Sünen, 11/157; İbn Ebı Şeybe, Musannef, 11/157; İbn Sa'd,
Tabakatul-Kubra, VHİ/59; Bağavi, Şerhu's-Sünne, X1/408.
Abdurrahman İbnü’l-Cevzi, Ashâbın Dilinden Peygamberimizin
Hayatı, Uysal Kitabevi: 496.
[36] Ebu'ş-Şeyh, Ahiaku'n-Nebi, 204; el-Hindî, Kenzu'l-Ummal,
18217; Zebîdî, jt-hafu's-Sadetil-Muttakîn, VII/121: Iraki,
Tahricu'l-ihya, U/370.
[37] Bakınız: Tahricu-t-lhya, İl/367.
[38] Abdurrahman İbnü’l-Cevzi, Ashâbın Dilinden Peygamberimizin
Hayatı, Uysal Kitabevi: 496-497.
[39] Abdurrahman İbnü’l-Cevzi, Ashâbın Dilinden Peygamberimizin
Hayatı, Uysal Kitabevi: 497.
[40] Ahmed, Musned, 111/164; Ebu Davud, Sünen, kitabu's-savm,
bab: 21; Tirmizî, Sünen, kitabu's-savm, bab: 10.
Abdurrahman İbnü’l-Cevzi, Ashâbın Dilinden Peygamberimizin
Hayatı, Uysal Kitabevi: 497.
[41] Müslim, Sahih, kıtabu'l-hacc, hadis: 474, 476; İbn Mace,
Sünen, 3329; Bey-haki, Sünenu'i-Kubra, İV/128; V/201; İmam Ahmed,
Musned, 11/124; Munzirı, Terğib vet-Terhib, Ü/227; Buharı,
Edebu'l-Muîred, 392; Darımı, Sünen, İı/107; İbn Asakir, Tarih,
I/340.
Abdurrahman İbnü’l-Cevzi, Ashâbın Dilinden Peygamberimizin
Hayatı, Uysal Kitabevi: 497.
[42] Bu kelimenin sonundaki "s" Arapçadaki "Sad" dır. Türkçsde
"pis" anlamına gelen "habis"in sonundaki "s" peltek "s"dir.
(Mütercimin notu).
[43] Tarihu'l-Hatib, XI/369; Taberani, Mucemu's-Sağir, H/245
Beyhakî, eş-Şuab, s. 83; Ebu'l-Ferec Ibnu'l-Cevzi, Ilelu'l-Mutenahiye,
hadis no: 1109; İbnu'l-Cevzi şöyle demiştir: Bu, Rasulullah
(s.a.v.) hakkında sahih olmayan bir hadistir. el-Velid, bu
hadiste teferrud etmiştir. O, zayıfları isnadden düşürür ve
tedlis yapardı.
Abdurrahman İbnü’l-Cevzi, Ashâbın Dilinden Peygamberimizin
Hayatı, Uysal Kitabevi: 498.
[44] Müslim, Sahih, kitabul-eşribe, hadis no: 130,131; Ahmed,
Musned; II/7; İli/ 177,454.
[45] Müslim, Sahih, kitabu'l-eşribe, bab: 18; Ebu Davud, Sünen,
3848; Ahmed, Musned, VI/386; Beyhakî, Sunenu'l-Kubra, VII/278;
Ebu'ş-Şeyh, Ahlaku'n-Nebi, 195.
Abdurrahman İbnü’l-Cevzi, Ashâbın Dilinden Peygamberimizin
Hayatı, Uysal Kitabevi: 498.
[46] Ebu'ş-Şeyh, Ahlaku'n-Nebi, 192. Bakınız: İthafu's-Sadetil-Muîtakîn,
VII/117; Kenzu'l-Ummal 18175.
Abdurrahman İbnü’l-Cevzi, Ashâbın Dilinden Peygamberimizin
Hayatı, Uysal Kitabevi: 498-499.
[47] Tirmizî, Şemail, hadis: 122, Muhtasardan; Müslim, Sahih,
kitabu'l-eşribe, hadis: 148; Ebu Davud, Sünen, kitabu'l-at'ime,
bab: 16; Ahmed, Musned, İN/180.
Abdurrahman İbnü’l-Cevzi, Ashâbın Dilinden Peygamberimizin
Hayatı, Uysal Kitabevi: 499.
[48] Buharı, Sahih, kitabi'l-at'ime, VİI/93; Ebu Davud, Sünen,
no: 3769; Tirmizî, Sünen, no: 1830; Beyhakî, Sunenu'l-Kubra,VII/49;
Tirmizî, Şemail, 64, 77, 79, 82; Ebu'ş-Şeyh, Ahlaku'n-Nebi, 196;
Ahmed, Musned, İV/308, 309; Darimî, Sünen, ü/106.
Abdurrahman İbnü’l-Cevzi, Ashâbın Dilinden Peygamberimizin
Hayatı, Uysal Kitabevi: 499.
[49] Buharî, Sahih, kitabu'l-at'ime, bab: 21; menakıb, bab: 23;
Müslim, Sahih, ki-tabu'l-eşribe hadis: 188, 187; Ebu Davud,
Sünen, kitabu'l-at'ime, bab: 13; Tirmizî, Sünen, kitabu'l-birr
ve's-sıle, bab: 84; Ahmed, Musned, H/427, 474, 479, 481, 495.
[50] İbn Ebi Hale'nin hadisinden bir bölüm, daha önce kaynakları
geçti.
Abdurrahman İbnü’l-Cevzi, Ashâbın Dilinden Peygamberimizin
Hayatı, Uysal Kitabevi: 499.
[51] Tirmizî, Sünen, kitabu'z-zekah, bab: 25; Nesaî, Sünen,
kitabu'z-zekah, bab: 97; Ahmed, Musned, İV/186; Müslim, Sahih,
kitabu'z-zekah, hadis: 167.
[52] lbn EbiŞeybe, Musannef, lil/215; Îbn Asakir, Tarih, VI/196.
[53] İmam Ahmed, Musned, Vl/8.
[54] Buharî, Sahih, IH/203; Nesaî, Sünen, Vl/279; Ahmed, Müsned,
V/5. Bakınız: Fethu'l-Bari, V/203.
[55] Abdurrahman İbnü’l-Cevzi, Ashâbın Dilinden Peygamberimizin
Hayatı, Uysal Kitabevi: 499-500.
[56] Buharî, Sahih, VII/106; Ebu Davud, Sünen, no: 3849; Tirmizî,
Sünen, no: 3452; Ahmed, .Müsned, V/ 252, 256, 261, 267; Tirmizî,
Şemail, no: 164 (Muhtasardan)
[57] Ebu Davud, Sünen, no: 3850; Tirmizî, Sünen, no: 3453;
Şemail; no: 163 (muhtasardan) (Elbani isnadı zayıftır demiştir.)
[58] İbn Hıbban, Sahih, 1352 (Mevaridu'z-Zaman), Ibnu's-Sınnî,
Amelu'l-yevmi ve'l-leyle, 479; Ebu Nuaym, Hİlyetu'l-Evliya, VI/242;
Ibn Ebi'd-Dünya, eş-Şukr, 17; Ebu'ş-Şeyh, Ahlaku'n-Nebi, 218.
[59] İbn Ebi'd-Dünya, Kitabu'ş-Şukr, no: 80.
Abdurrahman İbnü’l-Cevzi, Ashâbın Dilinden Peygamberimizin
Hayatı, Uysal Kitabevi: 501.