DOKUZUNCU BÖLÜM
RASULULLAH'IN ZÜHDÜ
Rasulullah'ın Dünyaya Önem
Vermemesi
Rasulullah'ın Dünyalık Az
Birşeyle Yetinmesi
Rasulullah'ın Hiçbir Şeyi
Saklamadığı
Rasulullah1n İlerisi İçin
Mal Biriktirip Sakladığı Konusundaki Rivayetler
Rasulullah'ın Yiyecek Ve
İçeceği
Rasulullahın Dünyadaki
Yaşayışı
DOKUZUNCU BÖLÜM
RASULULLAH'IN ZÜHDÜ
Rasulullah'ın Dünyaya Önem Vermemesi
859)
Abdullah şöyle dedi:
Rasulullah (s.a.v.) bir hasırın
üzerine yatıp uyumuş, hasır böğründe iz yapmıştı. Ben:
-Ya Rasulellah! Keşke bize
bildirseydin de, altına ondan daha yumuşak birşey serseydik,
dedim. Rasulullah (s.a.v.):
- "Dünyalık şeyler, benim neme
gerek? Benimle dünya arasındaki durum: Sıcak bir günde yola
çıkıp bir ağacın altında dinlendikten sonra onu bırakıp yola
koyulan yolcunun durumu gibidir."
860)
Ebu Umame şöyle demiştir: Rasulullah şöyle buyurdu:
"Rabbim bana Mekke vadisini altın
yapmayı teklif etti. Ben de: Hayır! Rabbim! Ben bir gün aç
olayım, bir gün de tok olayım. Tok olduğum zaman, sana
hamdedeyim, şükredeyim. Aç olduğum zaman da, sana dua ve niyazda
bulunayım, dedim."
861)
Hz. Aişe şunu anlattı:
Ben içine lif ve izhir otu
doldurulmuş iki yatak edindim. Bunun ü-zerine Rasulullah
(s.a.v,):
- "Aişe! Dünyalık şeyler benim
neme gerek? Dünya ile benim a-ramdaki durum, bir ağacın altına
inip onun dibinde öğle uykusuna yatan ve gölge döndüğünde tekrar
yola koyulup oraya bir daha dönmeyen birisinin durumu gibidir."
Rasulullah'ın Dünyalık Az Birşeyle Yetinmesi
862)
Ebu Hureyre şöyle dedi: Rasulullah (s.a.v.):
"Allah'ım! Al-i Muhammed'in
(Muhammed'in ev halkının) rızkını ölmeyecek kadar ver" dedi.
863)
Hz. Aişe şöyle dedi:
"Rasulullah
(s.a.v.) asla akşam yemeğini sabaha, sabah yemeğini de akşama
kaldırmadı. Birşeyden çift edinmedi, ne çift gömlek, ne çift
rida, ne çift izar, ne de ayakkabılar edindi. Evinde, hiç boş
durduğu görülmedi. Ya yoksul birinin ayakkabısını tamir eder,
ya da dullar için elbise dikerdi."
Rasulullah'ın Hiçbir Şeyi Saklamadığı
864)
Enes şunu söyledi:
"Peygamber (s.a.v.) hiçbirşeyi
saklamazdı."
Rasulullah1n İlerisi İçin Mal Biriktirip Sakladığı Konusundaki
Rivayetler
865)
Hz. Ömer şunu rivayet etti:
"Ben-i Nadir kabilesinin malları,
Allah'ın, Rasulü'ne fey olarak verdiği şeylerden olup
müslümanlar bunların üzerine at ve deve koş-turmamışlardı.
Bunlar yalnız Peygamber'e (s.a.v.) .mahsustular. O da ailesinin
senelik nafakasını ayırır, kalanını Allah yolunda bir hazırlık
olmak üzere hayvan ve silaha sarfederdİ."
866)
îbn Uyeyne şunu anlattı:
Ma'mer bana şöyle dedi: Bana es-Sevrî:
Kişinin, ailesi için bir yıllık veya bir yıllıktan daha az
yiyeceğini toplaması hakkında birşey duydun mu? dedi. Ma'mer:
Bana gelmedi, dedi. Daha sonra ez-Zuhrî'nin,
bize Malik îbn Evs tarikiyla, Ömer'den rivayet ettiği şu hadisi
zikrettim:
"Peygamber (s.a.v.) Ben-i Nadir
kabilesinin hurmalıklarım satıyor ve ailesinin bir yıllık
yiyeceklerini saklıyordu."
Bu ve birincisi aynı hadistir ve
müttefakun aleyhtir.
Birisi: Bununla, yarın için hiçbir
şey saklamadığını bildiren rivayeti birbiriyle nasıl telif
edilecektir? diye sorsa şöyle cevap verilir:
O, ailesinin
nafakalarını temin için yarına saklıyordu. Kendisi için
saklamıyordu.
Rasulullah'ın Yiyecek Ve İçeceği
867)
Zeyd îbn Selâm'dan rivayet edilmiştir:
Bana Abdullah el-Hevazinî yani Ebu
Amir şunu anlattı: Rasulullah'm (s.a.v.) müezzini Bilal'le
karşılaştım ve:
-Bilal! Bana Rasulullah'm (s.a.v.)
yiyecek ve içeceğinin neler olduğunu anlatır mısın? dedim.
Bilal:
-O'nun azıcık bir malı vardı ki,
Aziz ve Celil olan Allah O'nu peygamber olarak gönderdiğinden
beri, şu gününe kadar, o malın idarecisi bendim.
Müslüman birisi O'na gelip de,
O'nu çıplak olarak görünce, bana borç para bulmamı emreder, ben
de bir burde satın alır, onu o fakire giydirir, ayrıca onu
doyururdum.
Bir defasında müşriklerden
birisiyle karşılaştım. O:
-Bilal! Benim maddi gücüm yerinde.
Ancak benden borç alabilirsin, dedi ve ondan borç para aldım.
Bir gün, abdest alıp ezan okumağa
kalkınca, bir grup tüccarın a-rasındaki o müşrik beni görüp:
-Ey Habeşli! dedi. Ben de:
-Buyur, dedim. Asık bir suratla
karşıma çıkıp kaba bir şekilde: -Ne kadar süren kaldığını
biliyor musun? dedi. Ben de: -Kısa bir zaman var, dedim. O:
-Sadece dört gecen var. Sendeki
paramı alacağım. Çünkü ben sana verdiğimi, senin ve arkadaşının
üstünlüğünden dolayı vermedim. Fakat sana, benim kölem olman ve
bundan önceki gibi sürüyü otlatman için verdim, dedi.
Başka insanlar gibi benimde canım
sıkıldı. Namaz için ezan o-kudum. Yatsıyı kıldığımda, Peygamber
(s.a.v.) ailesinin yanma döndü. Yanına girmek için izin istedim.
Girmeme izin verdi. Şöyle dedim:
-Ya Rasulellah! Babam ve annem
sana feda olsun! Sana, kendisinden borç aldığımı söylediğim
müşrik şöyle şöyle dedi. Sende benim namıma ödeyeceğin birşey
yok. Bu, yüz kızartıcı birşey. Benim, müslü-man olan bazı
mahallelere gitmeme izin ver. Belki, Allah, Rasulü'ne benim
namıma ödeyeceği bir şeyi lütfeder.
Çıktım ve evime geldim. Kılıcımı,
mızrağımı ve ayakkabımı başımın yanma koydum. Yüzümü ufka
yönelttim. Devamlı uyuyup uyanıyordum. (Geceleyin borçlu
olduğumu düşününce uyanıyordum.) Nihayet sabahın ilk aydınlığı
belirdi. Kalkıp gitmek istedim. Koşan bir insan:
-Bilal! Rasulullah'a (s.a.v.)
icabet et diye sesleniyordu.
Yola koyuldum ve O'na geldim. Bir
de ne göreyim! Üzerinde yük-leriyle birlikte dört deve. Bana:
- "Müjde! Allah sana ödeyeceğin
borcu gönderdi" dedi. Allah Ta'âla'ya hamdettim.
- "Çöktürülmüş dört deveye
rastlamadın mı?" dedi. Ben: -Rastladım, dedim.
- "Develerin hem kendileri hem
üzerindekiler senindir. Develerin üzerindekiler Fedek büyüğünün
hediye ettiği giyecek ve yiyeceklerdir. Kalk, borcunu öde" dedi.
Dediğini yaptım. Develerin
üzerindeki yüklerin bir kısmını indirdim. Daha sonra onları
bağlayıp sabah ezanını okumağa gittim. Rasu-lullah (s.a.v.)
namazı kılıdınnca, Baki'a gittim. Parmağımı kulağıma koyup:
Rasulullah'tan (s.a.v.) borç isteyen varsa gelsin, diye
seslendim.
Devamlı satıyor ve ödüyordum.
Nihayet, Rasulullah'm yeryüzünde hiç borcu kalmadı. Yanımda iki
veya bir buçuk okıyye arttı.
Gündüzün çoğu geçtikten sonra
mescide gittim. Bir de baktım ki, Rasulullah mescidde tek başına
oturuyor. Ona selam verdim. Bana:
- "Yanındakiler ne oldu?" dedi.
Ben:
-Aziz ve Celil olan Allah,
Rasulullah'm (s.a.v.) borcu olan herşeyi ödedi. Geriye hiçbirşey
kalmadı, dedim. Rasulullah (s.a.v.):
- "Biraz arttı mı?" dedi. Ben:
-Evet, iki dinar arttı, dedim.
Rasulullah (s.a.v.):
- "Beni o iki dinardan kurtarmaya
bak. Sen, beni o iki dinardan kurtarmadıkça, ailemden hiçbirinin
yanına girmeyeceğim" dedi.
Bizim yanımıza hiç kimse gelmedi.
O, sabah oluncaya kadar mes-cidde kaldı, ikinci günde devamlı
mescidde kaldı. Günün sonuna doğru, iki yolcu geldi. Onları
götürüp üzerlerine elbise giydirdim ve karınlarını doyurdum.
Yatsıyı kıldıktan sonra bana:
- "Yanındaki ne oldu?" diye
seslendi. Ben de:
-Allah seni ondan kurtardı, dedim.
Bunun üzerine tekbir getirip kendisinin ölmesinden korktuğu için
-ki bu onda devamlı vardı- Allah'a hamdetti. Daha sonra onu
takip ettim. Hanımlarına geldi, tek tek onlara selam verdi.
Sonunda geceyi geçireceği odaya girdi.
İşte senin bana sorduğun şey
budur.
Rasulullahın Dünyadaki Yaşayışı
868)
Ebu Hazim şunu anlattı:
Ebu Hureyre'nin, parmağıyla birkaç
defa işaret ederek şöyle dediğini gördüm:
-Ebu Hureyre'nin canı elinde olan
Allah'a yemin olsun! Rasului-lah'la (s.a.v.) ailesi, dünyadan
ayrılıncaya kadar üç gün arka arkaya buğday ekmeğinden doya doya
yememiştir."
869)
Simak Ibn Harb şöyle demiştir:
en-Nu'man Ibn Beşir'in (Ömer
Ibnu'l-Hattab'ı hutbe okurken dinledim dediğini duydum), Ömer
insanların dünyadan elde ettiklerini andıktan sonra:
Rasulullah'ın bütün gün kıvranıp
karnını doyuracak kötü hurma bulamadağım gördüm, dedi.
870)
Urve, Hz. Aişe'nin şu sözünü aktardı:
Muhammed'i (s.a.v.) hak ile
gönderene yemin olsun. O, Allah'ın kendisini peygamber olarak
gönderdiğinden itibaren vefat edinceye kadar ne elek gördü ne
de elenmiş un ekmeği yedi. Ben: Peki arpayı nasıl yiyordunuz?
dedim. O: Öf, öf diyorduk, diye cevap verdi.
871)
Cabir şunu anlattı:
Rasulullah'la (s.a.v.) arkadaşları
hendek kazarlarken üç gün hiçbir yiyeceğin tadına bakmadan
kaldılar.
-Ya Rasulellah! Burada, çok sert
bir damar var, dediler. Bunun üzerine Rasulullah (s.a.v.):
- "Orayı su ile ıslatın" dedi ve
orayı su ile ıslattılar. Daha sonra Peygamber (s.a.v.) balyoz
veya kazmayı eline aldı ve:
- "Bismillah" diyerek oraya üç
defa vurdu. Böylece orası kumlan savrulan bir yığın haline
geldi.
Bir aralık göz attığımda,
Rasulullah'm (s.a.v.) karnına taş bağladığını gördüm.
872)
Urve, Hz. Aişe'nin şöyle dediğini duymuştur:
- "Aylar gelir geçerdi de,
Rasulullah'm (s.a.v.) evlerinden herhangi birinde ateş
yanmazdı." Ben de:
-Teyze! Peki siz ne yiyip içerek
yaşıyordunuz? diye sordum. O da şu cevabı verdi:
-îki siyahla yani hurma ve su ile
yaşıyorduk.
873)
Hz. Aişe şöyle dedi:
-Yeğenim! Vallahi! Biz üç defa
hilali görürdükde Rasulullah'm (s.a.v.) odalarmda ateş yakümazdı.
Ben de:
-Teyzeciğim! Bu süre içinde sizin
hayatınızı devam ettiren neydi? dedim. O
da: '
-İki siyahla yani hurma ve su ile
yaşıyorduk. Ancak Rasulullah'ın (s.a.v.) Ensarh komşuları vardı.
Onlar ne iyi komşulardı. Onların sütü için besledikleri
koyunları vardı. Rasulullah'a (s.a.v.) onların sütünden
verirlerdi.
874)
Nevfel İbn îyas el-Huzelî şöyle( söyledi:
Abdurrahman tbn Avf m evine,
içinde ekmek ve et bulunan bir tabak getirdik. Tabak Önüne
konulunca Abdurrahman ağladı. Ben:
-Niye ağlıyorsun? dedim. O da:
-Rasulullah'la (s.a.v.) ailesi
arpa ekmeğiyle doymadan öldüler. Bizim için hayırlı olan şeyden
dolayı geciktirildiğimizi zannetmiyorum, diye cevap verdi,
875)
Heffan îbn Kahil'e, Hz. Aişe şunu anlattı:
Bize bir gece, Ebu Bekr'in evinden
bir koyun budu hediye edildi. Vallahi, onu parçalamak için
Rasulullah'la adeta yarışıyorduk.
- Mü'minlerin annesi! Lambasız mı?
dedim. O da:
- "Eğer lambamız olsaydı, onu
yerdik. Muhammed'in (s.a.v.) ailesinin üzerinden ay gelir geçer
de evde ne ekmek pişirilir ne de tencere kaynatılırdı.
876)
Enes ibn Malik şunu anlattı:
Bir arpa ekmeği ve kokusu değişmiş
bir miktar iç yağıyla Rasu-lullah'ın (s.a.v.) yanma gittim.
O'nun şöyle dediğini duydum:
"Muhammed'in ailesinin sabah akşam
bir sa'dan başka yiyeceği olmadı." Halbuki onlar o sırada dokuz
haneydiler.
877)
Ebu Hureyre şöyle anlattı:
Oturarak namaz kılarken
Rasulullah'ın (s.a.v.) yanına girdim: -Ya Rasulelîah! Neyin var?
dedim. Rasulullah (s.a.v.):
- "Açlık" dedi. Bunun üzerine
ağladım. Rasulullah (s.a.v.):
- "Ebu Hureyre! Ağlama! Çünkü
dünyada sevabı beklenirse kıyamet gününde, açlığın şiddeti
acikana isabet etmez" dedi.
878)
Enes îbn Malik şöyle dedi:
Fatıma Peygamber'e (s.a.v.) bir
ekmek parçası getirdi. Peygamber
(s.a.v.):
- "Fatıma! Bu parça nedir?" dedi.
Fatıma:
-Bir somun yaptım. Bu parçayı sana
getirmeden içim rahat etmedi, diye cevap verdi. Peygamber
(s.a.v.):
- "Bu, üç günden beri babanın
ağzına giren ilk yiyecektir" dedi..
879)
İbn Abbas şunu anlattı:
Rasulullah (s.a.v.), zırhı,
ailesine yedirmek için aldığı otuz sa' arpa karşılığında bir
yahudide rehinken vefat etti.
880)
Hz. Aişe şunu söyledi:
Rasulullah, zırhı, yahudi Ebu
Şahme'de rehindeyken vefat etti.
881)
Enes şöyle anlattı:
Rasulullah (s.a.v.) bana gelmem
için haber gönderdi. Rasulullah (s.a.v.) hizmetçisini, buğday
satın almak üzere bir yahudiye göndermişti. Şöyle dedi: Söyle
ona, bize iki elbise versin. Bize birşey gelince onu ödeyelim.
Adam, halka satış yaparken benimle
oyalanmağa başladı. Sonra bana dönüp:
-Vallahi, Muhammed'in (s.a.v.) ne
ekini var, ne sağılır hayvanı. Bana nerden ödeyecek? dedi.
Gelip Peygamber'e (s.a.v.)
bildirdim. Peygamber (s.a.v.):
- "Allah'ın düşmanı yalan
söyledi. Eğer bana verseydi, borcumu ona öderdim. Ben ona,
onlardan daha hayırlıyım" dedi. Daha sonra şunu ilave etti:
- "Kişinin yamalı elbise giymesi,
onun için, emanet olan şeyi yemesinden daha hayırlıdır."