Kutlu Doğum 2008 - Hz.Muhammed Mustafa (s.a.v) Hayatı, Peygamberliği Sünnet ve Hadisler

Hz.Muhammed Mustafa (s.a.v) Kimdir, Hayatı, Peygamberliği, Sosyal Hayatı, Sünnet ve Hadis

Kutlu Doğum Haftası İçin E-Kart Gönderimi

kimdir hayati Peygamberliği Sosyal Hayatı Sünnet Hadis

 

DOKUZUNCU BÖLÜM

RASULULLAH'IN ZÜHDÜ

Rasulullah'ın Dünyaya Önem Vermemesi

Rasulullah'ın Dünyalık Az Birşeyle Yetinmesi

Rasulullah'ın Hiçbir Şeyi Saklamadığı

Rasulullah1n İlerisi İçin Mal Biriktirip Sakladığı Konusundaki Rivayetler

Rasulullah'ın Yiyecek Ve İçeceği

Rasulullahın Dünyadaki Yaşayışı

 

 

DOKUZUNCU BÖLÜM

 

RASULULLAH'IN ZÜHDÜ

 

Rasulullah'ın Dünyaya Önem Vermemesi

 

859) Abdullah şöyle dedi:

Rasulullah (s.a.v.) bir hasırın üzerine yatıp uyumuş, hasır böğ­ründe iz yapmıştı. Ben:

-Ya Rasulellah! Keşke bize bildirseydin de, altına ondan daha yu­muşak birşey serseydik, dedim. Rasulullah (s.a.v.):

- "Dünyalık şeyler, benim neme gerek? Benimle dünya arasındaki durum: Sıcak bir günde yola çıkıp bir ağacın altında dinlendikten sonra onu bırakıp yola koyulan yolcunun durumu gibidir." [1]

860) Ebu Umame şöyle demiştir: Rasulullah şöyle buyurdu:

"Rabbim bana Mekke vadisini altın yapmayı teklif etti. Ben de: Hayır! Rabbim! Ben bir gün aç olayım, bir gün de tok olayım. Tok oldu­ğum zaman, sana hamdedeyim, şükredeyim. Aç olduğum zaman da, sana dua ve niyazda bulunayım, dedim." [2]

861) Hz. Aişe şunu anlattı:

Ben içine lif ve izhir otu doldurulmuş iki yatak edindim. Bunun ü-zerine Rasulullah (s.a.v,):

- "Aişe! Dünyalık şeyler benim neme gerek? Dünya ile benim a-ramdaki durum, bir ağacın altına inip onun dibinde öğle uykusuna yatan ve gölge döndüğünde tekrar yola koyulup oraya bir daha dönmeyen bi­risinin durumu gibidir." [3]

 

Rasulullah'ın Dünyalık Az Birşeyle Yetinmesi

 

862) Ebu Hureyre şöyle dedi: Rasulullah (s.a.v.):

"Allah'ım! Al-i Muhammed'in (Muhammed'in ev halkının) rızkını ölmeyecek kadar ver" dedi. [4]

863) Hz. Aişe şöyle dedi:

"Rasulullah (s.a.v.) asla akşam yemeğini sabaha, sabah yemeğini de akşama kaldırmadı. Birşeyden çift edinmedi, ne çift gömlek, ne çift rida, ne çift izar, ne de ayakkabılar edindi. Evinde, hiç boş durduğu gö­rülmedi. Ya yoksul birinin ayakkabısını tamir eder, ya da dullar için el­bise dikerdi." [5]

 

Rasulullah'ın Hiçbir Şeyi Saklamadığı

 

864) Enes şunu söyledi:

"Peygamber (s.a.v.) hiçbirşeyi saklamazdı." [6]

 

Rasulullah1n İlerisi İçin Mal Biriktirip Sakladığı Konusundaki Rivayetler

 

865) Hz. Ömer şunu rivayet etti:

"Ben-i Nadir kabilesinin malları, Allah'ın, Rasulü'ne fey olarak verdiği şeylerden olup müslümanlar bunların üzerine at ve deve koş-turmamışlardı. Bunlar yalnız Peygamber'e (s.a.v.) .mahsustular. O da ailesinin senelik nafakasını ayırır, kalanını Allah yolunda bir hazırlık olmak üzere hayvan ve silaha sarfederdİ."

866) îbn Uyeyne şunu anlattı:

Ma'mer bana şöyle dedi: Bana es-Sevrî: Kişinin, ailesi için bir yıllık veya bir yıllıktan daha az yiyeceğini toplaması hakkında birşey duydun mu? dedi. Ma'mer:

Bana gelmedi, dedi. Daha sonra ez-Zuhrî'nin, bize Malik îbn Evs tarikiyla, Ömer'den rivayet ettiği şu hadisi zikrettim:

"Peygamber (s.a.v.) Ben-i Nadir kabilesinin hurmalıklarım satıyor ve ailesinin bir yıllık yiyeceklerini saklıyordu."

Bu ve birincisi aynı hadistir ve müttefakun aleyhtir.

Birisi: Bununla, yarın için hiçbir şey saklamadığını bildiren riva­yeti birbiriyle nasıl telif edilecektir? diye sorsa şöyle cevap verilir:

O, ailesinin nafakalarını temin için yarına saklıyordu. Kendisi için saklamıyordu. [7]

 

Rasulullah'ın Yiyecek Ve İçeceği

 

867) Zeyd îbn Selâm'dan rivayet edilmiştir:

Bana Abdullah el-Hevazinî yani Ebu Amir şunu anlattı: Rasulullah'm (s.a.v.) müezzini Bilal'le karşılaştım ve:

-Bilal! Bana Rasulullah'm (s.a.v.) yiyecek ve içeceğinin neler oldu­ğunu anlatır mısın? dedim. Bilal:

-O'nun azıcık bir malı vardı ki, Aziz ve Celil olan Allah O'nu pey­gamber olarak gönderdiğinden beri, şu gününe kadar, o malın idare­cisi bendim.

Müslüman birisi O'na gelip de, O'nu çıplak olarak görünce, bana borç para bulmamı emreder, ben de bir burde satın alır, onu o fakire giydirir, ayrıca onu doyururdum.

Bir defasında müşriklerden birisiyle karşılaştım. O:

-Bilal! Benim maddi gücüm yerinde. Ancak benden borç alabilirsin, dedi ve ondan borç para aldım.

Bir gün, abdest alıp ezan okumağa kalkınca, bir grup tüccarın a-rasındaki o müşrik beni görüp:

-Ey Habeşli! dedi. Ben de:

-Buyur, dedim. Asık bir suratla karşıma çıkıp kaba bir şekilde: -Ne kadar süren kaldığını biliyor musun? dedi. Ben de: -Kısa bir zaman var, dedim. O:

-Sadece dört gecen var. Sendeki paramı alacağım. Çünkü ben sana verdiğimi, senin ve arkadaşının üstünlüğünden dolayı vermedim. Fakat sana, benim kölem olman ve bundan önceki gibi sürüyü otlatman için verdim, dedi.

Başka insanlar gibi benimde canım sıkıldı. Namaz için ezan o-kudum. Yatsıyı kıldığımda, Peygamber (s.a.v.) ailesinin yanma döndü. Yanına girmek için izin istedim. Girmeme izin verdi. Şöyle dedim:

-Ya Rasulellah! Babam ve annem sana feda olsun! Sana, kendi­sinden borç aldığımı söylediğim müşrik şöyle şöyle dedi. Sende benim namıma ödeyeceğin birşey yok. Bu, yüz kızartıcı birşey. Benim, müslü-man olan bazı mahallelere gitmeme izin ver. Belki, Allah, Rasulü'ne be­nim namıma ödeyeceği bir şeyi lütfeder.

Çıktım ve evime geldim. Kılıcımı, mızrağımı ve ayakkabımı başı­mın yanma koydum. Yüzümü ufka yönelttim. Devamlı uyuyup uyanı­yordum. (Geceleyin borçlu olduğumu düşününce uyanıyordum.) Nihayet sabahın ilk aydınlığı belirdi. Kalkıp gitmek istedim. Koşan bir insan:

-Bilal! Rasulullah'a (s.a.v.) icabet et diye sesleniyordu.

Yola koyuldum ve O'na geldim. Bir de ne göreyim! Üzerinde yük-leriyle birlikte dört deve. Bana:

-  "Müjde! Allah sana ödeyeceğin borcu gönderdi" dedi. Allah Ta'âla'ya hamdettim.

- "Çöktürülmüş dört deveye rastlamadın mı?" dedi. Ben: -Rastladım, dedim.

- "Develerin hem kendileri hem üzerindekiler senindir. Develerin üzerindekiler Fedek büyüğünün hediye ettiği giyecek ve yiyeceklerdir. Kalk, borcunu öde" dedi.

Dediğini yaptım. Develerin üzerindeki yüklerin bir kısmını indir­dim. Daha sonra onları bağlayıp sabah ezanını okumağa gittim. Rasu-lullah (s.a.v.) namazı kılıdınnca, Baki'a gittim. Parmağımı kulağıma koyup: Rasulullah'tan (s.a.v.) borç isteyen varsa gelsin, diye seslendim.

Devamlı satıyor ve ödüyordum. Nihayet, Rasulullah'm yeryüzünde hiç borcu kalmadı. Yanımda iki veya bir buçuk okıyye arttı.

Gündüzün çoğu geçtikten sonra mescide gittim. Bir de baktım ki, Rasulullah mescidde tek başına oturuyor. Ona selam verdim. Bana:

- "Yanındakiler ne oldu?" dedi. Ben:

-Aziz ve Celil olan Allah, Rasulullah'm (s.a.v.) borcu olan herşeyi ödedi. Geriye hiçbirşey kalmadı, dedim. Rasulullah (s.a.v.):

- "Biraz arttı mı?" dedi. Ben:

-Evet, iki dinar arttı, dedim. Rasulullah (s.a.v.):

-  "Beni o iki dinardan kurtarmaya bak. Sen, beni o iki dinardan kurtarmadıkça, ailemden hiçbirinin yanına girmeyeceğim" dedi.

Bizim yanımıza hiç kimse gelmedi. O, sabah oluncaya kadar mes-cidde kaldı, ikinci günde devamlı mescidde kaldı. Günün sonuna doğru, iki yolcu geldi. Onları götürüp üzerlerine elbise giydirdim ve karınlarını doyurdum. Yatsıyı kıldıktan sonra bana:

- "Yanındaki ne oldu?" diye seslendi. Ben de:

-Allah seni ondan kurtardı, dedim. Bunun üzerine tekbir getirip kendisinin ölmesinden korktuğu için -ki bu onda devamlı vardı- Allah'a hamdetti. Daha sonra onu takip ettim. Hanımlarına geldi, tek tek onlara selam verdi. Sonunda geceyi geçireceği odaya girdi.

İşte senin bana sorduğun şey budur. [8]

 

Rasulullahın Dünyadaki Yaşayışı

 

868) Ebu Hazim şunu anlattı:

Ebu Hureyre'nin, parmağıyla birkaç defa işaret ederek şöyle dedi­ğini gördüm:

-Ebu Hureyre'nin canı elinde olan Allah'a yemin olsun! Rasului-lah'la (s.a.v.) ailesi, dünyadan ayrılıncaya kadar üç gün arka arkaya buğday ekmeğinden doya doya yememiştir." [9]

869) Simak Ibn Harb şöyle demiştir:

en-Nu'man Ibn Beşir'in (Ömer Ibnu'l-Hattab'ı hutbe okurken din­ledim dediğini duydum), Ömer insanların dünyadan elde ettiklerini an­dıktan sonra:

Rasulullah'ın bütün gün kıvranıp karnını doyuracak kötü hurma bulamadağım gördüm, dedi. [10]

870) Urve, Hz. Aişe'nin şu sözünü aktardı:

Muhammed'i (s.a.v.) hak ile gönderene yemin olsun. O, Allah'ın kendisini peygamber olarak gönderdiğinden itibaren vefat edinceye ka­dar ne elek gördü ne de elenmiş un ekmeği yedi. Ben: Peki arpayı nasıl yiyordunuz? dedim. O: Öf, öf diyorduk, diye cevap verdi.

871) Cabir şunu anlattı:

Rasulullah'la (s.a.v.) arkadaşları hendek kazarlarken üç gün hiçbir yiyeceğin tadına bakmadan kaldılar.

-Ya Rasulellah! Burada, çok sert bir damar var, dediler. Bunun üzerine Rasulullah (s.a.v.):

-  "Orayı su ile ıslatın" dedi ve orayı su ile ıslattılar. Daha sonra Peygamber (s.a.v.) balyoz veya kazmayı eline aldı ve:

-  "Bismillah" diyerek oraya üç defa vurdu. Böylece orası kumlan savrulan bir yığın haline geldi.

Bir aralık göz attığımda, Rasulullah'm (s.a.v.) karnına taş bağla­dığını gördüm. [11]

872) Urve, Hz. Aişe'nin şöyle dediğini duymuştur:

- "Aylar gelir geçerdi de, Rasulullah'm (s.a.v.) evlerinden herhangi birinde ateş yanmazdı." Ben de:

-Teyze! Peki siz ne yiyip içerek yaşıyordunuz? diye sordum. O da şu cevabı verdi:

-îki siyahla yani hurma ve su ile yaşıyorduk.

873) Hz. Aişe şöyle dedi:

-Yeğenim! Vallahi! Biz üç defa hilali görürdükde Rasulullah'm (s.a.v.) odalarmda ateş yakümazdı. Ben de:

-Teyzeciğim! Bu süre içinde sizin hayatınızı devam ettiren neydi? dedim. O da:                                               '

-İki siyahla yani hurma ve su ile yaşıyorduk. Ancak Rasulullah'ın (s.a.v.) Ensarh komşuları vardı. Onlar ne iyi komşulardı. Onların sütü için besledikleri koyunları vardı. Rasulullah'a (s.a.v.) onların sütünden verirlerdi.

874) Nevfel İbn îyas el-Huzelî şöyle( söyledi:

Abdurrahman tbn Avf m evine, içinde ekmek ve et bulunan bir ta­bak getirdik. Tabak Önüne konulunca Abdurrahman ağladı. Ben:

-Niye ağlıyorsun? dedim. O da:

-Rasulullah'la (s.a.v.) ailesi arpa ekmeğiyle doymadan öldüler. Bi­zim için hayırlı olan şeyden dolayı geciktirildiğimizi zannetmiyorum, diye cevap verdi,

875) Heffan îbn Kahil'e, Hz. Aişe şunu anlattı:

Bize bir gece, Ebu Bekr'in evinden bir koyun budu hediye edildi. Vallahi, onu parçalamak için Rasulullah'la adeta yarışıyorduk.

- Mü'minlerin annesi! Lambasız mı? dedim. O da:

- "Eğer lambamız olsaydı, onu yerdik. Muhammed'in (s.a.v.) aile­sinin üzerinden ay gelir geçer de evde ne ekmek pişirilir ne de tencere kaynatılırdı.

876) Enes ibn Malik şunu anlattı:

Bir arpa ekmeği ve kokusu değişmiş bir miktar iç yağıyla Rasu-lullah'ın (s.a.v.) yanma gittim. O'nun şöyle dediğini duydum:

"Muhammed'in ailesinin sabah akşam bir sa'dan başka yiyeceği olmadı." Halbuki onlar o sırada dokuz haneydiler. [12]

877) Ebu Hureyre şöyle anlattı:

Oturarak namaz kılarken Rasulullah'ın (s.a.v.) yanına girdim: -Ya Rasulelîah! Neyin var? dedim. Rasulullah (s.a.v.):

- "Açlık" dedi. Bunun üzerine ağladım. Rasulullah (s.a.v.):

-  "Ebu Hureyre! Ağlama! Çünkü dünyada sevabı beklenirse kıya­met gününde, açlığın şiddeti acikana isabet etmez" dedi. [13]

878) Enes îbn Malik şöyle dedi:

Fatıma Peygamber'e (s.a.v.) bir ekmek parçası getirdi. Peygamber

(s.a.v.):

- "Fatıma! Bu parça nedir?" dedi. Fatıma:

-Bir somun yaptım. Bu parçayı sana getirmeden içim rahat etmedi, diye cevap verdi. Peygamber (s.a.v.):

-  "Bu, üç günden beri babanın ağzına giren ilk yiyecektir" dedi.[14].

879) İbn Abbas şunu anlattı:

Rasulullah (s.a.v.), zırhı, ailesine yedirmek için aldığı otuz sa' arpa karşılığında bir yahudide rehinken vefat etti.

880) Hz. Aişe şunu söyledi:

Rasulullah, zırhı, yahudi Ebu Şahme'de rehindeyken vefat etti.

881) Enes şöyle anlattı:

Rasulullah (s.a.v.) bana gelmem için haber gönderdi. Rasulullah (s.a.v.) hizmetçisini, buğday satın almak üzere bir yahudiye göndermişti. Şöyle dedi: Söyle ona, bize iki elbise versin. Bize birşey gelince onu öde­yelim.

Adam, halka satış yaparken benimle oyalanmağa başladı. Sonra bana dönüp:

-Vallahi, Muhammed'in (s.a.v.) ne ekini var, ne sağılır hayvanı. Bana nerden ödeyecek? dedi.

Gelip Peygamber'e (s.a.v.) bildirdim. Peygamber (s.a.v.):

-  "Allah'ın düşmanı yalan söyledi. Eğer bana verseydi, borcumu ona öderdim. Ben ona, onlardan daha hayırlıyım" dedi. Daha sonra şunu ilave etti:

-  "Kişinin yamalı elbise giymesi, onun için, emanet olan şeyi ye­mesinden daha hayırlıdır." [15]

 

 


 


[1] Buharî, Sahih, 111/213; İmam Ahmed, Musned, 1/301, 441; Hakim, Müstedrek, İV/310; Beyhakî, Delailu'n-Nubuvve, J/338; İbn Sa'd, Tabakalü'l-Kübra, 1/159; Ebu Nuaym, Hılyetu'l-Evliya, İV/234.

[2] Tirmizî, Sünen, 2347; imam Ahmed, Musned, V/254; Taberanî, Mucemu'l-Kebir, VİN/245; İbnu'l-Mübarek, Zuhd, N/54; Bağavî, Şerhu's-Sunne, İV/246; Munziri, Terğıb ve't-Terhib, İV/154, 189; Ibn Sa'd, Tabakatü'l-Kübra, 1/101; İbn Hacer, Fethu'l-Bari, XI/292.

[3] 783 no!u dipnota bakınız.

Abdurrahman İbnü’l-Cevzi, Ashâbın Dilinden Peygamberimizin Hayatı, Uysal Kitabevi: 399-400.

[4] Musüm, Sahih, 730, 2281; Buharî, Sahih, kitabu'r-rikate, bab: 17; Ibn Mace, Sünen, 4139; Beyhakî, Sünenü'l-Kübra, il/150, Vll/46; Miinzirî, Terğib veVTerhib, İV/170; İmam Ahmed, Musned, H/446, 481; İbn Ebi Şeybe, Musannef, Xltl/24; Beyhakî, Delailu'n-Nubuvve, I/339, İV/87.

[5] Abdurrahman İbnü’l-Cevzi, Ashâbın Dilinden Peygamberimizin Hayatı, Uysal Kitabevi: 400.

[6] Tirmizî, Şemail, 190; Tarihu'l-Hatib, VII/98; Bağavî, Şerhu's-Sunne, XM/253; Tarihu İbn Asakır, M/290, X/256; Suyutî, Menahılu'z-Za'f, 19; Zebidî, İthafu's-Sadeti'l-Muttakîn, VII/98.

Abdurrahman İbnü’l-Cevzi, Ashâbın Dilinden Peygamberimizin Hayatı, Uysal Kitabevi: 400.

[7] Abdurrahman İbnü’l-Cevzi, Ashâbın Dilinden Peygamberimizin Hayatı, Uysal Kitabevi: 400-401.

[8] ibn Kesir, el-Bidaye ve'n-Nihaye, Vl/55; Beyhakî, Delailu'n-Nubuvve, 1/350.

Abdurrahman İbnü’l-Cevzi, Ashâbın Dilinden Peygamberimizin Hayatı, Uysal Kitabevi: 401-403.

[9] Buharî, Sahih, kitabu'l-eyman, bab: 22, kitabu'l-et'ime, bab: 23, kitabu'r-rikak, bab: 17; Müslim, Sahih, kitabu'z-zuhd, hadis: 20,25,33; Nesaî, Sünen, kitabu'z-zehaya, bab: 37; İbn Mace, Sünen, kıtabu'l-ef ime, bab: 48, 49; İmam Ahmed, Musned, l!/98, 434, İV/442; 6/128, 156, 187,255,277.

[10] Müslim, Sahih, kitabu'z-zuhd, 36.

[11] Bu hadisin kaynakları, Rasulullah'm mucizeleri bölümünde geçti.

[12] Buharî, Sahih, 111/186; Ebu Nuaym, Hılyetu'l-Evliya, VI/280; ibn Hacer, Fethu'l-Bari, V/140, 141.

[13] Hatib, Tarih, 111/15; İbn Asakir, Tarih, VI/329; el-Hindî, Kenzu'l-Umrnal, 16643, 16628.

[14] İbn Sa'd, Tabakatü'l-Kübra, 1/114; Zebİdî, İthafu's-Sadetil-Muttakîn, VII/391.

[15] İmam Ahmed, Musned, 111/244; Hakim, Müstedrek, ltl/572; Ibn Hıbban, Sahih 1628; Tarihu'l-Hatib, 111/155; Ebu'l-Ferec İbnu'l-Cevzî, Kitabu'l-Mevzuat, i/55, 56; Kart, Esra-ru'l-Mertua.15.

Abdurrahman İbnü’l-Cevzi, Ashâbın Dilinden Peygamberimizin Hayatı, Uysal Kitabevi: 403-406.
 

 Ana Sayfa | Destek | İletişim
Copyright © KutluDogum.Org
Design&Code İBG
Siteyi En İdeal Internet Explorer 7 & Firefox ile 1024*768 Formatında Görüntüleyebilirsiniz.