Kutlu Doğum 2008 - Hz.Muhammed Mustafa (s.a.v) Hayatı, Peygamberliği Sünnet ve Hadisler

Hz.Muhammed Mustafa (s.a.v) Kimdir, Hayatı, Peygamberliği, Sosyal Hayatı, Sünnet ve Hadis

Kutlu Doğum Haftası İçin E-Kart Gönderimi

kimdir hayati Peygamberliği Sosyal Hayatı Sünnet Hadis

 

Hicret Hazırlıkları

Kâfirlerin işkence ve baskıları son hadde ulaştığı bir sırada, müminlerin Medine şehrine hicret etmelerine izin verildi. Böylece Peygamberliğin 14'üncü yılında iman ehli, birer, ikişer, küçük gruplar halinde Mekke'den ayrılmaya başladılar. Allah yolunda uğradıkları zulüm ve cefâdan dolayı, mallarını, mülklerini, yakınlarını terkederek yine Allah rızâsı için memleketlerinden göç ediyorlardı.

Müminlerin hicreti, Medine'li müslümanlarla son Akabe bîatı sırasında Zilhicce ayında kararlaştırılmıştı. Mîlâdî 622 yılının Nisan ayına rastlayan Muharrem ayı başlarında da hicret için izin çıkmıştı. Kureyş kâfirleri, düşman oldukları kimselerin aralarından ayrılmalarını istemekle beraber, bir taraftan da endişeleniyorlardı. Onun için istemedikleri insanların çıkıp gitmelerinde bile düşmanlıktan geri kalmıyorlardı. Kâfirlerin zararından korunmak için bütün müminler gizlice göç ederlerken, Hazreti Ömer kılıcını kuşanmış bir halde Kabe'yi tavaf ettikten sonra, din düşmanlarına meydan okuyarak yola çıktı. Kendisine kimse karşılık vermeye cesaret edemedi.

Müslümanların dinleri uğruna her şeylerini bırakıp vatanları olan Mekke'den ayrılmalarına "Hicret", kendilerine "Muhacirler", onları Medine'de karşılayıp Allah için her türlü maddî ve manevî yardımda bulunan müminlere de "Ensâr" adı verildi. İslâm Dininde zulme uğrayanların yurdlarını terkedip yeni bir memlekete sığınmaları ve orada yaşayan müslümanların kendilerine kucak açıp kardeşçe davranmaları gibi büyük bir dayanışma ve kaynaşmayı, Allah yolunda beraber çalışmayı sergileyen Hicret hadisesi, tarihte çok mühim bir yer tutmaktadır.

Öldürme Kararı
Bir müddet sonra Mekke'de Peygamberimiz, Hazreti Ebû Bekir, Hazreti Ali ve hapsedilenlerle beraber bir kaç mümin kalmıştı. Kureyş kâfirleri önce kendilerinden kurtulduklarını sanarak rahatladıkları müminlerin, Medine'de toplanıp birleşerek kuvvet bulduklarını görünce endişeye kapıldılar. Çünkü Medine, Mekkelilerin Şam ticaret yolunun üzerinde bulunuyordu. Bu sebeple, kendileri için tehlike gözüküyordu. Üstelik müminlerin orada iyice kuvvetlenmeleriyle islâm'ın civar kabilelere de yayılması, tehlikeyi daha da büyütüyordu.

Kureyş kâfirleri acele olarak toplandılar. Peygamberimiz Aleyhisselâm gidip müminlerin başına geçmeden bu işi bitirmek, tehlikeyi ortadan kaldırmak istediler. Ne yapacaklarına dair uzun uzun konuştular. Zincire vurup hapsetmek veya başka bir yere sürgüne göndermek gibi bir çok fikirler ileri sürdüler. Ancak bunların hepsinin bir mahzuru ortaya çıkıyor, istenilen neticeyi vermesi de şüpheli görülüyordu.

Nihayet en cin fikirlileri olan Ebû Cehil, Peygamberimizin vücudunun ortadan kaldırılmasını söyledi. Kan dâvasını önlemek için de, her kabileden seçilecek birer yiğidin topluca hücum etmelerini ileri sürdü. Böylece kimin öldürdüğü bilinmeyecek, Hâşim Oğulları da bu kadar kabileye karşı koyamayacağı için diyet ödenmesine razı olacak, iş de kolayca kapanıverecekti.

Ebû Cehil'in fikri kabul edildi. Kureyş'in çapulcuları Peygamberimiz Aleyhisselâmı öldürmek için saadetti hanesini geceleyin çevirdiler. Niyetleri kapıdan sabah vakti çıkar çıkmaz işlerini bitirmekti. Ancak Allahü Teâlâ, Cebrail Aleyhisselâm ile onların kötü ve korkunç niyetini sevgili peygamberine bildirdi. Efendimiz (A.S) de yatağına Hazreti Ali'yi yatırdı. Kendisi ise, Yasin Sûresi'ni okuyarak müşriklerin arasından çıkıp gitti. Kâfirler işin farkına bile varamadılar. Sabahleyin yatakta Hazreti Ali'yi görünce küplere bindiler.

1-2-3-4-5-6-7-8-9-10-11-12
 Ana Sayfa | Destek | İletişim
Copyright © KutluDogum.Org
Design&Code İBG
Siteyi En İdeal Internet Explorer 7 & Firefox ile 1024*768 Formatında Görüntüleyebilirsiniz.